14
Tem 10

groupon, grupanya ve şehir fırsatı

Şu anda aktif olarak Türkiye’de 6 groupon klonu bulunmakta. İlk iki sırayı ise sehirfirsati ve grupanya alıyor.

Citydeal (Mayıs 2010′da groupon tarafında satın alındı) geçtiğimiz Nisan ayında 2.5 milyon Euro  yatırım ile Türkiye pazarına da giriş yaparak sehirfirsati.com adresinde faaliyete başladığını 17 Mayıs’da yayınladığı basın bülteni ile duyurmuş. Grupanya genel müdürü Baran Dilber ise 10 Haziran’da turk.internet.com’a “ Alp Saul ve Cem Sertoğlu’nun yön verdiği yatırımcı konsorsiyumu 1 yıl içerisinde aktarılacak 5 milyon TL tutarında yatırım taahhüdüyle Mayıs 2010 itibariyle Grupanya’ya %50 oranında ortak olmuş bulunuyor. Tüm bu kriterleri göz önüne aldığımızda, Grupanya’nın ülkemizde e-ticarete yeni ve farklı bir boyut kazandıracağına inanıyoruz.” açıklamasını yapmış. Bu iki açıklama şirket değerleri ve yapılan yatırımlar hakkında fikir veriyor.

Mevcut durumu analiz edebilmek için Şehir Fırsatı ve Grupanya’nın İstanbul için kaçan fırsatlar bölümünü inceledim. Yaklaşık 2 aylık veriyi derleyerek (ki burada tüm işlemler yer almayabilir, sadece siteler tarafından yayınlanan veriler ile yapılan bir analiz olduğunun altını çizmek istiyorum) aşağıdaki sonuçlara ulaştım. Öncelikle tablodaki kolonları açıklamak istiyorum.

  • Birim Fiyat: Düzenlenen kampanyanın indirimsiz fiyatı.
  • İndirim: İşletme tarafından kampanyaya özel yapılan indirim.
  • Net Fiyat: Kullanıcıların her bir kampanya için ödedikleri indirim uygulanmış tutar.
  • Satış Adedi: Kampanyanın kaç kişi tarafından satın aldığı.
  • Brüt Ciro: Kullanıcıların satın aldıkları kampanya için siteye ödedikleri toplam tutar.
  • Site Karı: Sitenin kampanya üzerinden aldığı komisyon (analizde %15 olarak öngörülen bu oran tahmine dayanmaktadır, sitelerin farklı işletmeler için farklı oranlar uyguladıklarını düşünüyorum).
  • İşletme Geliri Net: Sitenin kampanyayı düzenleyen işletmeye transfer edeceği tutar.
  • İşletme Katkısı: İşletmenin, kampanyayı düzenleyerek katlandığı maliyet.
  • CAC (Customer Acquisition Cost):İşletmenin bir kişiyi işletmesine getirebilmek için katlandığı maliyet.

Sehirfirsati.com 2 aylık periyotta 12.815 adet kullanıcıya satış yapmış ve ortalama satış fiyatı 24.4 TL olmuş. Sitede ortalama indirim oranı %52 olarak gerçekleşmiş. Sitenin cirosu 313.058 TL olmuş ki burada önemli bir konunun altını çizmek istiyorum. Sitede yaratılan ciroyu şirketin geliri olarak değerlendirmemek gerekir. Bu cironun üzerinden site 46.959 TL gelir elde etmiş. Yani, sitenin bu periyotta kazandığı 46.959 TL olmuş. Yukarıda da açıkladığım gibi bu hesaplama %15 site komisyonu üzerinden yapıldı. Site, farklı müşteriler için daha fazla veya daha az komisyon uygulamış olabilir. Burada amaç işleyiş ve pazar büyüklüğü hakkında genel bir fikir vermektir. Bu kampanyaları düzenleyen işletmeler 400.464 TL bir yüke katlanarak müşterilere ulaşabilmişlerdir. Bir kişiye ulaşma maliyeti ise ortalama 31.2 TL olarak hesaplandı.

Grupanya için aynı çalışmayı yaptığımda Yoga Academy’nin gerçekleştirdiği kampanyayı dahil etmeden sonuçlara bakmanın daha sağlıklı olacağına karar verdim. Yapılan indirimin %88 olması ve çok fazla sayıda talep görmesi ortalamayı bozacağından iki toplam alarak konuyu değerlendirdim. Bu analizde Yoga Academy kapsam dışında tutulmuştur. Grupanya, 2 aylık periyotta 11.345 adet kullanıcıya satış yapmış ve ortalama satış fiyatı 34.3 TL olmuş. Sitede ortalama indirim oranı %52 olarak gerçekleşmiş. Sitenin cirosu 389.198 TL olmuş ve bu ciro üzerinden site 58.380 TL gelir elde etmiş. Bu kampanyaları düzenleyen işletmeler 520.690 TL bir yüke katlanarak müşterilere ulaşabilmişlerdir. Bir kişiye ulaşma maliyeti ise ortalama 45.9 TL olarak hesaplandı.

İki siteyi karşılaştırdığımızda operasyonel ve finansal açıdan büyük bir fark görülmediği ortaya çıkıyor. Ancak, önceki yazımda da belirttiğim gibi sitelerin gelirlerinin artması için, teklif sayısının ve parasal hacminin artması gerekiyor. Ortalama kampanya tutarı ve yapılan satış arttıkça siteler daha fazla gelir elde edecekler. Bunun için ise yüksek satış hacimli kampanyalar düzenleyebilmeleri, başka şehirlere yayılmaları veya kategoriler altında kampanyalar yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

Steven Carpenter‘ın groupon ile ilgili yaptığı analizlere ait aşağıda yer alan tablolar bize yurtdışındaki trend hakkında bilgi veriyor. İlk tabloda groupon’da hangi kampanyalar yapılıyor sorusunun cevabını görüyoruz. 2009′un son çeyreğinde restaurantların yaptığı kampanyalar ağırlığını gösterirken, 2010 yılının ilk çeyreğinden itibaren aktivite, yemek, salon/spa ilk 3 sırayı paylaşıyor. Bu tablo bizdeki sitelerdeki neredeyse tamamen restaurant ağılıklı kampanya dağılımından ise bir hayli farklı. Ancak ben bu durumu, ilerleyen süreçte bizde de farklı kategorilerin öne çıkacağının bir göstergesi olarak görüyorum.

Groupon’un 6 aylık zaman diliminde nasıl bir ilerleme gösterdiğini ise aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. 6 Kasımda yapılan 17 kampanyada 10.018 kişi $239.278 tutarında hizmet/ürün satın alırken, 16 Nisan 2010′da bu rakamlar ciddi oranlarda artış göstermiş. 31 kampanya, 45.910 kişi ve $1.263.346 satın alınan hizmet/ürün. Kampanya ortalama satış fiyatı ise $24.65′dan $44.94′e çıkmış. Bu gelişmelerde tabiki groupon’un gelirlerine yansımış. Burada açıkça görülüyor ki, yapılan kampanya sayısı ( aktif olunan iller ile direkt ilişkili), kampanyaları satın alan üyeler ve kampanyanın ortalama satış fiyatı, groupon’un gelirini ve karlılığını direk etkiliyor.

Yeni kurulan işletmeler, yada sabit maliyeti yüksek olan (otel, restaurant, havuz, spa ve hatta havayolu gibi) ve yeni müşteriler ile bu maliyeti düşürebilecek iş modelleri için groupon modeli ideal gibi gözüküyor. İşletmeler açısından ise hangi gün kampanyalarını çıkacaklarının önemi olmalı. Günlük satınalmalar incleendiğinde belirli günlerde belirli kategorilerde bir yoğunlaşma görüleceğini düşünüyorum. Kredi kartına taksit private shopping için nasıl itici bir güç ise aynı durum gruponlar için de öngörülebilir.

Gruponlardan alınan hizmetin garantisinin mutlaka verilmesi gerekiyor. Yani üye hizmeti aldı, kuponu kullanmak için işletmeye gitti ve yer yok vb sebeplerle içeri giremedi yada  başka bir problemle karşılaştı. Bu ve benzeri sorunlar için bir yol haritası mutlaka çizilmeli diye düşünüyorum.

İlerleyen süreçte daha çok kampanya duyacağımız kesin. Hangi sitenin ipi göğüsleyeceğini hep beraber göreceğiz.

kaynaklar: groupon, grupanya, sehirfirsati, wsj, techcrunch, steven carpenter,

tamisabet.com
temmuz 2010
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


11
Tem 10

grup satınalma ve groupon iş modeli

Yakın zamanda tanıştığımız ve özel alışveriş sitelerinden sonra yeni furya olan grup satınalma siteleri popülerliğini gittikçe arttırıyor. Bu konseptin yaratıcısı ve isim babası olan groupon.com hakkında biraz bilgi vermek ve iş modelini analiz etmek istiyorum.

Groupon, Kasım 2008’de kuruldu. Genel merkezi Chicago’da ve 300′den fazla personeli bulunuyor. Aralık 2009 itibariyle aldığı yatırım  $37.8 mn. Nisan 2010′da ise Digital Sky Technologies (facebook ve zynga’ya da yatırım yaptı) ve Battery Ventures önderliğinde $135 mn yatırım aldı. En son aldığı yatırımın $1.35 milyar şirket değeri üzerinden gerçekleştiği tahmin ediliyor. Groupon, kurulduktan sadece 18 ay sonra şirket değerini bu denli arttırması gerçek bir başarı ve haliyle bütün gözleri bu pazara çevirdi.

Sistemin işleyişi ise gerçekten basit. Tanıtımını yapmak ve yeni müşterilere ulaşmak isteyen işletme, cazip indirim oranıyla groupon üzerinde bir kampanya düzenler. Groupon, bu indirimi kullanıcılarına duyurur. Teklif kullanıcılar tarafından tamamen satın alınarak tamamlandığında, groupon teklifteki bedeli satın alanların kredi kartlarından tahsil eder. Groupon, işletme ile yapmış olduğu anlaşmada belirlenmiş olan komisyonunu aldıktan sonra kalan bölümü kampanyayı düzenleyen işletmeye transfer eder. Tekliflerin geçerli olabilmesi için ise işletme tarafından belirlenen minimum sayıdaki kişinin teklifi satın alma şartı bulunmakta. Bu sayıya ulaşılmaz ise teklifler geçerli olmuyor ve ne groupon, ne işletme ne de kullanıcılar kazanamıyor. Teklif sadece bir gün için geçerli oluyor ki bu satınalma iştahı açısından önemeli bir itici güç. Kullanıcılar da indirimin geçerli olması için teklifleri yayıyorlar. Burada verilen indirim, aynı private shopping’de olduğu gibi konseptin itici gücü.

Konuyu basit bir örnekle açıklamak gerekirse, bir restaurant $100′lık bir menüyü %50 indirimle 50 liraya kampanya yapıyor olsun. Teklifin geçerli olabilmesi için ise 1.000 kişilik bir limit belirlesin. Groupon’un kampanya kar marjının ise %30 olduğunu öngörelim.  Restaurant, normalde bu 1.000 kişiye direkt ulaşabilseydi $100.000 lik bir ciro yapacaktı ($100 menü*1.000 Kişi = $100.000). Restaurant, gruopon’u kullandığında ise  $35.000 net satış yapmış olacak ($50 indirimli menü*1.000 Kişi = $50.000 Ciro – $15.000 groupon payı (cironun %30′u) = $35.000).  Restaurant’ın müşterilerine direkt erişmesi ile groupon kullanması arasındaki fark olan $65.000, 1.000 kişiye erişip o kişilerin restauranta getirmesi için katlanılan pazarlama gideri olarak değerlendirilmesi gerekir. Yani bu durumda restaurant her bir kişiyi işletmesine getirebilmek için $65 gidere katlanmış oluyor (customer acquisition cost).

Groupon’un gelir modelini Christian Dahlen tarafından hazırlanmış olan aşağıdaki tabloda da görebilirsiniz. Gelirin artması için, teklif sayısının ve parasal hacminin artması gerektiği anlaşılır bir biçimde gösterilmiş.Operasyonel giderler içerisinde, direkt satış yada telesatış maliyeti ile birlikte satış destek ekibinin en yüksek gider kalemini oluşturduğunu düşünüyorum. Kredi kartıyla satış yapıldığı düşünüldüğünde ise banka komisyonlarının işlem hacimlerindeki artışa paralel olarak ciddi rakamlara yükselmesi kaçınılmaz. Groupon iş modelinde altını çizmem gereken bir önemli nokta ise tahsliatlar ve ödemeler dengesi. Groupon, kullanıcılardan kampanyaya ait ücreti kredi kartlarından tahsil etmesine rağmen, işletmeye bu tutarın ilgili kısmını ortalama 30-90 gün arasında transfer ediyor. Bu durum ise groupona işletme sermayesi yaratıyor. Yani groupon, aslında bir şekilde kısa vadeli operasyonel nakit ihtiyaçlarını işletmelere fonlatıyor (negatif working capital).

Hitwise’ın açıklamasına göre grup satınalma sitelerinin ziyaretçi sayısı 1 yıl önceye göre 72 kat artmış, pazar payında ise grupon birinci sırada, siteye ziyaretçi yollayan kaynaklarda ise açık ara facebook önde, sonrasında ise mail sağlayıcılar var. Yani sosyal medyanın ve mail listelerinin kullanımı ziyaretçi yaratıyor.

Groupon’un işletmeler için alternatif bir mecra olarak düşünülmesi gerekiyor. Groupon’da şirket reklamını yapıyor, maliyetine katlanıyor ve karşılığını almaya çalışıyor. İşletmeler için google gibi mecralarda yapılan reklamların sürekliliği söz konusuyken, groupon’da bu süreklilik mümkün değil. Yani işletmelerin yüksek indirimler vererek bu şekilde müşteri kazanması ekonomik olamayacaktır. Ancak, groupon’da 1 müşteriyi işletmeye getirebilmek için katlanılacak maliyet net iken, google’da kampanyanın oluşturulması ve yönetilmesindeki başarıya bağlı olarak alınmış bir finansal risk söz konusu.

İşletmelerin en az komisyon ödeyeceği site yerine, en popüler olanında kampanya düzenlemeyi tercih edeceklerini düşünüyorum. Burada şirketlerin pazarlama giderlerinde ki düşüşten çok, daha fazla kitleye ulaşma hedefinde olmaları gerektiğine inanıyorum. Eğer internetten alışveriş yapıyorsanız, kullanıcı olarak bir siteye bağlı kalmak gibi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum. Kullanıcılar, eğer 10 site varsa hepsine bakıp en iyisini seçebilir (ki burada da hem private shopping hem de grup satınalma için yeni yeni karşılaştırma siteleri görebiliriz).

Adidas tarafından viral kampayna olarak dizayn edilen freestripes.com ve dell tarafından kurulan dellswarm.com grup satınalmanın markalar tarafıdan direkt hayata geçirilmiş hali. Bu gibi şirketlerin uygulamaları ile birlikte, zappos gibi twitter’ı aktif olarak kullanan diğer şirketleri de göz önüne aldığımızda, firmaların sundukları özel fırsatları duyurmak için hayata geçirilecek olan twitter’ın earlybird hesabı groupon için bir tehdit olabilir mi?

Bu arada eklemek istiyorum ki, groupon ile McClatchy Interactive – ABD 3. Gazete yayıncısı- bir anlaşma imzaladı.  Groupon sadece bu gruba özel günlük fırsatlar düzenleyecek ve bu fırsatlar sadece bu grubun sitelerinde yayınlanacak. Groupon için farklı bir gelir kaynağı ve yeni kitlelere ulaşma fırsatı.

Ek olarak groupon mob.ly satınalmasını gerçekleştirerek mobil pazarda da gelişmesini sürdüreceğini gösterdi, ki uzun vadede bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bence pazarda ilerleyen süreçte küçük/butik oyunculara da yer olacaktır. Grupon’da ortalama satışların 3.000 olduğunu öngörürsek, bu hacme ulaşamayacak ölçüde kampanya düzenlemek isteyen işletmeler de bir pazar oluşturacaktır. Yani günde 100 liralık ancak kapasite vb. nedenlerle 100 tane satışı içeren bir kampanya yapmak isteyen bir işletme büyük oyuncular için ne kadar çekici olabilir?.

Şirketler, grupon’u bir direkt satış kanalı yerine bir pazarlama kanalı olarak görmeliler. Burada günlük kampanya ile bir kar elde etmek yerine, yeni müşterilere ulaşma yolu tercih edilmeli. Konunun ana fikri bu sanırım. Şirketlerin bu şekildeki kampanyaları her zaman yapma imkanları olmadığı için, bu erişimi bir fırsat olarak görerek müşterileri tutabilmenin yoluna bakmalılar. Groupon modeli, işletmelerin müşteriye ulaşmalarının yeni bir yolu olduğu için ne kadar benimsendiğini zamanla göreceğiz. Bir sonraki yazımda finansal detayları da vermeye çalışacağım.

kaynaklar: groupon, mashable, techcrunch, wsj, nyt, christian dahlen, yipit, permuto, hitwise

tamisabet.com
temmuz 2010
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


04
Nis 10

Çin yerel arama motoru Baidu ve Google

Google’ın Çin macerası Eylül 2000’de Çince dilinin arama motoruna eklenmesiyle başlıyor. Google, bir Çin şirketi olan Netease ile Çin’de arama servisi hizmeti vermek için işbirliği anlaşması imzalıyor. Eylül 2002 de ise Çin hükümeti ilk bloklamayı yapıyor. Google, Mayıs 2005’de Çin hükümetinden ofis açabilmek için gerekli lisansı alıyor. Çin’de google.cn ile faaliyet gösterebilmek için ise Ocak 2006’da Çin hükümetiyle anlaşıyor ve hükümetin sansür politikalarına uygun olarak arama sonuçlarında bazı kısıtlamalara gideceğini taahhüt ediyor. Sansüre destek olarak da değerlendirilebilecek bu taahhüt ise o tarihte ABD’de pek de hoş karşılanmıyor. Google adına Elliot Schrage, ABD temsilciler meclisinde kurulmuş olan ve global insan hakları konusunu da içeren bir alt komitede Şubat ayında Google’ın aldığı bu karar ile ilgili olarak bir ifade veriyor. Bu tarihte hisse senetleri önemli ölçüde değer kaybediyor ve çeşitli protestolar düzenleniyor. Mart 2009’da YouTube Çin tarafından bloklanıyor. Tüm bunlara rağmen Google 2010 yılına kadar Çin hükümetine vermiş olduğu taahhüdü yerine getiriyor. Ocak ayında Çinli insan hakları savunucularının Gmail hesaplarına yapılan atak üzerine Google Çinli yetkililerle görüşerek sansür uygulamasına son vermenin yollarını arıyor. Görüşmeler olumsuz sonuçlanınca, Google 22 Mart’ta yaptığı açıklama ile Çin’deki pazarlama faaliyetlerini sürdüreceğini, ancak google.cn ile faaliyet gösterdiği arama motoru servisini Hong Kong merkezli ve sansürsüz google.com.hk’ya yönlendirileceği açıklıyor.

Google’ın bu kararına ilişkin olarak Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada ise, Google’ın Çin yasalarına uyma konusundaki yazılı sözünü bozduğu ve ticareti siyasete alet ettiği suçlaması yapılıyor.

Google bu tarihte sonra ise günlük olarak hangi servislerin Çinli kullanıcılara açık olduğunu blogspot aracılığı ile duyuruyor. Aşağıda güncel durumu görebilirsiniz.Google’ın Çin’deki rakibi ise Baidu. Baidu Ocak 2000’de kuruldu ve Çince arama servisini Eylül 2001’de yayına aldı. 2008 yılında Japonca servisi yayına soktu. 2005 yılından itibaren Nasdaq’ta faaliyet gösteriyor. Burada altını çizmek istediğim bir konu var. Google 2004 yılında $5 milyon karşılığında aldığı %2.6 hisseyi Çinde faaliyet gösterme iznini aldıktan sonra 2006 yılında $60 milyon’a satıyor.

Google’ın Çin’den çekilme kararı Baidu için çok önemli. Baidu Çin arama pazarında %64 Pazar payı ile lider konumda. Google ise %33 ile ikinci sırada. Altını çizeceğim bir diğer konu ise Baidu’nun yaklaşık 3.500 kişilik bir satış ekibi olmasına karşılık Google’ın bir saha satış ekibinin olmamasıdır. Yahoo ve eBay’in Çin macerasına baktığımızda, Google’ın Çin’de operasyonu olan internet şirketleri içerisinde pazar payını ciddi ölçüde arttırabilen ilk şirket olduğunu görüyoruz.Baidu’nun gelirlerinin tümü reklam gelirlerinden oluşmakta. Gelir modeli Google Adsense ile aynı. 2009 yılında net $611 milyon gelir elde etmiş. $235 milyonluk operasyonel karı ve %38 margin ise gerçekten iyi. Aşağıda 2008-2009 fiili sonuçlar ile Morgan Stanley tarafından öngörülen 2010-2012 sonuçlarını bulabilirsiniz.  Morgan Stanley, Google’ın Çinden çekilmesiyle birlikte Baidu için gelir hedefini yükseltmiş.

Baidu,  reklam veren müşterilerini bir önceki yıla göre %13 arttırarak 223.000’e çıkarmış. Bu rakam Çin’deki SME’lerin sadece %1’ine denk geliyor ki bu Çin pazarının daha çok büyüyeceğinin bir göstergesi. ARPU ise %24 artarak $828’e yükselmiş. Çin neden bu kadar önemli?. Çin internet kullanıcı sayısı geçen yıla göre %29 artarak 384 milyona ulaşmış. Bu rakam yaklaşık 308 milyon olan ABD nüfusu ve 33 milyon olan Kanada nüfusları toplamından daha fazla. İnternet kullanıcılarının 346 milyonu yani yaklaşık %90′ı ise broadband bağlantıya sahip. Çin’in nufusunun yaklaşık 1.3 milyar olduğunu kabul edersek, bu durumda internet penetrasyon ise yaklaşık %29 olarak hesaplanabilir.Mobil internet kullanıcıları ise geçen yıla göre 120 milyon artarak 233 milyona ulaşmış. Bu rakam toplam internet kullanıcılarının yaklaşık %61’ine denk gelmektedir.

McKinsey tarafından 2009 yılında yapılan bir araştırmada, Çinlilerin ne kadar internet bağımlısı olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Büyük 60 şehirde yapılan araştırmada Çinlilerin boş zamanlarının %70’ini internette geçirdikleri, daha küçük şehirlerde ise bu orananın %50 olduğu ortaya çıkmış.

ABD internet penetrasyonunun %20’den %60’a ulaşması 6 yıl, Japonyanın %20 den %40’a artışı 3 yıl almış. emarketer’a göre 2013 yılında Çin internet kullanıcı sayısı 840 milyona penetrasyon ise %61’e ulaşacak.Piper Jaffray analisti Gene Munster, 2010 yılı Çin arama pazarını $1.2 milyar olarak öngörmüş. Baidu Pazar payını %65, google’ı ise %26 olarak belirlemiş. Bu varsayımlar ışığında, Google’ın 2010 yılı toplam gelirleri içerisinde Çin’in payını %2 olarak hesaplamış.

2009 yılı için ise, Google  Google Çin operasyonlarından geliri yaklaşık $330 milyon olarak tahmin ediliyor. Bu rakam ise 2009 yılı toplam gelirleri olan $26.5 milyarın %1.5 kısmını oluşturuyor.1 Nisan itibariyle, Baidu piyasa değeri $15.6 milyar, Google ise $180.4 milyar. Google kararından sonra Baidu’nun hisse senetlerinde yaşanan artışı aşağıda görebilirsiniz.Gelirlerin düşük olmasına rağmen, Google neden dünyanın en hızlı gelişen pazarındaki operasyonlarını sekteye uğratıyor?. Bu sorunun cevabını vermek çok kolay değil. Politik sebepleri olabileceği gibi, Google’ın yeni müşteriler bulmak için yerel Çinli rakibi Baidu’dan daha fazla maliyete katlandığını öngörüsüyle, karlı olmayan operasyonun kapatılması için Çin ile yaşanan sıkıntıları öne sürebileceğini alternatifler arasına alabiliriz. Google, yaptığı açıklamada satış ve araştırma departmanlarını kapatmadığının altını çiziyor. Bu durum ilerleyen süreçte ekonomik ve politik ortamın değişmesiyle Google’ın tekrar Çin’e dönebilmesi için bir imkan sağlayabilir. Burada Google, Yahoo ve eBay gibi local bir ortak ile operasyonlarına devam edebilir. Google’ın piyasaya sürdüğü mobil işletim sistemi olan Android’i de göz önüne aldığımızda, ilerleyen süreçte Google’ın bu kadar hızlı büyüyen bir pazarda tekrar yerini alacağına inanıyorum. Google’ın bir sonraki adımını hep beraber izleyeceğiz.

kaynaklar: google, baidu, citigroup, morgan stanley, bbc, ycharts, wsj, nyt

tamisabet.com
Nisan 2010
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


09
Oca 10

amazon.com

Amazon.com hakkında yazıya başlamadan önce, şirketin değeri hakkında bilgi vermenin ilgi çekici olacağını düşünüyorum. Amazon.com’un piyasa değeri aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi 57.6 Milyar USD.Bu rakamı daha iyi anlayabilmek için çarpıcı olduğunu düşündüğüm bir örnek vermek istiyorum. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi amazon.com’un değeri ebay, bestbuy, expedia ve iac/interactive (match.com, ask.com, vimeo.com sahibi) toplamından daha yüksek.

Amazon.com için teknik analiz yapma niyetinde değilim. Şirketin piyasa değerinin gerçek değerinin çok üstünde olduğunu öne süren yatırımcılar olduğu gibi, hisselerin hala yükselme potansiyeli olduğunu düşünen yatırımcılar da var. Hisse senedi piyasasında (nasdaq:amzn) yatırımcılar tarafından belirlenen şirket değerinin altında ne yatıyor olabilir, bu konuya değinmek istiyorum.

Amazon.com finansal verileri incelendiğinde şirketin ne kadar sağlam ve istikrarlı bir finansal yapısı olduğu görülüyor, göze çarpan en önemli noktaları ise aşağıda özetledim.

  • Net satışlar istikrarlı olarak artıyor. Satışlar içerisinde elektronik ve diğer ürünler kategorisinin toplam satışlardaki payı yıllar itibariyle artış gösteriyor. Net satışlar içerisinde yer alan ve toplam satışlar içerisindeki payı %3 olan “Diğer” kategorisi ağırlıklı olarak Amazon Enterprice Solutions ve Amazon Web Services’den oluşmaktadır.
  • Operasyonel karlılık marjında yıllar itibariyle bir düşüş söz konusu ancak global ekonomik krizin etkisi 2008 ve 2009 da hissedilmemiş. Şirket, operasyonel maliyetlerini kontrol altında tutuyor.
  • Şirket nakit pozisyonunda bir bozulma yok.

Amazon.com, Amerika dışında 6 ülkede daha faliyet gösteriyor. Şirketin, uluslarası gelirlerinde artış istikrarlı olarak devam ediyor. 2009 sonunda ulusları operasyonların toplam gelirler içerisindeki payı %47’ye ulaşmış. Bu ülkeleri ve ülkelerde ulaşılabilir kategorileri aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.Amazon.com’un gelir modelleri aşağıda yer alıyor. Burada da görüleceği gibi, amazon.com platformundan sadece amazon.com satış yapmıyor, şirketlere ve bireysel kullanıcılarında satış yapmalarına olanak veriliyor.

Amazon.com üzerinden yapılan satışların %32’si 1.6 milyon aktif satıcı tarafından gerçekleştiriliyor. Bu oranın artmasının ise gelirlere olumlu yansıyacağı açık. Bu rakamın büyümesinin açıkçası ebay ve classified siteleri gibi platformları etkileyeceğini düşünüyorum. Ürünlerini satmak isteyenler daha çok kullanıcın bir araya geldiği platformları tercih edeceği kesin.

Amazon.com üzerinden satış yapanlar için çok büyük bir kolaylık olan ve altını çizmek istediğim bir diğer konu ise “Fulfillment by Amazon”. Sistemin işleyişi şu şekilde oluyor. Satıcılar ürünlerini amazon.com’a yolluyor, amazon.com bu ürünlerin depolama işlemini üsteniyor. Ürün satıldığında ise ürünün paketlenmesi, kargoya verilmesi, müşteri hizmetleri, iade işlemleri ve faturalama işlemini gerçekleştiriyor. Bu servis sadece amazon.com tarafından veriliyor. Bu ise, pazardaki rakiplere karşı ek bir üstünlük getiyor. Satıcılar, sadece ürünü satıyor, diğer bütün işlerle amazon.com uğraşıyor. Ebay gibi bireylerin internet üzerinden satış yaptığı platformlar için açık bir risk oluşturuyor. Mesela, evinizde bir yürüme bandı var ve bu ürünü satmak istiyorsunuz, fulfillment by amazon ile bu ürünü satış gerçekleşene kadar saklamak, sattığınızda ise paketlemek ve kargoya vermek için uğraşmanıza gerek yok. Bu hizmetin uzun vadede diğer platformlardan kullanıcıların kazanılmasında yardımı olacağını düşünüyorum.

Amazon.com’da sipriş sisteminde de açıkça görüldüğü gibi, amazon.com sistemi tamamen oturmuş durumda. Burada önemli bir konunun altını çizmek istiyorum.

  • Amazon.com’da bir ürünün stoktan ortalama çıkış süresi: 29 gün
  • Müşterinin satın aldığı ürün için kredi kartıyla yaptığı ödemenin ortalama tahsil süresi: 34 gün
  • Amazon.com’un yapılan satışa ilişkin tedarikçisine yaptığı ödemenin ortalama süresi: 57 gün

Dolayısıyla, amazon.com’un müşteriden satışa ilişkin tutarı kasasına almasıyla ilgili ürün için tedarikçiye yaptığı ödeme arasında ortalama 23 gün bulunmakta. Bu süre boyunca nakit amazon.com’da kalıyor ve amazon.com bu nakiti kullanıyor. Yani amazon.com kurmuş olduğu model ile net çalışma sermayesi sıkıntısı çekmesi mümkün değil.

Bu durumu, özel alışveriş (private shopping) siteleri içinde uygulandığını kabul edebiliriz.  Bu açıdan yaklaşıldığında nakit yönetimi açısından çok karşı bir model.

Amazon.com sistemi nasıl çalışıyor, yani bu gelirler yaratılırken çarklar nasıl dönüyor. Amazon.com’da bir kitap satmak sadece işin gözüken kısmı. Icerberg’in gözükmeyen kısmına ilişkin işleyiş ise aşağıda. Amazon.com yeni gelir modelleri yaratma konusunda gerçekten şaşırtıcı. Amazon.com associates programı Twitter entegrasyonunu 4 Kasımda kullanıcılarına duyurmuş. Programa katıldığınızda beğendiğiz bir ürünü twitter’da paylaşabiliyorsunuz ve eğer sizi takip eden biri bu ürünü amazon.com’dan satın aldığında bu satış üzerinde komisyonunuzu alıyorsunuz (affiliate marketing). Twitter kullananların paylaşılan linkleri tıklamalarının bir alışkanlık olduğunu düşünürsek, popüler twitter kullanıcıları için bu model gelir üretebilir.

Bu durumun yayılması ile sosyal medya kullanıcıların ve blogger’ların yaptıkları tavsiyeleri paraya çevirme şansları da doğmuş oluyor. Tabiki bol bol spamle de karşılaşmış oluyoruz. Aynı durum facebook ve diğer sosyal medyada kullanılabilir. Amazon.com bu tür satışlar için şu anda %4 ile %15 arasında komisyon ödüyor. 16 kasım itibariyle blogger ile de benzer bir işbirliğine gidilmiş.Amazon.com’un bizim henüz tanışma fırsatı bulamadığımız son yeniliği ise “Kindle”. Bu ürün sayesinde 3G ile ücretsiz 60 saniyede bir kitabı download edebiliyorsunuz. Bunun için Pc veya wi-fi ihtiyacınız yok. Kindle’da yaklaşık 3.500 kitap saklayabiliyorsunuz. Bu hizmetler için aylık sabit bir ödeme de yok. Şu anki satış fiyatı Kindle DX versiyonu için 486 $.

Citibank 16 Aralık’ta yayınladığı amazon.com raporunda 2009 yılında yaklaşık 2 milyon Kindle ve 30-35 milyon adet Kindle e-book satılacağını öngörüyor. 2010 yılında ise Kindle ve Kindle e-book gelirlerinin toplamının 1.5 milyar USD olacağını (amazon.com toplam gelirlerinin yaklaşık %5′i) öngörüyor.Amazon.com tarafından geliştirilen Whispersync teknolojisinin sağladığı senkronizasyon ile Kindle’a bağlı kalmak zorunda kalmıyorsunuz. Kitabınıza kaldığınız yerden iphone’unuzdan okumaya devam edebiliyorsunuz.

Amazon.com’un Kindle ile iligli yaptığı açıklamadan önemli bir bölüm “Kindle 2 will also sync with a range of mobile devices in the future.” Bunu, Kindle ileride mobil telefonlar ile senkronize olabilecek, yani mobil telefonlarınızdan da Kindle kütüphanenize erişip kitaplarınızı okuyabileceksiniz şeklinde tercüme edebiliriz sanırım. Kindle arşivinize heryerden ulaşabilmeniz çok büyük bir imkan. Kindle ile yeni reklam modelleri de geliştirilebilir tabiiki. Mesela gittiğiniz kafede size önerilen kitapları Kindle ID’niz ile okuyabilirsiniz. Tabiiki önce reklamları izledikten yada okuduktan sonra. Kindle ile sadece e-book değil, gazete ve dergi de okumanız mümkün. Kitapları, dergileri daha ucuza almak, yada gazeteleri daha ucuza okuyabilmek için basılı olmayan versiyonların uzun vadede tercih eileceğini düşünüyorum.

Citibank’ın yayınladığı raporda da altını çizdiği gibi amazon.com’un yenilikçi ve istikrarlı yönetimi, müşteri bazlı uygulamaları, pazardaki rekabet gücü ve (hatta monopol konumu), online ticaretin büyümesi ile doğru orantılı büyüme potansiyeli, yurtdışı operasyonlarının güçlenmeye devam etmesi, güçlü ve oturmuş iş modeli ile finansal yapısının (nakit pozisyonu, kar yaratma potansiyeli ve güçlü marjinleri) yatırımcılar tarafından satın alındığını söylemek doğru olacaktır.

kaynaklar: amazon.com, citigroup global markets, digital4sight, ycharts,

tamisabet.com
Ocak 2010
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


23
Ara 09

internet aboneleri ve mobil pazar

Telekomünikasyon Kurumu, üçer aylık periyotlarla Türkiye Elektronik Haberleşme Raporu’nu yayınlıyor. Rapor, sektöre ait çok değerli verileri içeriyor. Toplam arama trafiğinde 2009 3.çeyrek verilerine göre bir önceki yıla göre mobil telefon ile aramalarda %41 artış görürken, aynı dönem için sabit telefonlar ile aramalarda %25 oranında bir azalma dikkat çekiyor.

Mobil trafik yıllar itibariyle artmaya devam ederken, sabit hatlar ile konuşma istikrarlı bir şekilde azalmaya devam ediyor. Dolayısıyla, bu durum abone sayılarına da yansıyor. 2009 Eylül sonu itibariyle GSM abone sayısı 63.8 milyona ulaşırken, sabit hat abone sayısı 16.8 milyona gerilemiş. Mobil abonelerinin yaklaşık %76′sı ön ödemeli abone. 2002 yılına göre baktığımızda ise GSM abone sayısında %274′lük artışa karşılık sabit hat abone sayısında %11 oranında bir gerileme görüyoruz. Burada ADSL abonesi olabilmeniz için sabit hat zorunluluğunun bulunduğu gerçekliğini göz ardı etmememiz gerekir. Bu zorunluluğun etkisi düşüldüğünde sabit hat abone sayısındaki düşüşün daha yüksek olacağını tahmin ediyorum.

Eylül 2009 itibariyle Türkiye’de 6.4 milyon internet abonesi bulunuyor. Abonelerin bağlantı tiplerine göre dağılımı aşağıda yer alıyor. 2009 3. çeyrek abone sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre  %13 oranında artış göstermiş. Mobil internet abone sayısı ise 218.812 olarak açıklanmış.Burada öne çıkan ise Türkiye’de ADSL aboneliğinin, diğer abonelik tiplerine göre çok yüksek olması. AB ortalama verilerine bakıldığında, DSL %79,4, Kablo %15.3 ve Diğer %5.3 olarak bir dağılım karşımıza çıkıyor. Türkiye’de sabit geniş bant penetrasyonu ise %38 ve bu oran AB ülkeleri ortalaması olan %55’in altında kalıyor.

Türkiye mobil penetrasyon oranı %89 ve bu oran AB ortalamasının bir hayli altında. Eylül 2009 itibariyle 3G abone sayısı 5.4 milyon olarak açıklanmış.Yukarıdaki veriler ışığında, İnternet kullanıcı sayısında artış beklemek yanlış olmayacak. Ek olarak GSM pazarının ve mobil internetin gelişmeye açık olduğu ve ilerleyen süreçte değişik gelir modellerini de ülkemizde göreceğimizi söyleyebiliriz. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, smartphone kullanımın artmasının da bu trendi hızlandıracaktır. 2010 yılında Mobil internet kullanımının ve bu alandaki gelir modellerinin popüler konulardan biri olacağını düşünüyorum.
kaynaklar: telekomünikasyon kurumu, turkcell, turktelekom

tamisabet.com
Aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


20
Ara 09

smartphone pazarı & iphone ve android rekabeti

Smartphone (akıllı telefon) için, bilgisayar ile cep telefonunun birleşimi demek çokta yanlış olmaz sanırım. Smartphone’lar, email, video, harita gibi standart uygulamalar dışında hergün artan sayıda geliştirilen application’lar sayesinde neredeyse sınırsız bir esnekliğe sahip. Smartphone’lar içerisinde en bilinenleri Iphone, Blackberry, Nokia N97, HTC Hero ve Samsung Omnia olarak sayılabilir. Her bir smartphone kendine özgü bir operating system (işletim sistemi) ile çalışmakta.Aşağıda smartphone işletim sistemleri ve bu sistemleri kullanan mobil telefon üreticilerini görebilirsiniz.Smartphone penetrasyonu ülkeler itibariyle farklılıklar göstermekte. İtalya %28 ile başı çekmekte. Ancak Gartner, 2013 yılında smartphone satışlarının tüm mobil telefon satışlarının %46’sını oluşturacağını tahmin ediyor. Android’in Pazar payı ise %20.5 olarak hedeflenmiş.Google’ın desteklediği açık kaynaklı işletim sistemi olan Android, sektöre gerçek bir hareketlilik getirdiği açıkça gözüküyor. Gartner’ın yayınladığı 2009 yılı 3. Çeyrek verilerine göre %3.9 Pazar payına sahip olan Android’in,  2012 yılında %14 Pazar payı ile symbian’ın ardından 2. Sıraya yerleşeceği öngörülmüş. Nokia ve işletim sistemi olan Symbian’in pazar paylarındaki önemli ölçüde  gerileme dikkat çekiyor. Apple ise piyasaya çıktığı Haziran 2007’den itibaren istikrarlı büyümesi sürdürüyor. Blackberry ise popülerliğini hala koruyor. 2009 yılı 3. Çeyrek verilerine göre smartphone satışları bir önceki yıla göre %12.8 artarak 41 milyon adede ulaşmış. Nokia %3 Pazar payı kaybederek bugüne kadarki en düşük Pazar payı seviyesi olan %39.3’e inmiş. Bu durum symbian’ın da pazar payı kaybetmesine sebep oluyor. Balckberry (RIM) ve Iphone (Apple) piyasaya yeni sürdüğü 3GS’in de etkisiyle pazar paylarını ciddi oranlarda arttırmışlar. Açıkçası Google desteği ile Android ve Apple kendi reklamlarını gayet iyi yapıyorlar. Blacberry ise iş dünyasındaki yerini kaybedecek gibi durmuyor. Brack Obama ise bir Blackberry bağımlısı olduğunu söylerek desteğini esirgememişti. Ancak Symbian için aynı etki yaratılıyor mu?. Yani Android’i ve Apple’ı çeşitli mecralarda duyuyoruz ama pazar lideri olan Symbian’ı kaç kişi biliyor?Telefon üreticilerinin Apple ve Blackberry ile rekabet edebilmek için Android işetim sistemine ağırlık verecekleri öngörülmüş. Google burada devreye giriyor ve üreticilere geliştirebilecekleri bir platform sağlıyor.  Android aslında direkt olarak iPhone ve Blackberry ile rekabet etmiyor. Andorid açık kaynaklı bir işletim sistemi ve bu işletim sistemini kullanan telefon üreticileri ile iPhone yani Apple ve Blackberry  arasında bir rekabet söz konusu.

Açıkçası bunu biraz da Windows ile Mac OS X’in karşılaştırması gibi düşünmek gerekir. Yani çeşitli bilgisayar üreticileri kendi bilgisayarlarını üretiyorlar ve bilgisayarların çalışması için Windows işletim sistemini tercih ediyorlar ancak, Apple kendi bilgisayarını kendine ait işletim sistemi ile piyasaya sürüyor. Bunu biraz daha açmak gerekiyor. Windows yüklü bir bilgisayar aldığınızda göreceğiniz açılış ekranı, menüler ve diğer uygulamalar standarttır. Ancak, smartphone’lar için bu durum tam anlamıyla geçerli değil. İşletim sistemleri Android olan telefonları yanyana koyduğunuzda önemli farklılıklar görmeniz muhtemel. Bunun nedeni ise her bir telefon üreticisinin kendi user interface (kullanıcı arayüzü) lerini geliştirmiş olmaları. Motorola Motoblur, HTC Sense, Samsung Bada gibi. Dolayısıyla her Android yüklü cep telefonu, üzerine yüklendiği telefonun teknik özellikleri vb gibi sebepler dolayısıyla temel standartlar haricinde birbirlerinden farklılıklar gösterebilir. Android telefonlar, üreticileri tarafından özelleştirilerek hem kendi içlerinde hemde Nokia, Apple ve Blackberry gibi rakipleri ile rekabet edecekler. Aşağıdaki grafik ise analistlerin 2012 yılı beklentilerini yansıtıyor.Smartphone kullanıcıları için önemli olan bir konu da application’lar. Android’in rekabet edebilmesi için oyun veya application üreticilerininde Android ile uyumlu ürünler geliştirmesi gerekiyor. Iphone bu konuda açık ara liderliği elinde tutuyor. Iphone için 100.000 üzerinde application geliştirilmiş ve bunlar 2 milyarın üzerinde download edilmiş. Android ise 15 bin application ile pazara yeni girmesine rağmen ikinci sırayı almış durumda. Bu da Android’e olan uzun vadede ki beklentiyi gösteriyor.Smartphone’ların kullanım istatistiklerine bakıldığında, Iphone hem HTML sayfa gösterimi hemde mobil internet ve application kullanımı açısından liderliği elinde tutuyor. Android ise HTML sayfa gösterimi açısından ikinci sıradayken mobil internet ve application kullanımı açısından 3. Sırada yer alıyor. Bu sitatistikler, analistlerin uzun vadede android hakkındaki beklentilerini destekler nitelikte gözüküyor.Motorola Eylül ayında adnroid destekli ilk telefonu olan Dext’i tanıttı. Verizon ise ilk kez bir Android işletim sistemli telefon olan Motorola Droid’in lansmanına “iDon’t” kampanyası ile direk olarak iPhone’u rakip alarak, bugüne kadar yapmış olduğu en büyük promosyon kampanyalarından biriyle başladı. Böylelikle Blackberry’nin en büyük müşterilerinden biri olan verizon (satışların %28 ini oluşturuyor) kulvar değiştirmiş oldu.

Telefon üreticilerinin servis sağlayıcılar ile yaptıkları anlaşmalar pazar payı için çok önemli. Buna ek olarak, geliştirilen applicationların, cihaz fiyatlarının ve marka sadakatinin öne çıkacağını düşünüyorum. En önemli etkenlerden biri olan kullanıcıların memnuniyetinin ise uzun vadede kazananı belirleyeceğine inanıyorum.
kaynaklar: morgan stanley, nielsen, gartner, admob, flurry, appleinsider,

tamisabet.com
Aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


04
Ara 09

twitter’ın gelir modeli

Twitter’ın gelir modeli hakkında yorum yapmak gerçekten popüler bir konu. Son dönemde yapılan yorumlardan bir derlemeyi aşağıda bulabilirsiniz. Yorumlardaki gelir modeline ilişkin ortak payda ise twitter’ın şirketlerin kullanımını ücretlendireceği.tw1Hemen hemen herkes bu konu ile meşgulken, twitter varolan popülaritesini arttırmaya devam ediyor. RJMetrics verilerine göre Mart ayından itibaren aylık ortalama 8 milyon kişi twitter’a katılıyor. Toplam kullanıcı sayısı ise 50 milyonu geçmiş durumda.tw2Twitter sadece markaların kendi reklamlarını yaptıkları bir platform değil, birçok marka müşterileri ile direkt ilişki kuruyor, problemleri dinliyor ve harekete geçiyor. Zappos bunun en iyi örneklerden biri. Twitter kullanıcılarının zappos.com’un CEO’sunun twitter’da olduğunu bilmeleri, kullanıcıların markaya yaklaşımını sizce nasıl etkiler? İlginç gelebilir ama şikayet kutularının yerini twitter alabilir.tw3Dell Haziran 2007’de twitter’da yeni gelen ürünleri, indirimleri, kampanyaları ve promosyon kuponlarını takipçileri ile paylaşmak amacıyla DellOutlet hesabını oluşturdu. Dell tarafından yapılan açıklamaya göre, bu hesap üzerinden bugüne kadar 2 milyon USD tutarında outlet ürünlerinin satışını gerçekleştirdi. Ayrıca DellOutlet aracılığı ile gelen kullanıcılar, 1 milyon USD tutarında diğer dell ürünlerinden de satın aldılar. Yani Dell toplamda twitter sayesinde 3 milyon USD kazanç elde etmiş. Dell için bu rakam çok büyük olmayabilir ama birçok küçük ölçekli şirket için önemli bir rakam ve satışlarını arttırmak için etkili bir yöntem olarak değerlendirilebilir.tw4Dell açısından baktığımızda dell.com’a diğer sitelerden gelen ziyaretlerin twittter sadece 0.09%’sini oluşturuyor. Twitter’ın üye sayısındaki trendi göz önüne aldığımızda bu oranın zamanla artması kaçınılmaz. Kendi ürünlerini satmak isteyen kullanıcılar sebebiyle özellikle de ebay veya craigslist için bu oranın daha hızlı artması beklenebilir.tw51 Temmuz’da bing, twitter ile sınırlı bir işbirliğine gittiğini ve bazı kullanıcıların tweetlerini gerçek zamanlı olarak taradıklarını ve bunu bing arama sonuçları sayfasında özel olarak listeleyeceklerini açıkladı. Aşağıda bing üzerinden Danny Sullivan’a ilişkin yaptığım denemeye ilişikin sonucu bulabilirsiniz. Sonuç ve listelemedeki uygulama gerçekten ilgi çekici. Şirketlere ve kişilere ait anlık bilgilerin veya haberlerin arama motorunda eşzamanlı yer almasının arama motoru için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Google’da 21 Ekim’de twitter’da gerçek zamanlı aramaya başladığını duyurmuş, dolayısıyla gerçek zamanlı arama alanındaki rekabet kızışmaya devam edecek gibi duruyor.tw6Birçok şirket şu anda twitter’da, kendileri hakkında yapılan yorumları takip ediyor veya ürünlerinin, verdikleri hizmetlerin tanıtımını yapıyor. Birçok kullanıcı da twitter’da, şirketleri ve diğer kullanıcıların yorumlarını takip ediyor veya onların görüş soruyor. Twiiter gelir modeli ne olacak? Kesin olan bir şey var ki bildiğimiz banner reklamları olmayacak. Kendi blogların da açıkça bunun altı çizilmiş. Amaç, şirketler ile tüketicileri buluşturmak ve gelir modelini bunun üzerine kurmak. Yani ticari kullanımı ücretlendirmek. Buna ek olarak, Twitter, şirketlere bir  CRM uygulaması satabilir, kullanıcı istatistiklerini ve datalarını şirketler ile paylaşabilir, veya şirket adına twitter kullanıcılar ile iligli analizleri yapar ve şirkete raporlar. Kullancılar ile kurulacak ilişki twitter tarafından yürütülür ve bunun için şirket belirli bir ücret öder. Hatta twitter kullanıcılarına satınalmaları veya denemeleri için ürünler bile önerebilir.

Twitter’ı kullanmak gerçekten çok kolay. Kullanıcıların bu kadar kolay kullanabildikleri bir online medyanın varolması şirketler için bulunmaz bir fırsat olsa gerek. Reklam verecek olsanız, twitter’da bir hesap açarak hedef kitlenizin direkt size ulaşmalarını sağlamaya çalışmazmıydınız? Yada Dell veta Jetblue gibi sizi twiter’da takip eden 1.5 milyon kişi olsa, kampanyalarınız duyurmak için illa da başka mecralarda mı reklam vermek isterdiniz? Yada promosyon kuponlarınızı dağıtmak için ek başka maliyetlere mi katlanırdınız?

Önemli olan twitter’ın popülerliğini ve kullanıcı sayısını arttırması. Bu doğrultuda twitter iş modelini oluşturana kadar popülaritesini artırmaya devam edecek gibi. Zappos, dell gibi örnekler arttıkça da gelir modeli netleşecektir.

kaynaklar: nytimes.com, techcrunch.com, twitter.com, bing.com, dell.com, rjmetrics, compete.com

tamisabet.com
aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


30
Kas 09

eBay’in yeni yol haritası!

eBay Mart ayında yaptığı yatırımcı sunumunda yeni yol haritasını açıkladı. eBay CEO’su John Donahoe eBay’in kullanıcılarının tercihleri doğrultusunda yeniden şekillendirileceğini belirtti. Aşağıda yer alan slaytta, 2004 ve 2008 yılları arasındaki eBay gelirlerinin dağılımı yer alıyor. Açıkça görüldüğü gibi eBay gelirlerinde Auctions (açık artırma) gelirlerinin payı ciddi oranda azalırken, fixed price (sabit fiyat, hemen al vb uygulamalar) ve seri ilanların payı önemli ölçüde artmış. Kullanıcılar sabit fiyatlı satış ve alışı, geçen zaman içerisinde açıkarttırmaya tercih etmeye başlamışlar.ebay1Bu durum, günlük ortalama listelenen ürünlerde de açıkça görülüyor. Sabit fiyatlı listelemelerde 2007 yılına göre 2008’de %5 oranında bir artış meydana gelmiş.ebay2eBay tabiiki bu duruma kayıtsız kalamazdı. eBay ikincil piyasa oalarak adlandırabileceğimiz “Secondary Market” için pazar büyüklüğünü 500 milyar USD olarak yapmış. İkincil Pazar; sezon sonu, outlet, stok fazlası ve istenmeyen tasfiye edilecek stoklardan oluşmakta. eBay şu anda bu pazarın çok küçük bir alanında yer alıyor ve amacı bu pazardan mümkün olduğu kadar çok pay alabilmek. Bu doğrultuda yeni eBay outletler, parekendiciler, toptancılar ve istenmeyen ve ucuza paraya çevrilmek istenen stokları olan şirketler için en uygun platform olarak konumlandırmak isteniyor.ebay3eBay 2011 yılında açık artırma gelirlerinde daralma beklerken diğer gelir modellerinde Pazar dinamiklerinin üzerinde bir artış bekliyor.ebay4eBay’in yeni şekillenen anlayışını Avrupa eBay sitelerinde inceleyebiliriz. eBay’in bildiğimiz yapısında bir değişiklik yok ancak anasayfa İtalya, Fransa ve İspanya’da tamamiyle yeniden dizayn edilmiş. eBay.it anasayfası aşağıda yer alıyor. Anasayfada kullanıcılara iki seçenek sunmakta. eBay Classico; kullanıcıların ürünleri online olarak açık artırma veya sabit fiyatla alıp satabildikleri bildiğimiz eBay ve eBay Annunci; kullanıcıların ürün, hizmetler, personel vb gibi konularda ücretsiz yayınladılkları ve para hareketinin eBay dışında gerçekleştiği bildiğimiz seri ilanlar.ebay5Aynı uygulama eBay Fransa ve eBay İspanya’da da gözükmekte. eBay Fransa’da arama çubuğunda size açık artırma veya seri ilan da arama için bir seçenek sunulmuş. Bu değişiklikler ile eBay internet kullanıcılarının online alım ve satım ihtiyaçlarını tek bir platform üzerinden yapmasını hedefliyor.ebay6eBay İspanya’da ise yine farklı bir uygulama gözüküyor. Sitede Klasik eBay, seri ilanlar bölümleri yer alıyor. Ancak bu bölümler hem ebay.es de yer alırken hem de aynı şekilde bağımsız birer site olarak yayında. Yani, ebay anuncios aşağıda da gördüğünüz gibi ebay.es nin bir bölümü olarak gözüküyor. Tıkladığınızda ise www.ebayanuncios.es sitesine yönleniyor. Aynı şekilde ebay coches (oto) tıkladığınızda sizi www.ebaycoches.es’e yönlendiriyor. Yani ebay.es aslında tüm siteler için bir giriş sayfası olarak dizayn edilmiş. Alt siteler ise kendi domainleri üzerinden yayın yapıyor.ebay7Almanya’da ise yapılan uygulama biraz daha farklı. eBay.de’de kleinanzeigen (seri ilanlar) olarak bir tab yer almakta. eBay, seri ilan bölümünün www.ebay-kleinanzeigen.de olarak 9 Eylül’de yayına geçeceğini duyurmuş ancak siteye girdiğinizde sizi kleinanzeigen.ebay.de’ye yönlendiriyor. Yani ebay.de içerisinde bir bölüme dönüştürülümüş ve bu uygulama İtalya ve Fransa ile aynı doğrultuda. Diğer bir göze çarpan bölüm ise WOW! Weihnachten (christmas), bu bölüm daily deal olarak konumlandırılmış. Yani, hergün sınırlı sayıdaki seçilen ürünler için %70’lere varan oranda yapılan indirimler ile satış gerçekleştiriliyor. ebay8İngiltere’de ise seri ilanlar henüz ebay.co.uk içerisine alınmamış. Ancak değişiklik olarak diğer sitelerde olmayan Outlet bölümü göze çarpıyor. Açıkçası bu bölüm gerçekten de önemli, yani eBay uzun vadede private shopping olarak adlandırılan iş modelini kendine adapte edeceği gözüküyor. Ürünlerde %70’lere varan indirimler yapılıyor.ebay9ebay.com’da ise seri ilanlar ile ilgili bir bölüm direkt olarak yer almıyor ancak aşağıdada gördüğünüz gibi listelemelerde aranılan ürüne ilişkin kijiji.com alternatifini de sunuyor böylelikle seri ilanlar portalı ile bir sinerji yaratmış oluyor.  Ek olarak, ebay.com’da yapılan aramalarda üç seçenek sunuluyor, açık artırma, hemenal ve seri ilanlar. Böylelikle seri ilanlar bir şekilde ebay.com’a da dahil edilmiş oluyor.ebay10eBay, uzun vadedeki yol haritasını netleştirebilmek ve kullanıcı tercihlerini daha iyi anlayabilmek amacıyla bu değişiklikleri farklı ülkelerde hayata geçiriyor. Amerika’da seri ilanlar kijiji.com altında faliyet gösteriyor. Ancak Mart ayından Aralık ayına kadar San Antonio ve Pittsburgh eyaletlerinde kijiji.com yerine ebayclassifieds.com domaini ile yayın yapıldı. Aslında İspanya’da yapılan uygulama ile paralel bir uygulama, yani eBay markasını tüm bölümlerde öne çıkarmak istiyor. İlerleyen süreçte bütün bölümlerin İtalya ve Fransa’da da olduğu gibi tek bir eBay domaini altından hizmet vereceğine inanıyorum. Türkiye’de yani gittigidiyor.com’da henüz bu uygulamalar gözükmüyor. Türkiye’de eBay seri ilan olarak kijiji çatısı altında faliyet gösteriyor. intoko.kijiji.com.tr (eski intoko.com.tr). Burada da ilginç olan www.ebayseriilanlar.com domaini de kijiji Türkiye’ye yönlendirilmiş.Yeni eBay’in outletler, parekendiciler, toptancılar ve istenmeyen ve ucuza paraya çevrilmek istenen stokları olan şirketler için en uygun platform olarak konumlandırılabilmesi için bu değişiklikleri görmeye devam edeceğiz. Böylelikle eBay hedeflediği gibi formattan bağımsız olarak alıcı ve satıcıların buluşma noktası haline gelebilmek için bir adım daha atmış olacak.

tamisabet.com
kasım 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


26
Tem 09

müzik satışları ve dijital müzik gelirleri-2

IPSOS tarafından hazırlanan TEMPO Digital Music Discovery & Purchase Process raporunda ABD’de müzik download eden veya online dinleyen müzik tüketicilerinin bu kaynaklara nasıl ulaştıklarına ilişkin bulgular açıklanmış. müzik5Reklam destekli online müzik dinleme servislerinin illegal müzik erişimine önemli bir sekte vurduğu yukarıdaki grafikte açıkça görülüyor. Bu servislerin yaygınlaşması ve artması uzun vadede Peer to Peer (kazaa vb.) uygulamalarının etkinliğini azaltacağı kaçınılmaz. Ancak kullanıcıların müzik için para ödemeden kaçındığı ise açıkça gözüküyor. Çıkarılacak yeni yasalar ile illegal müzik erişiminin önüne geçilmesi durumda ücretli müzik servislerinin pazar payında bir artış olacaktır ancak esas kazanan myspace music gibi online müzik dinleme hizmeti sunan servisler olacaktır. Bu servislerin ödeyecekleri telif ücretleri ise dijital müzik pazarını büyütecektir.

Türkiye’de ise müzik piyasası MÜ-YAP tarafından temsil ediliyor. MÜ-YAP, Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği, fonogram yapımcılarının bir araya gelerek 2000 yılında oluşturduğu bir meslek birliği. Bağlantılı hak tanımı, yasadan gelen bir tanım. Yasa, fikri mülkiyet alanında iki ana grup hak tanıyor. Birincisi eser sahibinin hakları, ikincisi ise bağlantılı haklar. Bağlantılı haklar yapımcıların ve yorumcuların hakları oluyor.

27 kurucu üyesiyle etkinliklerine başlayan MÜ-YAP’ın üye sayısı 1 Şubat 2009 itibariyle 121’e ulaşmış. Bu üyelerin verdiği yetki belgeleriyle MÜ-YAP müzik endüstrisinin %95’ini temsil eder hale gelmişt. MU-YAP’ın da üye olduğu IFPI (International Federation of the Phonographic Industry Uluslararası Fonogram Endüstrisi Federasyonu) ise 72 ülkeden 1400 üyenin olduğu müzik endüstrisi üst örgütüdür. Dolayısıyla Müyap ülkemizdeki müzik yapımcılarının fikri mülkiyet alanındaki haklarını takip eden yasa ile kurulmuş bir meslek kurumudur.müzik4

MÜ-YAP tarafından 26.02.2009 tarihinde yayınlanan Faaliyet Raporu ilginç veriler içermekte. Dünya dijital müzük pazarı ile Türkiye karşılaştırıldığında, 2008 yılında Türkiye dijital pazarının önemli ölçüde büyüdüğü görülüyor.  Pazarın gelişmekte olduğunu ve bu alanda önemli bir büyüme potansiyeli ol duğunu söyleyebiliriz. İlerleyen yıllarda online müzik hizmeti veren sitelerin ödeyecekleri telifler ve 3G uygulamaları dolayısıyla büyüme oranında ciddi artışlar göreceğimizi düşünüyorum.

kaynaklar: mu-yap, ipsos, broadcasterinfo.net, önder özdemir


tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


20
Tem 09

myspace music ve gençler!

Nielsen tarafından açıklanan verilerine göre, 2008 Eylül ayında açılan music.myspace.com tekil ziyaretçi sayısı Haziran 2009′da %190 artarak 4.2 milyondan 12.1 milyona çıkmış. Yıllık bazdaki trafik ise %1.017 artmış. music.mysapce.com ile diğer müzik siteleri karşılaştırıldığında ise AOL Music ve Yahoo Music’ten sonra gelen music.myspace’in MTV Network Music ve Pandora.com gibi popüler siteleri kısa sürede geride bıraktığı görülüyor.musicportalsmusic.myspace.com’un 2009 haziran ayı ziyaretçilerine bakıldığında ise, siteyi 12-17 yaş grubu ziyaretçilerin ortalama internet ziyaretçilerine göre  2.4 kat daha fazla, 18-24 yaş grubu ziyaretçilerin ise 2.2 kat daha fazla ziyaret ettiği belirlenmiş.

İngiltere’de Human Capital tarafından 15-24 yaş grubundaki gençler ile müzik sektörüne ilişkin olarak yapılan araştırma sonuçları ilgi çekici. Katılımcıların;

  • %66′sı internetten ücretsiz müzik indirmenin kabul edilebilir olduğunu belirtmiş.
  • %63′ü internetten yasal olmayan yollardan müzik download etmiş.
  • %70′i internetten yasal olmayan yollarla müzik indirdiklerinde kendilerini suçlu hissetmiyor.
  • %61′i internetten müzik dinlemek için ücret ödenmemesi gerektiğini düşünüyor.
  • sahip oldukları müziklerin ortalama %43′ü için bir ücret ödememişler

15-24 yaş grubu ileride dijital müzik için potansiyel müşteri olduklarından dolayı, bu veriler sektör için çok olumlu algılanmayacaktır. Katılımcılara sorulan diğer sorular ve çıkan sonuçlar ise aşağıda;müzik1müzik2müzik3online müzik videosu izleyenler çoğunlukta, bunu youtube’un açık ara önde oluşuyla da teyit edebiliyoruz. IPOD ve MP3 player hala liderliğini koruyor.  Mobil sektördeki gelişmeler ve 3G’nin yaygınlaşması, uzun vadede tüketicilerin müzik satınalmak yerine cep telefonları ile online sitelerden müzik dinlemelerine yol açabilir. Beni asıl şaşırtan ise myspace ve facebook’un internet kullanıcıları tarafından ilk tercih edilen siteler olmaları. Bu öncelik, myspace ve facebook’un aslında birer eğlence merkezine dönüştüklerinin de bir göstergesi. Özellikle de music.myspace.com’un çok kısa sürede yüksek bir ziyaretçi kitlesi yaratabilmesi, sosyal medyanın gücünün bir göstergesi.

tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


15
Tem 09

müzik satışları ve dijital müzik gelirleri-1

Hepimiz bir şekilde müzik ile içiçeyiz. Evde, işte, arabada, yolda yürürken müzik hayatımızın parçası. Teknolojideki gelişim ile birlikte müzik dinleme alışkanlıklarımız da hızla değişiyor. Temmuz 2009 sony walkman’in 30, Ipod’un ise 10. yaş günü. Bundan 10 yıl öncesinde kasetler satıştayken bugün artık müzik marketlerde kaset bulmak neredeyse imkasız.

Endüstriye göre sektörlerin dijital gelirlere baktığımızda, PWC Global Entertainment and media Report 2008 verilerine göre Oyunlar %35 pay ile birinci sırada yer alırken, Müzik %20 payla ikinci sırada yer alıyor.

IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) tarafından yayınlanan rakamlara göre ise dijital müzik satışlarında istikrarlı bir büyüme gözleniyor. Fiziki formatlarda satışlar düşerken, dijital satışlar ve temsili haklara ilişkin gelirler ise artış göstermiş. Dijital müzik satışları 2008 yılında %28 oranında artarken, fiziki albüm satışları ve temsil haklar toplamında %15 oranında bir düşüş gerçekleşmiş. Miktar bazında, tam uzunluktaki fiziki formatlardaki (vinil, kaset, CD, video klip, dijital albümler dahil) satışlar %12 oranında düşüş göstererek, toplamda 1,6 milyar adet olarak gerçekleşmiş. 2008′de %24 artan ve dünya çapında 1.4 milyar adete ulaşan tek şarkı indirmeler internet piyasasında başı çekmeye devam ediyor ki bu rakam toplam tek şarkı satışlarının (fiziki ve internet single satışlar dahil) %94’ünü oluşturmakta.

Bu gerçekleşmeler, 2008’de kayıtlı müzik satışlarının dünyada %8,3 azalarak 18,4 milyar $’a gerilemesine sebep olmuş.

music

Dijital müzik gelirlerinin toplam müzik piyasasındaki payı ise istikrarlı olarak artıyor. 2004 yılında %2 olan pay, 2007 yılında %15’e, 2008 yılında ise %20’ye çıkmış durumda. Müzik sektöründeki dijital pazar 2008 yılında 3,7 milyar dolara erişmiş ve her yıl önemli oranda büyüme göstermiş. 2004 -2008 yılları arasındaki toplam büyüme oranı %825 olarak gözükmektedir ki bu gerçekten dikkat çekici bir oran.

IFPI’nin 2004-2008 yılları arasındaki 4 yıllık süre boyunca 16 ülkede yaptığı araştırma, dünya çapında 40 milyar adet korsan müzik ve video dosyası internet üzerinden paylaşıldığını öngörüyor. Bu rakam toplam müzik eserlerinin %95’inin korsan olarak dinlendiğini göstermekte.

NPD Group Inc. tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’de teenager’ların müzik satın alımlarında geçen yıla göre %19 oranında bir azalma olmuş. Teenager’lar daha çok ücretsiz müzik dinleme hizmeti sağlayan pandora.com veya myspace.com gibi sitelere kaymışlar. Sektörde bir daralma yaşandığını söylemek yanlış olmayacak. Bu gibi sitelerin dijital müzik satışlarına olumsuz etki yapacağı bir gerçek ancak ödenecek telif ücretlerinin uzun vadede dijital müzik gelirlerinde artışa sebep olacağı kaçınılmaz. İstikrarlı bir biçimde artan internet penetrasyonunun, internet bağlantısında yaşanan olumlu gelişmelerin ve online ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasının dijital müzik gelirlerine önemli etkisi olacağını düşünüyorum.

kaynaklar:bloomberg, npd, ifpi, müyap

tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


28
Haz 09

CEO’ların sosyal medya kullanımı

Uberceo.com Fortune 2009 listesinde yer alan ilk 100 CEO’nun sosyal medya kullanımı hakkında bir araştırma yapmış. CEO’ların Facebook, Twitter, LinkedIn, Wikipedia kullanımı ve kişisel blog sahipliğine bakılmış. Aşağıda Fortune 2009’da yer alan ilk 20 şirkete ilişkin özet veriler yer alıyor.


ceo

Uberceo tarafından yapılan araştırmada yer alan sonuçlar ilgi çekici olmakla beraber çok da şaşırtıcı değil.

  • Sadece 2 CEO’nun bir Twitter hesabı var.
  • 13 CEO’nun Linkedin hesabı var ancak bunlardan sadece 3 tanesi 10’dan fazla bağlantıya sahip.
  • CEO’ların %81’inin kişisel facebook hesabı yok. Sadece 19 CEO kişisel Facebook profiline sahip.
  • CEO’ların hiçbirinin kişisel bir blogu yok.
  • 100 CEO’nun 76′sı hakkında Wikipedia’da yazılmış makaleler var. Fakat bunlar ya güncel değil, eksik, yanlış ya da eksik kaynak bilgisi içeriyor.

CEO’ların sosyal medyaya olan ilgisizliği açıkça gözüküyor. Uberceo, bunun sebepleri olarak yasal çekinceler, zaman yetersizliği ve bilgi yetersizliğini görüyor. Ancak bu durum, şirketlerin hedef kitleleri ile direkt ilişki kuramamasına sebep oluyor. Sosyal medyaların etkili kullanıldığında şirketin marka değerine olumlu katkı yapacağı kesin. Buna ek olarak online mecrada da şirketin ve markanın bilinirliğinin artacağını ve gelişimin çok daha yakından takip edileceğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Şirket çalışanlar açısından, CEO’larının sosyal medyada yer alması, şirket ve CEO’su ile ilişki kurma şansı yaratacağından dolayı şirkete ek bir bağlılık unsuru olarak değerlendirilebilir.

 

CEO’ların geç kaldığı bir gerçek. İlerleyen süreçte CEO’lar zaman yetersizliği veya başka sebeplerden dolayı sosyal medyada yer alamasalar bile, şirketlerin kurumsal iletişim departmanlarının bu işe el atabileceklerini düşünüyorum. Bu doğrultuda uzun vadede CEO’ların sosyal medyada yer alması kaçınılmaz olacaktır.


tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


07
Haz 09

online dating (arkadaşlık)

Online dating (arkadaşlık) oturmuş ve gelir üreten bir pazar. Forrester research tarafından yayınlanan verilere göre ABD 2008 yılı pazar büyüklüğü 957 milyon $. 2009 yılında dating pazarının tüm dünyada 1.2 milyar $ olacağı bekleniyor. eMarketer/Piper Jaffray ise 2008 yılında $1.18 milyar $ olan dating pazarın 2009 yılında $1.32 milyar USD’ye çıkacağını öngörüyor.

Dating siteleri karlı bir iş modeline sahip. Verecekleri hizmetin bedelini üyelerden peşin tahsil ediyorlar. Üyelik ücretleri kredi kartı ile alındığından sürekli bir nakit akışı yaratılıyor. Şüpheli alacak sorunları ise yok. Site kurulduktan sonra geliştirme maliyeti dışında çok fazla bir sabit yatırım gerektirmiyor. Yani sabit giderler ile gelir arasında çok sıkı bir korelasyon yok, gelirler ile sabit giderlerin aynı oranda artması beklenmiyor. Ancak elbette büyüyen operasyonlarda mutlaka değişken giderlerde artacaktır. En önemli operasyonel gider kalemleri ise hosting, internet bağlantı giderleri ve üye kazanmak ve üyeyi elde tutmak için harcanan pazarlama ve tanıtım giderleri. Avrupanın en büyük dating sitesi olan Meetic.com un pazarlama giderleri 2008 yılı için gelirlerinin 57% si oranında. Churn rate (müşteri kaybetme oranı) ise 2008 yılı için 14.1%.

Online dating sektörünün lider sitesi ise Match.com

  • Nisan 1995 de kuruldu, 1999 da IAC/Interactive Corp. tarafından satınalındı.
  • Günlük ortalama 63 bin kişi yeni üye oluyor.
  • ABD de her ay ortalama 86 milyon profil araması yapılıyor.
  • 40 ülkede, 15 dilde ve 6 kıtada online.
  • Aralık 2008 itibariyle 16 milyon üyesi var 1.4 milyon ücretli üyesi var.
  • Ocak 2009’da 100% ücretsiz downtoearth.com adlı siteyi açıyor.
  • Şubat 2009′da Match.com ve Meetic.com (Fransada kurulmuş olan ve Avrupanın lider dating şirketi) işbirliğine gidiyorlar. Meetic, Match.com un tüm Avrupa operasyonunu Meetic’in 27% hissesi ve 5 milyon € karşılığında alıyor.
  • Match.com Avrupa gelirleri 84 milyon $, paralı üye sayısı ise 270 bin. Meetic.com ile birleşme sonucunda Meetic.com yaklaşık 1 milyon paralı üyeye sahip oluyor. Bu birleşme ile pazarlama giderlerinde ve diğer operasyonel giderlerde tasarruf sağlanması planlanıyor. Operasyonların tam olarak birleşebilmesi için 1.5-2 yıl gibi bir süre öngörülüyor.
  • Match.com un bağlı bulunduğu IAC/Interactive Corp. CEO’su Barry Diller, 1 Mayıs 2009 da yapılan yatırımcı toplantısında YahooPersonals ile ilgilendiklerini ve Yahoo’nun dating bölümünü almak istediklerini açıkladı. Citigroup analisti Mark Mahaney YahooPersonals değerini 500 milyon $ olarak tahmin etmiş.

Sektörü daha iyi anlayabilmek için lider şirketleri olan Match.com ve Meetic.com finansal verilerini bakmakta fayda var. Özellikle gelirlerde ve operasyonel karlılıkta 2008 yılında önemli ölçüde gerileme gözüküyor. Gelirlerdeki büyüme hızına bakıldığında ise istikrarlı bir azalış gözüküyor. Ancak şirketlerin operasyonel karlılıklarını sürdürmek için maliyetlerini düşürmeye çalıştıkları bir gerçek.


match-meeting

Gelirlerde gözüken düşüş trendinin çeşitli sebepleri olabilir. Dating sektöründe uzman Mark Brooks, 20 web sitesi seçerek bir analiz yapmış. Dating siteleri için seçilen 5 site, Singlesnet, Plentyoffish, True, Yahoo Personals ve Match. Tabloda da görüleceği gibi ziyaretçi sayısı bir yıl içerisinde genel dating sitelerinde 7% düşerken, gay dating sitelerinde 54%, din ağırlıklı dating sitelerinde (Jdate.com vb.) ise 69% artmış. Toplam internet pazarında ziyaretçi sayılarında ise niş dating sitelerinin aldığı pay 43% artmış.dating

Genel dating sitelerinin artık doymuş bir pazarda faliyet gösterdiklerini ve dolayısıyla kullanıcılar artık niş sitelere yöneldiklerini düşünüyorum. Amerika merkezli Spark Network finansal sonuçları ise bu değerlendirmeyi doğrular nitelikte. Spark Network ilk yatırımını genel dating sitesi olan AmericanSingles.com’a yapıyor ardından bu sektör yerine henüz girilmemiş bir pazar olan Yahudilere özgü dating sitesini Jdate.com’u kuruyor. Finansal sonuçlardan da görüleceği gibi genel dating sitelerinin hem paralı üyelerinde hemde gelirlerinde ciddi düşüş var. Ancak Yahudilere özgü dating sitesi olan Jdate.com ve Hristiyanlara ve Etnik kökenlere özgü dating sitelerinin yer aldığı diğer segmente ise istikrarlı bir yükseliş var.


spark

Doymuş olduğunu düşündüğüm dating pazarının oyuncuları artık düşük büyüme oranları ve üye artış hızları sebebiyle sıkıntı yaşadıkları finansal veriler incelenerek görülebilir. Hitwise verilerine göre ise diğer sosyal network siteleri gibi 2006 yılında 8% oranında ziyaretçi online dating sitelerinden free dating (ücretsiz arkadaşlık) sitelere kaymış. 2008 yılında bu oran 24 % e çıkmış. Plentyoffish, singlesnet ve okcupid gibi free dating sitelerinin yükseliş ise ortalama 25 USD olan aylık üyelik ücretlerinde bir düşüşe sebep olabilir.


comscore

Free dating siteleri online dating için para ödemek istemeyenler için uygun bir yer. 2008 Haziran itibariyle dating sitelerini ziyaret edenlerin 43.6%’sı free dating sitelerini ziyaret etmiş. Bunlar Plentyoffish.com, Singlesnet.com ve Okcupid.com. Free dating sitelerinde ücret ödenmemesi büyük avantaj ancak bu seferde ortaya kalite konusu çıkıyor ve para ödenmeyen yerde kalite olmaz gibi bir anlayış doğuyor. Plentyoffish 2008 yılında 10 milyon $ reklam geliri üretmiş. Kar marjı ise 50%. Bu oranın yüksek olmasındaki en büyük sebep üye kazanmak için reklam giderinin hemen hemen hiç olmaması. Free dating sitelerinde trafik çok olacağı için maliyette buna göre artıyor. Bu trafiği nakte dönüştürmek ise sadece reklam ile pek mümkün görülmüyor. Free bir dating sitesinin paralı olması ise çok kolay değil. Ancak free dating siteleri, üyelerininden kazanç sağlamak için çeşitli gelir modelleri üretilmiş durumda. Plentyoffish, Mart 2009 itibariyle üyelerine “Serious Members” olabilmek için upgrade imkanı sağlamaya başladı. Böylelikle üyeliklerini upgrade eden üyeler, ciddi olduklarını diğer üyelere gösterebilecekler ve böylelikle öne çıkabilecekler.

Dating sitelerinde belirli formlar üzerinden arama yapılıyor. Ancak Facebook gibi sosyal platformlarda durum biraz daha farklı ve detaylı. Daha çok ziyaretçi ve üye var üstelik ücretsiz. Karşınızdakini tanımaya daha açık. İnternet kullanıcılarının para ödeyip birisiyle dating yapmak yerinde, social networks’lerde özelliklerini ve yaşam tarzlarını daha detaylı görebilecekleri kişileri tercih etmek isteyebilirler.

Social Networking Application yeni ve gelişmekte olan bir pazar. Facebook’un dating application’ı toplamda 28 milyon üyeye sahip. Bunun 17 milyonu SNAP Interactive tarafından geliştirilmiş olan application’lar kullanıyor “ are you interested” ve “meet new people”. Mart 2009 itibariyle toplam 19 milyon üyesi var. Bu uygulamayı Social Dating diye nitelendiriyorlar. SNAP sadece Facebook için değil, aynı zamanda Myspace, Bebo ve Hi5 içinde aynı application’ları üretiyor. Böylelikle çok düşük pazarlama giderleriyle çok büyük bir kullanıcı kitlesini hedefliyorlar. Günlük ortalama 200 bin kişi application’ları install ediyor. Gelir kalemi ise reklam. 2008 yılı itibariyle SNAP gelirleri, $3,011,627. 2007 yılı geliri ise $424,564. Bu rakamlar ise gelirlerde 609% büyümeyi gösteriyor.

Free dating trendi hızla yükseleceği gözüküyor ancak paralı üyelik modeli de devam edeceğini söylemek doğru olacatır. Free veya paralı üyelik tamamen kişisel bir görüş. Ücretli üyelik isteyen siteler tanıtıma çok yatırım yaptıkları için daha tanınan ve bir ücret ödendiği için ciddi kişilerin bulunduğu siteler olarak değerlendirilebilir. Ziyaretçiler bu stelerin işe yaradığını düşündükleri sürece para ödeyeceklerdir.

Burada önemli olan konu ise para ödeyen üyelerin yaş ortalaması. Özellikle genç nüfusun facebook, myspace, msn gibi siteler dolayısıyla internette içeriğe para ödemeye meyilli olmadıklarını, ilerleyen süreçte dating sitelerinin paralı üyeleri elinde tutabilmek için çeşitli yatırımlar/fedakarlıklar yapacaklarını düşünüyorum. İlerleyen süreçte siteler arasında birleşme/satınalmalar, niş dating siteleri ile birlikte free dating sitelerini daha çok göreceğimizi düşünüyorum.

kaynaklar: match, meetic, sparknetworks, snap, onlinepersonalwatch.com, businessweek, techcrunch, hitwise, comscore


tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


24
May 09

private shopping (özel alışveriş) ve vente-privee.com

Private Equity yada Venture Capital şirketleri tarafından 2008 ve 2009 yıllarında Avrupa’da yapılmış olan internet yatırımları incelendiğinde, Private Shopping (Özel Alışveriş) sitelerine yapılan yatırımlardaki yoğunluk dikkat çekiyor.

Sitelerin çalışma prensibi aslında çok basit. Markalarla yapılan anlaşmalar ile satılmayan ürünler, sadece sitede kayıtlı üyelere kısıtlı sürelerde 70% ye varan indirimlerle satılıyor. Üyelik sadece davetiye yöntemi ile gerçekleşebiliyor.

Promosyonlu ürünün satışının yapılacağı tarihten ortalama 2 gün önce üyelere e-mail ile haber veriliyor. Belirlenen saatte alışveriş başlıyor. İlk gelen ilk alır yönetmiyle satış sonlanıyor. Ödeme satışın sonlanması ile online yapılıyor. Satış kampanyası sonladığında ürün marka tarafından sitenin deposuna gönderiliyor ve site satın alınan ürünü üyeye yolluyor.

Bu iş modelinde alışverişin 3 tarafı da kazanıyor.Marka, özellikle durgunluğun olduğu bu gibi dönemlerde marka imajını zedelemeden elinde kalan stokları nakte çeviriyor.Site, aracı olarak yapılan satışlar üzerinden komisyon alıyor. Ayrıca üyelerden satışın yapıldığı anda tutarı tahsil ediyor, ancak markaya ödemeyi hemen yapmayarak finansman sağlıyor. Üye, pahalı markalara uygun fiyatlarla ulaşabiliyor.

Private shopping kavramı vente-privee ile birlikte anlıyor. Hatta ABD de ilk kez bir Avrupalı girişime ait iş modelinin kopya edildiği belirtiliyor. gilt.com ve ideeli.com bu modelin ABD örnekleri. Avrupadaki rakipleri ise buyvip.com ve brands4friends.com

  • vente-privee.com  2001 yılında Paris’te Jacques-Antoine Granjon ve 7 iş ortağıyla kurulur. Ortaklar arasında, 1984 yılında Fransa’da kurulan ve uzmanlık alanı sezon sonunda markaların elinde kalan fazla stokların satışı olan Groupe Oredis de yer almakta.
  • 2002-2004 yılları pazarın oluşması için yatırım dönemi olarak düşünülebilir. Bu dönemde vente-privee.com büyüme trendine giriyor  ve yeni bir konsept olan private shopping kavramını kullanıcılara alıştırmaya başarıyor.
  • 2005-2006 döneminde ise e-ticaret pazarında yerini sağlamlaştıran şirket, büyüme kararı alıyor ve 2006 Eylül ayında İspanya ile Almanya web sitelerini hayata geçiriyor. Fransa’da 2006 yılında 460 satış kampanyası yapılıp ve 12 milyon ürün satılıyor.
  • 2007 yılında 7 yıllık operasyonun sonucunda vente-privee Fransa’da ilk 10 e-ticaret sitesi arasına girmeyi başarıyor. İspanya ve Almanya sitelerinin de hataya geçmesiyle büyüme hızlanıyor ve 753 satış kampanyası yapılıyor. Bu kampayalar ile 18 milyon adet ürün satılıyor. 2007 yılı cirosu 350 milyon Euro.  239 milyon ziyaretçi siteyi ziyaret ediyor. Haziran 2007 de, şirketin 20% hissesi 160 milyon Euro değer ile ABD merkezli Summit Partners tarafından satın alınır. Satınalma tarihi itibariyle şirket değeri 800 milyon Euro olarak hesaplanabilir. Bu satınalma ile yaratılan fon ise büyüme amaçlı kullanılır.
  • 2008 yılında İtalya ve İngiltere siteleri faaliyete geçiriliyor. Bu ülkelerin de etkisiyle 1.250 satış kampayası düzenleniyor, 28 milyon adet ürün satılıyor. Siteyi 322 milyon kişi ziyaret ediyor. 2008 yılı cirosu ise 510 milyon Euro.
  • 2005-2008 yıllarında 390% büyüme gerçekleşmiş. 2009 yılında şirket 22% büyüme hedefliyor. Ciro hedefi ise 620 milyon Euro.
  • Çalışan sayısı 900. 2008 yılında 300 kişi işe alınmış, 2009 yılında ise 250 kişinin daha işe alınması planlanıyor.
  • 7 milyon üyesi bulunuyor. Bu üyelerin 52%’si aktif olarak ürün satın alıyor. Hergün 8.000 yeni üye kazanıyor. Üyeler ayda ortalama 9 kez siteye geliyorlar ve ortalama 40 dakika kalıyorlar. Günde ortalama 1 milyon unique ziyaretçiye sahip.
  • Herbir satış kampanyası vente-privee tarafından özel olarak düzenleniyor, müzikler, fotoğraflar ve diğer görseller tamamen şirket tarafından hazırlanıyor.
  • Ürün dağıtımları için 300 kişi 12.500 m2’lik depolarda ve lojistik merkezinde çalışıyor. Üyelere günde ortalama 55 bin adet dağıtım yapılıyor.
  • 850 farklı markayla yaklaşık 30% kar marjı ile çalışıyor.

ps

Türkiye’de kurulan ilk site markafoni.com daha sonra dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden otto group şirketi olan limango Türkiye pazarına giriş yaptı. Almanya merkezli limango.de aralık 2007 de kuruldu limango.de 10 yaşına kadar olan çocuklar ve ailelerine uygun ürünlerin satışını yapıyordu. Bir yıllık sürede 15.000 üye kazanan liamngo.de otto grup tarafından Ekim 2008 de satın alındı. Çok kısa bir süre sonra ocak 2009 da otto grup Türkiye ye limago.com.tr ile giriş yaptı. Bu otto grubun private shopping alanındaki ikinci yatırımı. Bu kadar kısa sürede bu yatırımı Türkiye’ye yapmasının genç nufus, gelişmekte olan e-ticaret pazarı, internet penetrasyonundaki artış gibi çeşitli sebepleri olabilir elbette. Ancak Jones Lang LaSalle tarafından hazırlanan Cross Border Retaling in Europe – 2009 araştırması parekendecilik pazarını anlamak açısndan faydalı olabilir.

Araştırmaya göre; uluslararası perakendecilerin 2007 ve 2008 yılındaki en önemli hedef pazarı yüzde 11,3 ile Türkiye oldu. Türkiye’yi yüzde 10,6 ile Rusya izlerken, Polonya yüzde 8,9 ile üçüncü, Romanya yüzde 7,5 ile dördüncü, Çek Cumhuriyeti yüzde 7,5 ile beşinci oldu.

2007 Ocak – 2008 Aralık döneminde Türkiye’de 1 milyon metrekareye yakın yeni alışveriş merkezi alanının açılması, uluslararası perakendeci taleplerini hızlandırdı. Aralarında Prada, Chanel ve Dior gibi lüks markaların yanısıra Gap, Muji ve Banana Republic gibi küresel perakendecilerin de bulunduğu pek çok marka bu gelişmenin ardından, Ortadoğu ve Kafkaslar’a genişlemek için mükemmel bir geçiş olarak gördükleri Türkiye pazarına girdiler.

Pazara yeni giren şirketler için yeni üye kazanmanın çok önemli olduğu bir gerçek, bunun için çeşitli promosyonlar yapılıyor. Ancak ilerleyen süreçte önemli olan harcama yapan üyenin sitede tutulabilmesi. Açıkçası markalarla ilişkilerin bu sektörde başarının belirleyici öğelerinden ilki olacaktır diye düşünüyorum. Çok sayıda marka ile yapılacak anlaşmalar üye sayısına, çeşitliliğine ve sadakatine olumlu etki sağlayacağını düşünüyorum. Önemli olan ikinci husus ise ürünlerin dağıtım süresi. Dağıtımda yaşanacak sıkıntıların üyeler üzerinde olumsuz etki yapacağına inanıyorum.Üçüncü önemli nokta ise iade koşulları. Müşterinin ne kadar değerli olduğu göz önüne alınırsa iade koşulları açıkça belirtilmeli ve çok iyi çalışan bir müşteri ilişkileri departmanı kurulmalıdır.

Private shopping konseptinin ülkemizde de markaların desteği ile kartopu etkisi gibi birden yayılacağını düşünüyorum. Bu gelişim hem markalar açısından hemde hedef kitle yani bizler açısından faydalı olacaktır. Tabiiki paypal gibi ödeme sistemleri açısında da e-ticaretteki gelişmelerin yakından takip edildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. İlerleyen süreçte gelişmelerin vente-privee.com gibi şirketlerin ilgisini çok kısa sürede çekeceğini düşünüyorum.

Kaynaklar: gigaom.com, calyon.com, d2intl.com, businessweek.com, Cross Border Retaling in Europe – 2009, techcruch.com


tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.