09
Oca 10

amazon.com

Amazon.com hakkında yazıya başlamadan önce, şirketin değeri hakkında bilgi vermenin ilgi çekici olacağını düşünüyorum. Amazon.com’un piyasa değeri aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi 57.6 Milyar USD.Bu rakamı daha iyi anlayabilmek için çarpıcı olduğunu düşündüğüm bir örnek vermek istiyorum. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi amazon.com’un değeri ebay, bestbuy, expedia ve iac/interactive (match.com, ask.com, vimeo.com sahibi) toplamından daha yüksek.

Amazon.com için teknik analiz yapma niyetinde değilim. Şirketin piyasa değerinin gerçek değerinin çok üstünde olduğunu öne süren yatırımcılar olduğu gibi, hisselerin hala yükselme potansiyeli olduğunu düşünen yatırımcılar da var. Hisse senedi piyasasında (nasdaq:amzn) yatırımcılar tarafından belirlenen şirket değerinin altında ne yatıyor olabilir, bu konuya değinmek istiyorum.

Amazon.com finansal verileri incelendiğinde şirketin ne kadar sağlam ve istikrarlı bir finansal yapısı olduğu görülüyor, göze çarpan en önemli noktaları ise aşağıda özetledim.

  • Net satışlar istikrarlı olarak artıyor. Satışlar içerisinde elektronik ve diğer ürünler kategorisinin toplam satışlardaki payı yıllar itibariyle artış gösteriyor. Net satışlar içerisinde yer alan ve toplam satışlar içerisindeki payı %3 olan “Diğer” kategorisi ağırlıklı olarak Amazon Enterprice Solutions ve Amazon Web Services’den oluşmaktadır.
  • Operasyonel karlılık marjında yıllar itibariyle bir düşüş söz konusu ancak global ekonomik krizin etkisi 2008 ve 2009 da hissedilmemiş. Şirket, operasyonel maliyetlerini kontrol altında tutuyor.
  • Şirket nakit pozisyonunda bir bozulma yok.

Amazon.com, Amerika dışında 6 ülkede daha faliyet gösteriyor. Şirketin, uluslarası gelirlerinde artış istikrarlı olarak devam ediyor. 2009 sonunda ulusları operasyonların toplam gelirler içerisindeki payı %47’ye ulaşmış. Bu ülkeleri ve ülkelerde ulaşılabilir kategorileri aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.Amazon.com’un gelir modelleri aşağıda yer alıyor. Burada da görüleceği gibi, amazon.com platformundan sadece amazon.com satış yapmıyor, şirketlere ve bireysel kullanıcılarında satış yapmalarına olanak veriliyor.

Amazon.com üzerinden yapılan satışların %32’si 1.6 milyon aktif satıcı tarafından gerçekleştiriliyor. Bu oranın artmasının ise gelirlere olumlu yansıyacağı açık. Bu rakamın büyümesinin açıkçası ebay ve classified siteleri gibi platformları etkileyeceğini düşünüyorum. Ürünlerini satmak isteyenler daha çok kullanıcın bir araya geldiği platformları tercih edeceği kesin.

Amazon.com üzerinden satış yapanlar için çok büyük bir kolaylık olan ve altını çizmek istediğim bir diğer konu ise “Fulfillment by Amazon”. Sistemin işleyişi şu şekilde oluyor. Satıcılar ürünlerini amazon.com’a yolluyor, amazon.com bu ürünlerin depolama işlemini üsteniyor. Ürün satıldığında ise ürünün paketlenmesi, kargoya verilmesi, müşteri hizmetleri, iade işlemleri ve faturalama işlemini gerçekleştiriyor. Bu servis sadece amazon.com tarafından veriliyor. Bu ise, pazardaki rakiplere karşı ek bir üstünlük getiyor. Satıcılar, sadece ürünü satıyor, diğer bütün işlerle amazon.com uğraşıyor. Ebay gibi bireylerin internet üzerinden satış yaptığı platformlar için açık bir risk oluşturuyor. Mesela, evinizde bir yürüme bandı var ve bu ürünü satmak istiyorsunuz, fulfillment by amazon ile bu ürünü satış gerçekleşene kadar saklamak, sattığınızda ise paketlemek ve kargoya vermek için uğraşmanıza gerek yok. Bu hizmetin uzun vadede diğer platformlardan kullanıcıların kazanılmasında yardımı olacağını düşünüyorum.

Amazon.com’da sipriş sisteminde de açıkça görüldüğü gibi, amazon.com sistemi tamamen oturmuş durumda. Burada önemli bir konunun altını çizmek istiyorum.

  • Amazon.com’da bir ürünün stoktan ortalama çıkış süresi: 29 gün
  • Müşterinin satın aldığı ürün için kredi kartıyla yaptığı ödemenin ortalama tahsil süresi: 34 gün
  • Amazon.com’un yapılan satışa ilişkin tedarikçisine yaptığı ödemenin ortalama süresi: 57 gün

Dolayısıyla, amazon.com’un müşteriden satışa ilişkin tutarı kasasına almasıyla ilgili ürün için tedarikçiye yaptığı ödeme arasında ortalama 23 gün bulunmakta. Bu süre boyunca nakit amazon.com’da kalıyor ve amazon.com bu nakiti kullanıyor. Yani amazon.com kurmuş olduğu model ile net çalışma sermayesi sıkıntısı çekmesi mümkün değil.

Bu durumu, özel alışveriş (private shopping) siteleri içinde uygulandığını kabul edebiliriz.  Bu açıdan yaklaşıldığında nakit yönetimi açısından çok karşı bir model.

Amazon.com sistemi nasıl çalışıyor, yani bu gelirler yaratılırken çarklar nasıl dönüyor. Amazon.com’da bir kitap satmak sadece işin gözüken kısmı. Icerberg’in gözükmeyen kısmına ilişkin işleyiş ise aşağıda. Amazon.com yeni gelir modelleri yaratma konusunda gerçekten şaşırtıcı. Amazon.com associates programı Twitter entegrasyonunu 4 Kasımda kullanıcılarına duyurmuş. Programa katıldığınızda beğendiğiz bir ürünü twitter’da paylaşabiliyorsunuz ve eğer sizi takip eden biri bu ürünü amazon.com’dan satın aldığında bu satış üzerinde komisyonunuzu alıyorsunuz (affiliate marketing). Twitter kullananların paylaşılan linkleri tıklamalarının bir alışkanlık olduğunu düşünürsek, popüler twitter kullanıcıları için bu model gelir üretebilir.

Bu durumun yayılması ile sosyal medya kullanıcıların ve blogger’ların yaptıkları tavsiyeleri paraya çevirme şansları da doğmuş oluyor. Tabiki bol bol spamle de karşılaşmış oluyoruz. Aynı durum facebook ve diğer sosyal medyada kullanılabilir. Amazon.com bu tür satışlar için şu anda %4 ile %15 arasında komisyon ödüyor. 16 kasım itibariyle blogger ile de benzer bir işbirliğine gidilmiş.Amazon.com’un bizim henüz tanışma fırsatı bulamadığımız son yeniliği ise “Kindle”. Bu ürün sayesinde 3G ile ücretsiz 60 saniyede bir kitabı download edebiliyorsunuz. Bunun için Pc veya wi-fi ihtiyacınız yok. Kindle’da yaklaşık 3.500 kitap saklayabiliyorsunuz. Bu hizmetler için aylık sabit bir ödeme de yok. Şu anki satış fiyatı Kindle DX versiyonu için 486 $.

Citibank 16 Aralık’ta yayınladığı amazon.com raporunda 2009 yılında yaklaşık 2 milyon Kindle ve 30-35 milyon adet Kindle e-book satılacağını öngörüyor. 2010 yılında ise Kindle ve Kindle e-book gelirlerinin toplamının 1.5 milyar USD olacağını (amazon.com toplam gelirlerinin yaklaşık %5′i) öngörüyor.Amazon.com tarafından geliştirilen Whispersync teknolojisinin sağladığı senkronizasyon ile Kindle’a bağlı kalmak zorunda kalmıyorsunuz. Kitabınıza kaldığınız yerden iphone’unuzdan okumaya devam edebiliyorsunuz.

Amazon.com’un Kindle ile iligli yaptığı açıklamadan önemli bir bölüm “Kindle 2 will also sync with a range of mobile devices in the future.” Bunu, Kindle ileride mobil telefonlar ile senkronize olabilecek, yani mobil telefonlarınızdan da Kindle kütüphanenize erişip kitaplarınızı okuyabileceksiniz şeklinde tercüme edebiliriz sanırım. Kindle arşivinize heryerden ulaşabilmeniz çok büyük bir imkan. Kindle ile yeni reklam modelleri de geliştirilebilir tabiiki. Mesela gittiğiniz kafede size önerilen kitapları Kindle ID’niz ile okuyabilirsiniz. Tabiiki önce reklamları izledikten yada okuduktan sonra. Kindle ile sadece e-book değil, gazete ve dergi de okumanız mümkün. Kitapları, dergileri daha ucuza almak, yada gazeteleri daha ucuza okuyabilmek için basılı olmayan versiyonların uzun vadede tercih eileceğini düşünüyorum.

Citibank’ın yayınladığı raporda da altını çizdiği gibi amazon.com’un yenilikçi ve istikrarlı yönetimi, müşteri bazlı uygulamaları, pazardaki rekabet gücü ve (hatta monopol konumu), online ticaretin büyümesi ile doğru orantılı büyüme potansiyeli, yurtdışı operasyonlarının güçlenmeye devam etmesi, güçlü ve oturmuş iş modeli ile finansal yapısının (nakit pozisyonu, kar yaratma potansiyeli ve güçlü marjinleri) yatırımcılar tarafından satın alındığını söylemek doğru olacaktır.

kaynaklar: amazon.com, citigroup global markets, digital4sight, ycharts,

tamisabet.com
Ocak 2010
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


23
Ara 09

internet aboneleri ve mobil pazar

Telekomünikasyon Kurumu, üçer aylık periyotlarla Türkiye Elektronik Haberleşme Raporu’nu yayınlıyor. Rapor, sektöre ait çok değerli verileri içeriyor. Toplam arama trafiğinde 2009 3.çeyrek verilerine göre bir önceki yıla göre mobil telefon ile aramalarda %41 artış görürken, aynı dönem için sabit telefonlar ile aramalarda %25 oranında bir azalma dikkat çekiyor.

Mobil trafik yıllar itibariyle artmaya devam ederken, sabit hatlar ile konuşma istikrarlı bir şekilde azalmaya devam ediyor. Dolayısıyla, bu durum abone sayılarına da yansıyor. 2009 Eylül sonu itibariyle GSM abone sayısı 63.8 milyona ulaşırken, sabit hat abone sayısı 16.8 milyona gerilemiş. Mobil abonelerinin yaklaşık %76’sı ön ödemeli abone. 2002 yılına göre baktığımızda ise GSM abone sayısında %274′lük artışa karşılık sabit hat abone sayısında %11 oranında bir gerileme görüyoruz. Burada ADSL abonesi olabilmeniz için sabit hat zorunluluğunun bulunduğu gerçekliğini göz ardı etmememiz gerekir. Bu zorunluluğun etkisi düşüldüğünde sabit hat abone sayısındaki düşüşün daha yüksek olacağını tahmin ediyorum.

Eylül 2009 itibariyle Türkiye’de 6.4 milyon internet abonesi bulunuyor. Abonelerin bağlantı tiplerine göre dağılımı aşağıda yer alıyor. 2009 3. çeyrek abone sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre  %13 oranında artış göstermiş. Mobil internet abone sayısı ise 218.812 olarak açıklanmış.Burada öne çıkan ise Türkiye’de ADSL aboneliğinin, diğer abonelik tiplerine göre çok yüksek olması. AB ortalama verilerine bakıldığında, DSL %79,4, Kablo %15.3 ve Diğer %5.3 olarak bir dağılım karşımıza çıkıyor. Türkiye’de sabit geniş bant penetrasyonu ise %38 ve bu oran AB ülkeleri ortalaması olan %55’in altında kalıyor.

Türkiye mobil penetrasyon oranı %89 ve bu oran AB ortalamasının bir hayli altında. Eylül 2009 itibariyle 3G abone sayısı 5.4 milyon olarak açıklanmış.Yukarıdaki veriler ışığında, İnternet kullanıcı sayısında artış beklemek yanlış olmayacak. Ek olarak GSM pazarının ve mobil internetin gelişmeye açık olduğu ve ilerleyen süreçte değişik gelir modellerini de ülkemizde göreceğimizi söyleyebiliriz. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, smartphone kullanımın artmasının da bu trendi hızlandıracaktır. 2010 yılında Mobil internet kullanımının ve bu alandaki gelir modellerinin popüler konulardan biri olacağını düşünüyorum.
kaynaklar: telekomünikasyon kurumu, turkcell, turktelekom

tamisabet.com
Aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


20
Ara 09

smartphone pazarı & iphone ve android rekabeti

Smartphone (akıllı telefon) için, bilgisayar ile cep telefonunun birleşimi demek çokta yanlış olmaz sanırım. Smartphone’lar, email, video, harita gibi standart uygulamalar dışında hergün artan sayıda geliştirilen application’lar sayesinde neredeyse sınırsız bir esnekliğe sahip. Smartphone’lar içerisinde en bilinenleri Iphone, Blackberry, Nokia N97, HTC Hero ve Samsung Omnia olarak sayılabilir. Her bir smartphone kendine özgü bir operating system (işletim sistemi) ile çalışmakta.Aşağıda smartphone işletim sistemleri ve bu sistemleri kullanan mobil telefon üreticilerini görebilirsiniz.Smartphone penetrasyonu ülkeler itibariyle farklılıklar göstermekte. İtalya %28 ile başı çekmekte. Ancak Gartner, 2013 yılında smartphone satışlarının tüm mobil telefon satışlarının %46’sını oluşturacağını tahmin ediyor. Android’in Pazar payı ise %20.5 olarak hedeflenmiş.Google’ın desteklediği açık kaynaklı işletim sistemi olan Android, sektöre gerçek bir hareketlilik getirdiği açıkça gözüküyor. Gartner’ın yayınladığı 2009 yılı 3. Çeyrek verilerine göre %3.9 Pazar payına sahip olan Android’in,  2012 yılında %14 Pazar payı ile symbian’ın ardından 2. Sıraya yerleşeceği öngörülmüş. Nokia ve işletim sistemi olan Symbian’in pazar paylarındaki önemli ölçüde  gerileme dikkat çekiyor. Apple ise piyasaya çıktığı Haziran 2007’den itibaren istikrarlı büyümesi sürdürüyor. Blackberry ise popülerliğini hala koruyor. 2009 yılı 3. Çeyrek verilerine göre smartphone satışları bir önceki yıla göre %12.8 artarak 41 milyon adede ulaşmış. Nokia %3 Pazar payı kaybederek bugüne kadarki en düşük Pazar payı seviyesi olan %39.3’e inmiş. Bu durum symbian’ın da pazar payı kaybetmesine sebep oluyor. Balckberry (RIM) ve Iphone (Apple) piyasaya yeni sürdüğü 3GS’in de etkisiyle pazar paylarını ciddi oranlarda arttırmışlar. Açıkçası Google desteği ile Android ve Apple kendi reklamlarını gayet iyi yapıyorlar. Blacberry ise iş dünyasındaki yerini kaybedecek gibi durmuyor. Brack Obama ise bir Blackberry bağımlısı olduğunu söylerek desteğini esirgememişti. Ancak Symbian için aynı etki yaratılıyor mu?. Yani Android’i ve Apple’ı çeşitli mecralarda duyuyoruz ama pazar lideri olan Symbian’ı kaç kişi biliyor?Telefon üreticilerinin Apple ve Blackberry ile rekabet edebilmek için Android işetim sistemine ağırlık verecekleri öngörülmüş. Google burada devreye giriyor ve üreticilere geliştirebilecekleri bir platform sağlıyor.  Android aslında direkt olarak iPhone ve Blackberry ile rekabet etmiyor. Andorid açık kaynaklı bir işletim sistemi ve bu işletim sistemini kullanan telefon üreticileri ile iPhone yani Apple ve Blackberry  arasında bir rekabet söz konusu.

Açıkçası bunu biraz da Windows ile Mac OS X’in karşılaştırması gibi düşünmek gerekir. Yani çeşitli bilgisayar üreticileri kendi bilgisayarlarını üretiyorlar ve bilgisayarların çalışması için Windows işletim sistemini tercih ediyorlar ancak, Apple kendi bilgisayarını kendine ait işletim sistemi ile piyasaya sürüyor. Bunu biraz daha açmak gerekiyor. Windows yüklü bir bilgisayar aldığınızda göreceğiniz açılış ekranı, menüler ve diğer uygulamalar standarttır. Ancak, smartphone’lar için bu durum tam anlamıyla geçerli değil. İşletim sistemleri Android olan telefonları yanyana koyduğunuzda önemli farklılıklar görmeniz muhtemel. Bunun nedeni ise her bir telefon üreticisinin kendi user interface (kullanıcı arayüzü) lerini geliştirmiş olmaları. Motorola Motoblur, HTC Sense, Samsung Bada gibi. Dolayısıyla her Android yüklü cep telefonu, üzerine yüklendiği telefonun teknik özellikleri vb gibi sebepler dolayısıyla temel standartlar haricinde birbirlerinden farklılıklar gösterebilir. Android telefonlar, üreticileri tarafından özelleştirilerek hem kendi içlerinde hemde Nokia, Apple ve Blackberry gibi rakipleri ile rekabet edecekler. Aşağıdaki grafik ise analistlerin 2012 yılı beklentilerini yansıtıyor.Smartphone kullanıcıları için önemli olan bir konu da application’lar. Android’in rekabet edebilmesi için oyun veya application üreticilerininde Android ile uyumlu ürünler geliştirmesi gerekiyor. Iphone bu konuda açık ara liderliği elinde tutuyor. Iphone için 100.000 üzerinde application geliştirilmiş ve bunlar 2 milyarın üzerinde download edilmiş. Android ise 15 bin application ile pazara yeni girmesine rağmen ikinci sırayı almış durumda. Bu da Android’e olan uzun vadede ki beklentiyi gösteriyor.Smartphone’ların kullanım istatistiklerine bakıldığında, Iphone hem HTML sayfa gösterimi hemde mobil internet ve application kullanımı açısından liderliği elinde tutuyor. Android ise HTML sayfa gösterimi açısından ikinci sıradayken mobil internet ve application kullanımı açısından 3. Sırada yer alıyor. Bu sitatistikler, analistlerin uzun vadede android hakkındaki beklentilerini destekler nitelikte gözüküyor.Motorola Eylül ayında adnroid destekli ilk telefonu olan Dext’i tanıttı. Verizon ise ilk kez bir Android işletim sistemli telefon olan Motorola Droid’in lansmanına “iDon’t” kampanyası ile direk olarak iPhone’u rakip alarak, bugüne kadar yapmış olduğu en büyük promosyon kampanyalarından biriyle başladı. Böylelikle Blackberry’nin en büyük müşterilerinden biri olan verizon (satışların %28 ini oluşturuyor) kulvar değiştirmiş oldu.

Telefon üreticilerinin servis sağlayıcılar ile yaptıkları anlaşmalar pazar payı için çok önemli. Buna ek olarak, geliştirilen applicationların, cihaz fiyatlarının ve marka sadakatinin öne çıkacağını düşünüyorum. En önemli etkenlerden biri olan kullanıcıların memnuniyetinin ise uzun vadede kazananı belirleyeceğine inanıyorum.
kaynaklar: morgan stanley, nielsen, gartner, admob, flurry, appleinsider,

tamisabet.com
Aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


04
Ara 09

twitter’ın gelir modeli

Twitter’ın gelir modeli hakkında yorum yapmak gerçekten popüler bir konu. Son dönemde yapılan yorumlardan bir derlemeyi aşağıda bulabilirsiniz. Yorumlardaki gelir modeline ilişkin ortak payda ise twitter’ın şirketlerin kullanımını ücretlendireceği.tw1Hemen hemen herkes bu konu ile meşgulken, twitter varolan popülaritesini arttırmaya devam ediyor. RJMetrics verilerine göre Mart ayından itibaren aylık ortalama 8 milyon kişi twitter’a katılıyor. Toplam kullanıcı sayısı ise 50 milyonu geçmiş durumda.tw2Twitter sadece markaların kendi reklamlarını yaptıkları bir platform değil, birçok marka müşterileri ile direkt ilişki kuruyor, problemleri dinliyor ve harekete geçiyor. Zappos bunun en iyi örneklerden biri. Twitter kullanıcılarının zappos.com’un CEO’sunun twitter’da olduğunu bilmeleri, kullanıcıların markaya yaklaşımını sizce nasıl etkiler? İlginç gelebilir ama şikayet kutularının yerini twitter alabilir.tw3Dell Haziran 2007’de twitter’da yeni gelen ürünleri, indirimleri, kampanyaları ve promosyon kuponlarını takipçileri ile paylaşmak amacıyla DellOutlet hesabını oluşturdu. Dell tarafından yapılan açıklamaya göre, bu hesap üzerinden bugüne kadar 2 milyon USD tutarında outlet ürünlerinin satışını gerçekleştirdi. Ayrıca DellOutlet aracılığı ile gelen kullanıcılar, 1 milyon USD tutarında diğer dell ürünlerinden de satın aldılar. Yani Dell toplamda twitter sayesinde 3 milyon USD kazanç elde etmiş. Dell için bu rakam çok büyük olmayabilir ama birçok küçük ölçekli şirket için önemli bir rakam ve satışlarını arttırmak için etkili bir yöntem olarak değerlendirilebilir.tw4Dell açısından baktığımızda dell.com’a diğer sitelerden gelen ziyaretlerin twittter sadece 0.09%’sini oluşturuyor. Twitter’ın üye sayısındaki trendi göz önüne aldığımızda bu oranın zamanla artması kaçınılmaz. Kendi ürünlerini satmak isteyen kullanıcılar sebebiyle özellikle de ebay veya craigslist için bu oranın daha hızlı artması beklenebilir.tw51 Temmuz’da bing, twitter ile sınırlı bir işbirliğine gittiğini ve bazı kullanıcıların tweetlerini gerçek zamanlı olarak taradıklarını ve bunu bing arama sonuçları sayfasında özel olarak listeleyeceklerini açıkladı. Aşağıda bing üzerinden Danny Sullivan’a ilişkin yaptığım denemeye ilişikin sonucu bulabilirsiniz. Sonuç ve listelemedeki uygulama gerçekten ilgi çekici. Şirketlere ve kişilere ait anlık bilgilerin veya haberlerin arama motorunda eşzamanlı yer almasının arama motoru için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Google’da 21 Ekim’de twitter’da gerçek zamanlı aramaya başladığını duyurmuş, dolayısıyla gerçek zamanlı arama alanındaki rekabet kızışmaya devam edecek gibi duruyor.tw6Birçok şirket şu anda twitter’da, kendileri hakkında yapılan yorumları takip ediyor veya ürünlerinin, verdikleri hizmetlerin tanıtımını yapıyor. Birçok kullanıcı da twitter’da, şirketleri ve diğer kullanıcıların yorumlarını takip ediyor veya onların görüş soruyor. Twiiter gelir modeli ne olacak? Kesin olan bir şey var ki bildiğimiz banner reklamları olmayacak. Kendi blogların da açıkça bunun altı çizilmiş. Amaç, şirketler ile tüketicileri buluşturmak ve gelir modelini bunun üzerine kurmak. Yani ticari kullanımı ücretlendirmek. Buna ek olarak, Twitter, şirketlere bir  CRM uygulaması satabilir, kullanıcı istatistiklerini ve datalarını şirketler ile paylaşabilir, veya şirket adına twitter kullanıcılar ile iligli analizleri yapar ve şirkete raporlar. Kullancılar ile kurulacak ilişki twitter tarafından yürütülür ve bunun için şirket belirli bir ücret öder. Hatta twitter kullanıcılarına satınalmaları veya denemeleri için ürünler bile önerebilir.

Twitter’ı kullanmak gerçekten çok kolay. Kullanıcıların bu kadar kolay kullanabildikleri bir online medyanın varolması şirketler için bulunmaz bir fırsat olsa gerek. Reklam verecek olsanız, twitter’da bir hesap açarak hedef kitlenizin direkt size ulaşmalarını sağlamaya çalışmazmıydınız? Yada Dell veta Jetblue gibi sizi twiter’da takip eden 1.5 milyon kişi olsa, kampanyalarınız duyurmak için illa da başka mecralarda mı reklam vermek isterdiniz? Yada promosyon kuponlarınızı dağıtmak için ek başka maliyetlere mi katlanırdınız?

Önemli olan twitter’ın popülerliğini ve kullanıcı sayısını arttırması. Bu doğrultuda twitter iş modelini oluşturana kadar popülaritesini artırmaya devam edecek gibi. Zappos, dell gibi örnekler arttıkça da gelir modeli netleşecektir.

kaynaklar: nytimes.com, techcrunch.com, twitter.com, bing.com, dell.com, rjmetrics, compete.com

tamisabet.com
aralık 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


30
Kas 09

eBay’in yeni yol haritası!

eBay Mart ayında yaptığı yatırımcı sunumunda yeni yol haritasını açıkladı. eBay CEO’su John Donahoe eBay’in kullanıcılarının tercihleri doğrultusunda yeniden şekillendirileceğini belirtti. Aşağıda yer alan slaytta, 2004 ve 2008 yılları arasındaki eBay gelirlerinin dağılımı yer alıyor. Açıkça görüldüğü gibi eBay gelirlerinde Auctions (açık artırma) gelirlerinin payı ciddi oranda azalırken, fixed price (sabit fiyat, hemen al vb uygulamalar) ve seri ilanların payı önemli ölçüde artmış. Kullanıcılar sabit fiyatlı satış ve alışı, geçen zaman içerisinde açıkarttırmaya tercih etmeye başlamışlar.ebay1Bu durum, günlük ortalama listelenen ürünlerde de açıkça görülüyor. Sabit fiyatlı listelemelerde 2007 yılına göre 2008’de %5 oranında bir artış meydana gelmiş.ebay2eBay tabiiki bu duruma kayıtsız kalamazdı. eBay ikincil piyasa oalarak adlandırabileceğimiz “Secondary Market” için pazar büyüklüğünü 500 milyar USD olarak yapmış. İkincil Pazar; sezon sonu, outlet, stok fazlası ve istenmeyen tasfiye edilecek stoklardan oluşmakta. eBay şu anda bu pazarın çok küçük bir alanında yer alıyor ve amacı bu pazardan mümkün olduğu kadar çok pay alabilmek. Bu doğrultuda yeni eBay outletler, parekendiciler, toptancılar ve istenmeyen ve ucuza paraya çevrilmek istenen stokları olan şirketler için en uygun platform olarak konumlandırmak isteniyor.ebay3eBay 2011 yılında açık artırma gelirlerinde daralma beklerken diğer gelir modellerinde Pazar dinamiklerinin üzerinde bir artış bekliyor.ebay4eBay’in yeni şekillenen anlayışını Avrupa eBay sitelerinde inceleyebiliriz. eBay’in bildiğimiz yapısında bir değişiklik yok ancak anasayfa İtalya, Fransa ve İspanya’da tamamiyle yeniden dizayn edilmiş. eBay.it anasayfası aşağıda yer alıyor. Anasayfada kullanıcılara iki seçenek sunmakta. eBay Classico; kullanıcıların ürünleri online olarak açık artırma veya sabit fiyatla alıp satabildikleri bildiğimiz eBay ve eBay Annunci; kullanıcıların ürün, hizmetler, personel vb gibi konularda ücretsiz yayınladılkları ve para hareketinin eBay dışında gerçekleştiği bildiğimiz seri ilanlar.ebay5Aynı uygulama eBay Fransa ve eBay İspanya’da da gözükmekte. eBay Fransa’da arama çubuğunda size açık artırma veya seri ilan da arama için bir seçenek sunulmuş. Bu değişiklikler ile eBay internet kullanıcılarının online alım ve satım ihtiyaçlarını tek bir platform üzerinden yapmasını hedefliyor.ebay6eBay İspanya’da ise yine farklı bir uygulama gözüküyor. Sitede Klasik eBay, seri ilanlar bölümleri yer alıyor. Ancak bu bölümler hem ebay.es de yer alırken hem de aynı şekilde bağımsız birer site olarak yayında. Yani, ebay anuncios aşağıda da gördüğünüz gibi ebay.es nin bir bölümü olarak gözüküyor. Tıkladığınızda ise www.ebayanuncios.es sitesine yönleniyor. Aynı şekilde ebay coches (oto) tıkladığınızda sizi www.ebaycoches.es’e yönlendiriyor. Yani ebay.es aslında tüm siteler için bir giriş sayfası olarak dizayn edilmiş. Alt siteler ise kendi domainleri üzerinden yayın yapıyor.ebay7Almanya’da ise yapılan uygulama biraz daha farklı. eBay.de’de kleinanzeigen (seri ilanlar) olarak bir tab yer almakta. eBay, seri ilan bölümünün www.ebay-kleinanzeigen.de olarak 9 Eylül’de yayına geçeceğini duyurmuş ancak siteye girdiğinizde sizi kleinanzeigen.ebay.de’ye yönlendiriyor. Yani ebay.de içerisinde bir bölüme dönüştürülümüş ve bu uygulama İtalya ve Fransa ile aynı doğrultuda. Diğer bir göze çarpan bölüm ise WOW! Weihnachten (christmas), bu bölüm daily deal olarak konumlandırılmış. Yani, hergün sınırlı sayıdaki seçilen ürünler için %70’lere varan oranda yapılan indirimler ile satış gerçekleştiriliyor. ebay8İngiltere’de ise seri ilanlar henüz ebay.co.uk içerisine alınmamış. Ancak değişiklik olarak diğer sitelerde olmayan Outlet bölümü göze çarpıyor. Açıkçası bu bölüm gerçekten de önemli, yani eBay uzun vadede private shopping olarak adlandırılan iş modelini kendine adapte edeceği gözüküyor. Ürünlerde %70’lere varan indirimler yapılıyor.ebay9ebay.com’da ise seri ilanlar ile ilgili bir bölüm direkt olarak yer almıyor ancak aşağıdada gördüğünüz gibi listelemelerde aranılan ürüne ilişkin kijiji.com alternatifini de sunuyor böylelikle seri ilanlar portalı ile bir sinerji yaratmış oluyor.  Ek olarak, ebay.com’da yapılan aramalarda üç seçenek sunuluyor, açık artırma, hemenal ve seri ilanlar. Böylelikle seri ilanlar bir şekilde ebay.com’a da dahil edilmiş oluyor.ebay10eBay, uzun vadedeki yol haritasını netleştirebilmek ve kullanıcı tercihlerini daha iyi anlayabilmek amacıyla bu değişiklikleri farklı ülkelerde hayata geçiriyor. Amerika’da seri ilanlar kijiji.com altında faliyet gösteriyor. Ancak Mart ayından Aralık ayına kadar San Antonio ve Pittsburgh eyaletlerinde kijiji.com yerine ebayclassifieds.com domaini ile yayın yapıldı. Aslında İspanya’da yapılan uygulama ile paralel bir uygulama, yani eBay markasını tüm bölümlerde öne çıkarmak istiyor. İlerleyen süreçte bütün bölümlerin İtalya ve Fransa’da da olduğu gibi tek bir eBay domaini altından hizmet vereceğine inanıyorum. Türkiye’de yani gittigidiyor.com’da henüz bu uygulamalar gözükmüyor. Türkiye’de eBay seri ilan olarak kijiji çatısı altında faliyet gösteriyor. intoko.kijiji.com.tr (eski intoko.com.tr). Burada da ilginç olan www.ebayseriilanlar.com domaini de kijiji Türkiye’ye yönlendirilmiş.Yeni eBay’in outletler, parekendiciler, toptancılar ve istenmeyen ve ucuza paraya çevrilmek istenen stokları olan şirketler için en uygun platform olarak konumlandırılabilmesi için bu değişiklikleri görmeye devam edeceğiz. Böylelikle eBay hedeflediği gibi formattan bağımsız olarak alıcı ve satıcıların buluşma noktası haline gelebilmek için bir adım daha atmış olacak.

tamisabet.com
kasım 2009
bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


26
Tem 09

müzik satışları ve dijital müzik gelirleri-2

IPSOS tarafından hazırlanan TEMPO Digital Music Discovery & Purchase Process raporunda ABD’de müzik download eden veya online dinleyen müzik tüketicilerinin bu kaynaklara nasıl ulaştıklarına ilişkin bulgular açıklanmış. müzik5Reklam destekli online müzik dinleme servislerinin illegal müzik erişimine önemli bir sekte vurduğu yukarıdaki grafikte açıkça görülüyor. Bu servislerin yaygınlaşması ve artması uzun vadede Peer to Peer (kazaa vb.) uygulamalarının etkinliğini azaltacağı kaçınılmaz. Ancak kullanıcıların müzik için para ödemeden kaçındığı ise açıkça gözüküyor. Çıkarılacak yeni yasalar ile illegal müzik erişiminin önüne geçilmesi durumda ücretli müzik servislerinin pazar payında bir artış olacaktır ancak esas kazanan myspace music gibi online müzik dinleme hizmeti sunan servisler olacaktır. Bu servislerin ödeyecekleri telif ücretleri ise dijital müzik pazarını büyütecektir.

Türkiye’de ise müzik piyasası MÜ-YAP tarafından temsil ediliyor. MÜ-YAP, Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği, fonogram yapımcılarının bir araya gelerek 2000 yılında oluşturduğu bir meslek birliği. Bağlantılı hak tanımı, yasadan gelen bir tanım. Yasa, fikri mülkiyet alanında iki ana grup hak tanıyor. Birincisi eser sahibinin hakları, ikincisi ise bağlantılı haklar. Bağlantılı haklar yapımcıların ve yorumcuların hakları oluyor.

27 kurucu üyesiyle etkinliklerine başlayan MÜ-YAP’ın üye sayısı 1 Şubat 2009 itibariyle 121’e ulaşmış. Bu üyelerin verdiği yetki belgeleriyle MÜ-YAP müzik endüstrisinin %95’ini temsil eder hale gelmişt. MU-YAP’ın da üye olduğu IFPI (International Federation of the Phonographic Industry Uluslararası Fonogram Endüstrisi Federasyonu) ise 72 ülkeden 1400 üyenin olduğu müzik endüstrisi üst örgütüdür. Dolayısıyla Müyap ülkemizdeki müzik yapımcılarının fikri mülkiyet alanındaki haklarını takip eden yasa ile kurulmuş bir meslek kurumudur.müzik4

MÜ-YAP tarafından 26.02.2009 tarihinde yayınlanan Faaliyet Raporu ilginç veriler içermekte. Dünya dijital müzük pazarı ile Türkiye karşılaştırıldığında, 2008 yılında Türkiye dijital pazarının önemli ölçüde büyüdüğü görülüyor.  Pazarın gelişmekte olduğunu ve bu alanda önemli bir büyüme potansiyeli ol duğunu söyleyebiliriz. İlerleyen yıllarda online müzik hizmeti veren sitelerin ödeyecekleri telifler ve 3G uygulamaları dolayısıyla büyüme oranında ciddi artışlar göreceğimizi düşünüyorum.

kaynaklar: mu-yap, ipsos, broadcasterinfo.net, önder özdemir


tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


20
Tem 09

myspace music ve gençler!

Nielsen tarafından açıklanan verilerine göre, 2008 Eylül ayında açılan music.myspace.com tekil ziyaretçi sayısı Haziran 2009′da %190 artarak 4.2 milyondan 12.1 milyona çıkmış. Yıllık bazdaki trafik ise %1.017 artmış. music.mysapce.com ile diğer müzik siteleri karşılaştırıldığında ise AOL Music ve Yahoo Music’ten sonra gelen music.myspace’in MTV Network Music ve Pandora.com gibi popüler siteleri kısa sürede geride bıraktığı görülüyor.musicportalsmusic.myspace.com’un 2009 haziran ayı ziyaretçilerine bakıldığında ise, siteyi 12-17 yaş grubu ziyaretçilerin ortalama internet ziyaretçilerine göre  2.4 kat daha fazla, 18-24 yaş grubu ziyaretçilerin ise 2.2 kat daha fazla ziyaret ettiği belirlenmiş.

İngiltere’de Human Capital tarafından 15-24 yaş grubundaki gençler ile müzik sektörüne ilişkin olarak yapılan araştırma sonuçları ilgi çekici. Katılımcıların;

  • %66’sı internetten ücretsiz müzik indirmenin kabul edilebilir olduğunu belirtmiş.
  • %63′ü internetten yasal olmayan yollardan müzik download etmiş.
  • %70′i internetten yasal olmayan yollarla müzik indirdiklerinde kendilerini suçlu hissetmiyor.
  • %61′i internetten müzik dinlemek için ücret ödenmemesi gerektiğini düşünüyor.
  • sahip oldukları müziklerin ortalama %43′ü için bir ücret ödememişler

15-24 yaş grubu ileride dijital müzik için potansiyel müşteri olduklarından dolayı, bu veriler sektör için çok olumlu algılanmayacaktır. Katılımcılara sorulan diğer sorular ve çıkan sonuçlar ise aşağıda;müzik1müzik2müzik3online müzik videosu izleyenler çoğunlukta, bunu youtube’un açık ara önde oluşuyla da teyit edebiliyoruz. IPOD ve MP3 player hala liderliğini koruyor.  Mobil sektördeki gelişmeler ve 3G’nin yaygınlaşması, uzun vadede tüketicilerin müzik satınalmak yerine cep telefonları ile online sitelerden müzik dinlemelerine yol açabilir. Beni asıl şaşırtan ise myspace ve facebook’un internet kullanıcıları tarafından ilk tercih edilen siteler olmaları. Bu öncelik, myspace ve facebook’un aslında birer eğlence merkezine dönüştüklerinin de bir göstergesi. Özellikle de music.myspace.com’un çok kısa sürede yüksek bir ziyaretçi kitlesi yaratabilmesi, sosyal medyanın gücünün bir göstergesi.

tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


15
Tem 09

müzik satışları ve dijital müzik gelirleri-1

Hepimiz bir şekilde müzik ile içiçeyiz. Evde, işte, arabada, yolda yürürken müzik hayatımızın parçası. Teknolojideki gelişim ile birlikte müzik dinleme alışkanlıklarımız da hızla değişiyor. Temmuz 2009 sony walkman’in 30, Ipod’un ise 10. yaş günü. Bundan 10 yıl öncesinde kasetler satıştayken bugün artık müzik marketlerde kaset bulmak neredeyse imkasız.

Endüstriye göre sektörlerin dijital gelirlere baktığımızda, PWC Global Entertainment and media Report 2008 verilerine göre Oyunlar %35 pay ile birinci sırada yer alırken, Müzik %20 payla ikinci sırada yer alıyor.

IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) tarafından yayınlanan rakamlara göre ise dijital müzik satışlarında istikrarlı bir büyüme gözleniyor. Fiziki formatlarda satışlar düşerken, dijital satışlar ve temsili haklara ilişkin gelirler ise artış göstermiş. Dijital müzik satışları 2008 yılında %28 oranında artarken, fiziki albüm satışları ve temsil haklar toplamında %15 oranında bir düşüş gerçekleşmiş. Miktar bazında, tam uzunluktaki fiziki formatlardaki (vinil, kaset, CD, video klip, dijital albümler dahil) satışlar %12 oranında düşüş göstererek, toplamda 1,6 milyar adet olarak gerçekleşmiş. 2008′de %24 artan ve dünya çapında 1.4 milyar adete ulaşan tek şarkı indirmeler internet piyasasında başı çekmeye devam ediyor ki bu rakam toplam tek şarkı satışlarının (fiziki ve internet single satışlar dahil) %94’ünü oluşturmakta.

Bu gerçekleşmeler, 2008’de kayıtlı müzik satışlarının dünyada %8,3 azalarak 18,4 milyar $’a gerilemesine sebep olmuş.

music

Dijital müzik gelirlerinin toplam müzik piyasasındaki payı ise istikrarlı olarak artıyor. 2004 yılında %2 olan pay, 2007 yılında %15’e, 2008 yılında ise %20’ye çıkmış durumda. Müzik sektöründeki dijital pazar 2008 yılında 3,7 milyar dolara erişmiş ve her yıl önemli oranda büyüme göstermiş. 2004 -2008 yılları arasındaki toplam büyüme oranı %825 olarak gözükmektedir ki bu gerçekten dikkat çekici bir oran.

IFPI’nin 2004-2008 yılları arasındaki 4 yıllık süre boyunca 16 ülkede yaptığı araştırma, dünya çapında 40 milyar adet korsan müzik ve video dosyası internet üzerinden paylaşıldığını öngörüyor. Bu rakam toplam müzik eserlerinin %95’inin korsan olarak dinlendiğini göstermekte.

NPD Group Inc. tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’de teenager’ların müzik satın alımlarında geçen yıla göre %19 oranında bir azalma olmuş. Teenager’lar daha çok ücretsiz müzik dinleme hizmeti sağlayan pandora.com veya myspace.com gibi sitelere kaymışlar. Sektörde bir daralma yaşandığını söylemek yanlış olmayacak. Bu gibi sitelerin dijital müzik satışlarına olumsuz etki yapacağı bir gerçek ancak ödenecek telif ücretlerinin uzun vadede dijital müzik gelirlerinde artışa sebep olacağı kaçınılmaz. İstikrarlı bir biçimde artan internet penetrasyonunun, internet bağlantısında yaşanan olumlu gelişmelerin ve online ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasının dijital müzik gelirlerine önemli etkisi olacağını düşünüyorum.

kaynaklar:bloomberg, npd, ifpi, müyap

tamisabet.com

temmuz 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


28
Haz 09

CEO’ların sosyal medya kullanımı

Uberceo.com Fortune 2009 listesinde yer alan ilk 100 CEO’nun sosyal medya kullanımı hakkında bir araştırma yapmış. CEO’ların Facebook, Twitter, LinkedIn, Wikipedia kullanımı ve kişisel blog sahipliğine bakılmış. Aşağıda Fortune 2009’da yer alan ilk 20 şirkete ilişkin özet veriler yer alıyor.


ceo

Uberceo tarafından yapılan araştırmada yer alan sonuçlar ilgi çekici olmakla beraber çok da şaşırtıcı değil.

  • Sadece 2 CEO’nun bir Twitter hesabı var.
  • 13 CEO’nun Linkedin hesabı var ancak bunlardan sadece 3 tanesi 10’dan fazla bağlantıya sahip.
  • CEO’ların %81’inin kişisel facebook hesabı yok. Sadece 19 CEO kişisel Facebook profiline sahip.
  • CEO’ların hiçbirinin kişisel bir blogu yok.
  • 100 CEO’nun 76′sı hakkında Wikipedia’da yazılmış makaleler var. Fakat bunlar ya güncel değil, eksik, yanlış ya da eksik kaynak bilgisi içeriyor.

CEO’ların sosyal medyaya olan ilgisizliği açıkça gözüküyor. Uberceo, bunun sebepleri olarak yasal çekinceler, zaman yetersizliği ve bilgi yetersizliğini görüyor. Ancak bu durum, şirketlerin hedef kitleleri ile direkt ilişki kuramamasına sebep oluyor. Sosyal medyaların etkili kullanıldığında şirketin marka değerine olumlu katkı yapacağı kesin. Buna ek olarak online mecrada da şirketin ve markanın bilinirliğinin artacağını ve gelişimin çok daha yakından takip edileceğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Şirket çalışanlar açısından, CEO’larının sosyal medyada yer alması, şirket ve CEO’su ile ilişki kurma şansı yaratacağından dolayı şirkete ek bir bağlılık unsuru olarak değerlendirilebilir.

 

CEO’ların geç kaldığı bir gerçek. İlerleyen süreçte CEO’lar zaman yetersizliği veya başka sebeplerden dolayı sosyal medyada yer alamasalar bile, şirketlerin kurumsal iletişim departmanlarının bu işe el atabileceklerini düşünüyorum. Bu doğrultuda uzun vadede CEO’ların sosyal medyada yer alması kaçınılmaz olacaktır.


tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


07
Haz 09

online dating (arkadaşlık)

Online dating (arkadaşlık) oturmuş ve gelir üreten bir pazar. Forrester research tarafından yayınlanan verilere göre ABD 2008 yılı pazar büyüklüğü 957 milyon $. 2009 yılında dating pazarının tüm dünyada 1.2 milyar $ olacağı bekleniyor. eMarketer/Piper Jaffray ise 2008 yılında $1.18 milyar $ olan dating pazarın 2009 yılında $1.32 milyar USD’ye çıkacağını öngörüyor.

Dating siteleri karlı bir iş modeline sahip. Verecekleri hizmetin bedelini üyelerden peşin tahsil ediyorlar. Üyelik ücretleri kredi kartı ile alındığından sürekli bir nakit akışı yaratılıyor. Şüpheli alacak sorunları ise yok. Site kurulduktan sonra geliştirme maliyeti dışında çok fazla bir sabit yatırım gerektirmiyor. Yani sabit giderler ile gelir arasında çok sıkı bir korelasyon yok, gelirler ile sabit giderlerin aynı oranda artması beklenmiyor. Ancak elbette büyüyen operasyonlarda mutlaka değişken giderlerde artacaktır. En önemli operasyonel gider kalemleri ise hosting, internet bağlantı giderleri ve üye kazanmak ve üyeyi elde tutmak için harcanan pazarlama ve tanıtım giderleri. Avrupanın en büyük dating sitesi olan Meetic.com un pazarlama giderleri 2008 yılı için gelirlerinin 57% si oranında. Churn rate (müşteri kaybetme oranı) ise 2008 yılı için 14.1%.

Online dating sektörünün lider sitesi ise Match.com

  • Nisan 1995 de kuruldu, 1999 da IAC/Interactive Corp. tarafından satınalındı.
  • Günlük ortalama 63 bin kişi yeni üye oluyor.
  • ABD de her ay ortalama 86 milyon profil araması yapılıyor.
  • 40 ülkede, 15 dilde ve 6 kıtada online.
  • Aralık 2008 itibariyle 16 milyon üyesi var 1.4 milyon ücretli üyesi var.
  • Ocak 2009’da 100% ücretsiz downtoearth.com adlı siteyi açıyor.
  • Şubat 2009′da Match.com ve Meetic.com (Fransada kurulmuş olan ve Avrupanın lider dating şirketi) işbirliğine gidiyorlar. Meetic, Match.com un tüm Avrupa operasyonunu Meetic’in 27% hissesi ve 5 milyon € karşılığında alıyor.
  • Match.com Avrupa gelirleri 84 milyon $, paralı üye sayısı ise 270 bin. Meetic.com ile birleşme sonucunda Meetic.com yaklaşık 1 milyon paralı üyeye sahip oluyor. Bu birleşme ile pazarlama giderlerinde ve diğer operasyonel giderlerde tasarruf sağlanması planlanıyor. Operasyonların tam olarak birleşebilmesi için 1.5-2 yıl gibi bir süre öngörülüyor.
  • Match.com un bağlı bulunduğu IAC/Interactive Corp. CEO’su Barry Diller, 1 Mayıs 2009 da yapılan yatırımcı toplantısında YahooPersonals ile ilgilendiklerini ve Yahoo’nun dating bölümünü almak istediklerini açıkladı. Citigroup analisti Mark Mahaney YahooPersonals değerini 500 milyon $ olarak tahmin etmiş.

Sektörü daha iyi anlayabilmek için lider şirketleri olan Match.com ve Meetic.com finansal verilerini bakmakta fayda var. Özellikle gelirlerde ve operasyonel karlılıkta 2008 yılında önemli ölçüde gerileme gözüküyor. Gelirlerdeki büyüme hızına bakıldığında ise istikrarlı bir azalış gözüküyor. Ancak şirketlerin operasyonel karlılıklarını sürdürmek için maliyetlerini düşürmeye çalıştıkları bir gerçek.


match-meeting

Gelirlerde gözüken düşüş trendinin çeşitli sebepleri olabilir. Dating sektöründe uzman Mark Brooks, 20 web sitesi seçerek bir analiz yapmış. Dating siteleri için seçilen 5 site, Singlesnet, Plentyoffish, True, Yahoo Personals ve Match. Tabloda da görüleceği gibi ziyaretçi sayısı bir yıl içerisinde genel dating sitelerinde 7% düşerken, gay dating sitelerinde 54%, din ağırlıklı dating sitelerinde (Jdate.com vb.) ise 69% artmış. Toplam internet pazarında ziyaretçi sayılarında ise niş dating sitelerinin aldığı pay 43% artmış.dating

Genel dating sitelerinin artık doymuş bir pazarda faliyet gösterdiklerini ve dolayısıyla kullanıcılar artık niş sitelere yöneldiklerini düşünüyorum. Amerika merkezli Spark Network finansal sonuçları ise bu değerlendirmeyi doğrular nitelikte. Spark Network ilk yatırımını genel dating sitesi olan AmericanSingles.com’a yapıyor ardından bu sektör yerine henüz girilmemiş bir pazar olan Yahudilere özgü dating sitesini Jdate.com’u kuruyor. Finansal sonuçlardan da görüleceği gibi genel dating sitelerinin hem paralı üyelerinde hemde gelirlerinde ciddi düşüş var. Ancak Yahudilere özgü dating sitesi olan Jdate.com ve Hristiyanlara ve Etnik kökenlere özgü dating sitelerinin yer aldığı diğer segmente ise istikrarlı bir yükseliş var.


spark

Doymuş olduğunu düşündüğüm dating pazarının oyuncuları artık düşük büyüme oranları ve üye artış hızları sebebiyle sıkıntı yaşadıkları finansal veriler incelenerek görülebilir. Hitwise verilerine göre ise diğer sosyal network siteleri gibi 2006 yılında 8% oranında ziyaretçi online dating sitelerinden free dating (ücretsiz arkadaşlık) sitelere kaymış. 2008 yılında bu oran 24 % e çıkmış. Plentyoffish, singlesnet ve okcupid gibi free dating sitelerinin yükseliş ise ortalama 25 USD olan aylık üyelik ücretlerinde bir düşüşe sebep olabilir.


comscore

Free dating siteleri online dating için para ödemek istemeyenler için uygun bir yer. 2008 Haziran itibariyle dating sitelerini ziyaret edenlerin 43.6%’sı free dating sitelerini ziyaret etmiş. Bunlar Plentyoffish.com, Singlesnet.com ve Okcupid.com. Free dating sitelerinde ücret ödenmemesi büyük avantaj ancak bu seferde ortaya kalite konusu çıkıyor ve para ödenmeyen yerde kalite olmaz gibi bir anlayış doğuyor. Plentyoffish 2008 yılında 10 milyon $ reklam geliri üretmiş. Kar marjı ise 50%. Bu oranın yüksek olmasındaki en büyük sebep üye kazanmak için reklam giderinin hemen hemen hiç olmaması. Free dating sitelerinde trafik çok olacağı için maliyette buna göre artıyor. Bu trafiği nakte dönüştürmek ise sadece reklam ile pek mümkün görülmüyor. Free bir dating sitesinin paralı olması ise çok kolay değil. Ancak free dating siteleri, üyelerininden kazanç sağlamak için çeşitli gelir modelleri üretilmiş durumda. Plentyoffish, Mart 2009 itibariyle üyelerine “Serious Members” olabilmek için upgrade imkanı sağlamaya başladı. Böylelikle üyeliklerini upgrade eden üyeler, ciddi olduklarını diğer üyelere gösterebilecekler ve böylelikle öne çıkabilecekler.

Dating sitelerinde belirli formlar üzerinden arama yapılıyor. Ancak Facebook gibi sosyal platformlarda durum biraz daha farklı ve detaylı. Daha çok ziyaretçi ve üye var üstelik ücretsiz. Karşınızdakini tanımaya daha açık. İnternet kullanıcılarının para ödeyip birisiyle dating yapmak yerinde, social networks’lerde özelliklerini ve yaşam tarzlarını daha detaylı görebilecekleri kişileri tercih etmek isteyebilirler.

Social Networking Application yeni ve gelişmekte olan bir pazar. Facebook’un dating application’ı toplamda 28 milyon üyeye sahip. Bunun 17 milyonu SNAP Interactive tarafından geliştirilmiş olan application’lar kullanıyor “ are you interested” ve “meet new people”. Mart 2009 itibariyle toplam 19 milyon üyesi var. Bu uygulamayı Social Dating diye nitelendiriyorlar. SNAP sadece Facebook için değil, aynı zamanda Myspace, Bebo ve Hi5 içinde aynı application’ları üretiyor. Böylelikle çok düşük pazarlama giderleriyle çok büyük bir kullanıcı kitlesini hedefliyorlar. Günlük ortalama 200 bin kişi application’ları install ediyor. Gelir kalemi ise reklam. 2008 yılı itibariyle SNAP gelirleri, $3,011,627. 2007 yılı geliri ise $424,564. Bu rakamlar ise gelirlerde 609% büyümeyi gösteriyor.

Free dating trendi hızla yükseleceği gözüküyor ancak paralı üyelik modeli de devam edeceğini söylemek doğru olacatır. Free veya paralı üyelik tamamen kişisel bir görüş. Ücretli üyelik isteyen siteler tanıtıma çok yatırım yaptıkları için daha tanınan ve bir ücret ödendiği için ciddi kişilerin bulunduğu siteler olarak değerlendirilebilir. Ziyaretçiler bu stelerin işe yaradığını düşündükleri sürece para ödeyeceklerdir.

Burada önemli olan konu ise para ödeyen üyelerin yaş ortalaması. Özellikle genç nüfusun facebook, myspace, msn gibi siteler dolayısıyla internette içeriğe para ödemeye meyilli olmadıklarını, ilerleyen süreçte dating sitelerinin paralı üyeleri elinde tutabilmek için çeşitli yatırımlar/fedakarlıklar yapacaklarını düşünüyorum. İlerleyen süreçte siteler arasında birleşme/satınalmalar, niş dating siteleri ile birlikte free dating sitelerini daha çok göreceğimizi düşünüyorum.

kaynaklar: match, meetic, sparknetworks, snap, onlinepersonalwatch.com, businessweek, techcrunch, hitwise, comscore


tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


24
May 09

private shopping (özel alışveriş) ve vente-privee.com

Private Equity yada Venture Capital şirketleri tarafından 2008 ve 2009 yıllarında Avrupa’da yapılmış olan internet yatırımları incelendiğinde, Private Shopping (Özel Alışveriş) sitelerine yapılan yatırımlardaki yoğunluk dikkat çekiyor.

Sitelerin çalışma prensibi aslında çok basit. Markalarla yapılan anlaşmalar ile satılmayan ürünler, sadece sitede kayıtlı üyelere kısıtlı sürelerde 70% ye varan indirimlerle satılıyor. Üyelik sadece davetiye yöntemi ile gerçekleşebiliyor.

Promosyonlu ürünün satışının yapılacağı tarihten ortalama 2 gün önce üyelere e-mail ile haber veriliyor. Belirlenen saatte alışveriş başlıyor. İlk gelen ilk alır yönetmiyle satış sonlanıyor. Ödeme satışın sonlanması ile online yapılıyor. Satış kampanyası sonladığında ürün marka tarafından sitenin deposuna gönderiliyor ve site satın alınan ürünü üyeye yolluyor.

Bu iş modelinde alışverişin 3 tarafı da kazanıyor.Marka, özellikle durgunluğun olduğu bu gibi dönemlerde marka imajını zedelemeden elinde kalan stokları nakte çeviriyor.Site, aracı olarak yapılan satışlar üzerinden komisyon alıyor. Ayrıca üyelerden satışın yapıldığı anda tutarı tahsil ediyor, ancak markaya ödemeyi hemen yapmayarak finansman sağlıyor. Üye, pahalı markalara uygun fiyatlarla ulaşabiliyor.

Private shopping kavramı vente-privee ile birlikte anlıyor. Hatta ABD de ilk kez bir Avrupalı girişime ait iş modelinin kopya edildiği belirtiliyor. gilt.com ve ideeli.com bu modelin ABD örnekleri. Avrupadaki rakipleri ise buyvip.com ve brands4friends.com

  • vente-privee.com  2001 yılında Paris’te Jacques-Antoine Granjon ve 7 iş ortağıyla kurulur. Ortaklar arasında, 1984 yılında Fransa’da kurulan ve uzmanlık alanı sezon sonunda markaların elinde kalan fazla stokların satışı olan Groupe Oredis de yer almakta.
  • 2002-2004 yılları pazarın oluşması için yatırım dönemi olarak düşünülebilir. Bu dönemde vente-privee.com büyüme trendine giriyor  ve yeni bir konsept olan private shopping kavramını kullanıcılara alıştırmaya başarıyor.
  • 2005-2006 döneminde ise e-ticaret pazarında yerini sağlamlaştıran şirket, büyüme kararı alıyor ve 2006 Eylül ayında İspanya ile Almanya web sitelerini hayata geçiriyor. Fransa’da 2006 yılında 460 satış kampanyası yapılıp ve 12 milyon ürün satılıyor.
  • 2007 yılında 7 yıllık operasyonun sonucunda vente-privee Fransa’da ilk 10 e-ticaret sitesi arasına girmeyi başarıyor. İspanya ve Almanya sitelerinin de hataya geçmesiyle büyüme hızlanıyor ve 753 satış kampanyası yapılıyor. Bu kampayalar ile 18 milyon adet ürün satılıyor. 2007 yılı cirosu 350 milyon Euro.  239 milyon ziyaretçi siteyi ziyaret ediyor. Haziran 2007 de, şirketin 20% hissesi 160 milyon Euro değer ile ABD merkezli Summit Partners tarafından satın alınır. Satınalma tarihi itibariyle şirket değeri 800 milyon Euro olarak hesaplanabilir. Bu satınalma ile yaratılan fon ise büyüme amaçlı kullanılır.
  • 2008 yılında İtalya ve İngiltere siteleri faaliyete geçiriliyor. Bu ülkelerin de etkisiyle 1.250 satış kampayası düzenleniyor, 28 milyon adet ürün satılıyor. Siteyi 322 milyon kişi ziyaret ediyor. 2008 yılı cirosu ise 510 milyon Euro.
  • 2005-2008 yıllarında 390% büyüme gerçekleşmiş. 2009 yılında şirket 22% büyüme hedefliyor. Ciro hedefi ise 620 milyon Euro.
  • Çalışan sayısı 900. 2008 yılında 300 kişi işe alınmış, 2009 yılında ise 250 kişinin daha işe alınması planlanıyor.
  • 7 milyon üyesi bulunuyor. Bu üyelerin 52%’si aktif olarak ürün satın alıyor. Hergün 8.000 yeni üye kazanıyor. Üyeler ayda ortalama 9 kez siteye geliyorlar ve ortalama 40 dakika kalıyorlar. Günde ortalama 1 milyon unique ziyaretçiye sahip.
  • Herbir satış kampanyası vente-privee tarafından özel olarak düzenleniyor, müzikler, fotoğraflar ve diğer görseller tamamen şirket tarafından hazırlanıyor.
  • Ürün dağıtımları için 300 kişi 12.500 m2’lik depolarda ve lojistik merkezinde çalışıyor. Üyelere günde ortalama 55 bin adet dağıtım yapılıyor.
  • 850 farklı markayla yaklaşık 30% kar marjı ile çalışıyor.

ps

Türkiye’de kurulan ilk site markafoni.com daha sonra dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden otto group şirketi olan limango Türkiye pazarına giriş yaptı. Almanya merkezli limango.de aralık 2007 de kuruldu limango.de 10 yaşına kadar olan çocuklar ve ailelerine uygun ürünlerin satışını yapıyordu. Bir yıllık sürede 15.000 üye kazanan liamngo.de otto grup tarafından Ekim 2008 de satın alındı. Çok kısa bir süre sonra ocak 2009 da otto grup Türkiye ye limago.com.tr ile giriş yaptı. Bu otto grubun private shopping alanındaki ikinci yatırımı. Bu kadar kısa sürede bu yatırımı Türkiye’ye yapmasının genç nufus, gelişmekte olan e-ticaret pazarı, internet penetrasyonundaki artış gibi çeşitli sebepleri olabilir elbette. Ancak Jones Lang LaSalle tarafından hazırlanan Cross Border Retaling in Europe – 2009 araştırması parekendecilik pazarını anlamak açısndan faydalı olabilir.

Araştırmaya göre; uluslararası perakendecilerin 2007 ve 2008 yılındaki en önemli hedef pazarı yüzde 11,3 ile Türkiye oldu. Türkiye’yi yüzde 10,6 ile Rusya izlerken, Polonya yüzde 8,9 ile üçüncü, Romanya yüzde 7,5 ile dördüncü, Çek Cumhuriyeti yüzde 7,5 ile beşinci oldu.

2007 Ocak – 2008 Aralık döneminde Türkiye’de 1 milyon metrekareye yakın yeni alışveriş merkezi alanının açılması, uluslararası perakendeci taleplerini hızlandırdı. Aralarında Prada, Chanel ve Dior gibi lüks markaların yanısıra Gap, Muji ve Banana Republic gibi küresel perakendecilerin de bulunduğu pek çok marka bu gelişmenin ardından, Ortadoğu ve Kafkaslar’a genişlemek için mükemmel bir geçiş olarak gördükleri Türkiye pazarına girdiler.

Pazara yeni giren şirketler için yeni üye kazanmanın çok önemli olduğu bir gerçek, bunun için çeşitli promosyonlar yapılıyor. Ancak ilerleyen süreçte önemli olan harcama yapan üyenin sitede tutulabilmesi. Açıkçası markalarla ilişkilerin bu sektörde başarının belirleyici öğelerinden ilki olacaktır diye düşünüyorum. Çok sayıda marka ile yapılacak anlaşmalar üye sayısına, çeşitliliğine ve sadakatine olumlu etki sağlayacağını düşünüyorum. Önemli olan ikinci husus ise ürünlerin dağıtım süresi. Dağıtımda yaşanacak sıkıntıların üyeler üzerinde olumsuz etki yapacağına inanıyorum.Üçüncü önemli nokta ise iade koşulları. Müşterinin ne kadar değerli olduğu göz önüne alınırsa iade koşulları açıkça belirtilmeli ve çok iyi çalışan bir müşteri ilişkileri departmanı kurulmalıdır.

Private shopping konseptinin ülkemizde de markaların desteği ile kartopu etkisi gibi birden yayılacağını düşünüyorum. Bu gelişim hem markalar açısından hemde hedef kitle yani bizler açısından faydalı olacaktır. Tabiiki paypal gibi ödeme sistemleri açısında da e-ticaretteki gelişmelerin yakından takip edildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. İlerleyen süreçte gelişmelerin vente-privee.com gibi şirketlerin ilgisini çok kısa sürede çekeceğini düşünüyorum.

Kaynaklar: gigaom.com, calyon.com, d2intl.com, businessweek.com, Cross Border Retaling in Europe – 2009, techcruch.com


tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


18
May 09

risk sermayesi & girişim sermayesi-2

Daha önceki yazımda genel olarak Private Equity “Risk sermayesi” yada Venture Capital “Girişim Sermayesi” üzerinde durmuştum. Aşağıdaki tabloda bu şirketler tarafından 2008 ve 2009 yıllarında sadece Avrupa’da yapılmış olan internet yatırımları yer alıyor. Tutarları açıklanmayan yatırımlar dahil edilmemiştir.
vc1

  • Tesadüf olabilir, ancak .ru domainlerini çıkarırsak sadece .com domaini ile yayında olan sitelere yatırım yapılmış.
  • En çok yatırım alan ülkeler İngiltere, Almanya ve Fransa.
  • Büyük yatırımlar, iş modeli oturmuş sektörlere yapılmış (reklam, online video ve social networking).
  • İleride hareketleneceği düşünülen sektörlere yatırımlar başlamış (bu sektörler Türkiye’de de faaliyete geçiyorlar. özel alışveriş, t-shirt tasarımı, soru-cevap gibi).
  • Henüz Türkiye’de uygulanmamış iş modeleri mevcut (ikinci el bilet satışı, speed dating, ev taşıma, online karaoke gibi).
  • Karşılaştırma sitelerine yüksek tutarlı yatırımlar yapılmış (Türkiye’de bu konu ilerleyen süreçte revaçta olacak diye düşünüyorum).
  • Özel alışveriş siteleri yeni kurulmalarına rağmen yatırım alabiliyorlar (Türkiye’de de bu konu revaçta)

Trendleri anlamak için yatırım şirketlerinin hangi alanlara yatırım yaptıklarını izlemek gerektiğini düşünüyorum. Bu şirketler yatırım yapmadan önce çok sayıda projeyi eliyorlar ve yatırımlarını gerçekten gelir getireceklerine inandıkları, yani satış (exit) yapabileceklerini düşündükleri şirketlere yapıyorlar. Dolayısıyla uzun değerlendirmeler sonucunda verilen kararların doğruluk payının yüksek olduğunu düşünüyorum. Özelliklede farklı yatırım şirketlerinin aynı alanlara yatırım yaptıkları göz önüne alınırsa.

Kaynaklar: mergermarket.com,go4ventures, times.com, techcrunch.com

tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


18
May 09

risk sermayesi & girişim sermayesi-1

Private Equity “Risk sermayesi” yada Venture Capital “Girişim Sermayesi” kavramlarını son 2 -3 yılda kriz öncesi likidite bolluğunun da ekisiyle daha çok duyar olduk. Açıkçası bu kavramları ve bu şirketlerin nasıl çalıştığını anlamak faydalı olacaktır.

Risk sermayesi ve Girişim Sermayesi terimleri bazen birbirlerinin yerine kullanılıyor; ancak bu iki yatırımcı türü birbirinden farklıdır. Risk sermayesi yatırımcıları genellikle bir şirkete kuruluş (start-up) aşamasında yatırım yaparken; girişim sermayesi yatırımcıları olgunlaşmış ve faaliyetine devam eden bir şirkete yatırım yapar. Girişim sermayesi yatırımcıları genellikle fikirlere veya erken aşamadaki bir işletmeye yatırım yapmazlar. Bir yatırım yapmayı düşünmeden önce, şirketin 3-10 yıllık operasyonu kapsayan iyi ve kanıtlanmış bir geçmişi olmasını beklerler. Öte yandan risk sermayesi yatırımcıları, bir fikre başlangıç sermayesi sağlayabilir veya 1-3 yıllık şirketlere büyümesi için yatırım yapabilir. Yine de, bu tanımlar arasında keskin bir ayrım yoktur.

Girişim sermayesi aynı zamanda satın almalar (buy-out) için de kullanılmaktadır. Yatırımcılar, bir nedenden dolayı tam potansiyelini gerçekleştiremeyen bir şirketin kontrolünü ele geçirir, onu yeniden yapılandırır ve birkaç yıllığına yönetirler; daha sonra bu şirketi stratejik bir alıcıya satarlar veya yüksek getirilerle halka açarlar. Son zamanlarda bu satın almalar sermaye enjeksiyonundan daha çok yüksek miktarlarda borçla yapılmaktadır. Yatırımcılar şirketleri mali kuruluşlardan elde ettikleri krediler artı biraz sermaye kullanarak satın almaya çalışmaktadır. Alınan şirketi genellikle teminat olarak kullanmaktadırlar. Bunlar borçlanarak satın alma (leveraged buy-out) olarak, finansman türü ise satın alım finansmanı olarak adlandırılır.

Girişim sermayesi dünyası aşağıdaki gibi işlemektedir: fonların kaynağı genellikle alım gücü yüksek yatırımcılar, emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve belirli bir dereceye kadar bankalardır. Bu kişiler ve kuruluşlar genellikle fonlarının küçük bir kısmını girişim sermayesi varlık sınıfına tahsis eder ve bu miktarı yüksek getirili yatırımlar yapmaları için deneyimli yatırım yönetimi şirketlerine verirler. Bu şirketler, yatırımcılarının istekleri doğrultusunda yüksek getirili yatırım fırsatları ararlar. Yatırımcılar paralarını belirli bir sektöre veya sektörlere (örn., telekom, IT, imalat), belirli bir bölgeye (örn., Orta ve Batı Avrupa) veya arzuladıkları getiriyi sağlayacak herhangi bir fırsata aktarır.

Fonlar yatırımcılardan genellikle belirli bir süreliğine toplanır (fund raised) ve bunların belirli bir zaman aralığı içinde bir yatırıma aktarılması (fund invested) ve bu yatırım tercihinden çıkış yapılması gerekir. Yatırım yönetimi şirketleri getirilerini fon yönetiminden sağlar; bu da fon büyüklüğüne göre yıllık %1,5-2 aralığındadır; ayrıca fonun getirisinden de genellikle %20 komisyon alırlar. Bu paya “taşıma” (carry) denir.

2. Dünya savaşı sonrası, özellikle küçük ölçekli şirketlerin fon bulması açısından oldukça zor bir dönemdir. Savaş sonrası oluşan ekonomik sıkıntıların üstesinden gelebilmek için yeni yapılanmakta olan küçük şirketlerin desteklenmesi gerekliliği konusunda fikir birliğine varılır. Böylelikle hem istihdam arttırıabilecek hemde üretim sağlanabilecektir. Bu dönemdeki yatırım anlayışı, varlıklı ailelerin kurmuş oldukları yatırım şirketleri vasıtasıyla risk unsuru içermeyen şirketlere yapılan yatırımlardan ibarettir.

Yapılanmakta olan küçük şirketlerin desteklenmesi ise yatırımcılar açısından yeni bir kavramdı. Yatırımcılar yatıracakları paraları uzun süre geri alamayacaklardı ve yatırım yapacakları bazı şirketlerin başarısızlığa uğrama ihtimalini kabul edeceklerdi.

Georges Doriot, 1946’da American Research and Development Cooperation (ARD)’ı kurmuştur ve “the first venture capitalist” olarak adlandırılmıştır. Yatırımcılarından 3.5 milyon USD fon sağlayan ARD, fonlarını aile dışında değişik kaynaklardan alabilen ilk sermaye şirketidir. Ortakları arasında, sigorta şirketleri, kurumsal ve bireysel yatırımcılar ile üniversiteler yeralmaktadır. ARD uzmanlığı olmayan bir sektörde kurulduğundan dolayı ilk süreçte yarıtımlarının 66% sını kimya sektörüne yapar. Ancak ilerleyen süreçte venture capital için uygun olan teknoloji ve elektronik alanına yatırımlarını kaydırır. ARD tarafından yapılan ilk başarılı yatırımını 1957’de 70.000 USD ödeyerek Digital Equipment Corporation (DEC)’ın %77 hissesi alarak yapar. DEC’in halka açılmasından sonra hisseler 1971 itibariyle 355 milyon USD değerine çıkar. ARD’nin yapmış olduğu yatırım 14 yılda 5000 kat değer kazanmıştır. DEC daha sonra Compaq tarafından satın alınır.

ABD’de 1978 yılına kadar risk sermayesine ilgi ciddi boyutlarda olmamıştır. 1978 yılında emeklilik fonlarına ilişkin düzenlemelerde yapılan değişiklikler neticesinde bu fonların varlıklarının %5’ine kadar olan bir bölümünü riskli yatırımlara kanalize edebilmelerine olanak sağlanmıştır. Bu düzenleme ile birlikte risk sermayesi sektörüne para akmaya başlar ve süreç büyüyerek devam eder.

PWC tarafından yayınlanan Global Private Equity Report 2008 raporuna göre dünyada 2007 yılı itibariyle toplanan fon miktarı 459 milyar USD yapılan yatırım ise 297 milyar USD. Yapılan yatırım tutarlarına göre ilkeler incelendiğinde ilk beş ülke şu şekildedir. 1.ABD, 2.İngiltere, 3.Hindistan, 4.Japonya, 5.Avustralya 6.Fransa, 7.Çin, 8.Almanya, 9.Malezya, 10. Singapur.

Türkiye’de 2006 yılında yapılan en büyük yatırım Texas Pasifk Group’un 810 milyon USD ile Mey içkinin 90% ‘ını almasıdır. 2007 yılında ise KKR 1.284 milyon USD ile UN Ro-Ro’nun 97.6% sini almıştır. 2008 yılında Türkiye’deki bu alanda yapılan en büyük yatırım gerçekleşmiş ve BC Capital Partners (Turkven Private Equity, D&A Capital) 1.646 milyon USD ile Migros’un 50.8% sini satın almıştır. BC Partners Migros hisseleri almasından sonra IMKB’de yatırımcıların ellerinde bulunan senetlerin büyük çoğunluğunu çağrı yoluyla alarak payını 98%’ye çıkarmıştır. Toplam yatırım miktarı ise 3.100 milyon USD’ye yükselmiştir. Deloitte tarafından yayınlanan Annual Turkish M&A Rewiev 2008 raporuna göre 2008 yılında 172 adet satınalma gerçekleşmiştir. Bu işlemlerin toplam değeri yaklaşık 18.4 milyar USD olarak tahmin edilmektedir. Bu tutarın yaklaşık 7 milyar USD kısmı özelleştirmeden gelmektedir.

Türkiye’de yeni fikirler veya yatırımlar genellikle girişimcinin kendisi veya ağırlıklı olarak kısa vadeli banka kredileri yoluyla finanse ediliyor. Asıl girişimci kısıtlı sermayesiyle şirketi yalnız birkaç yıllığına destekleyebildiği için, ilerleyen süreçte yeni sermaye ihtiyacı doğduğunda bu şirket ya işi bırakmak ya da işletmeyi başka bir stratejik alıcıya satmak zorunda kalıyor. Girişim sermayesi uzun vadeli sermaye ihtiyacı içindeki girişimlere iyi bir alternatif finansman şekli olabilecek ve yatırımların gelişmesinde önemli roller alabileceklerdir.

2009 yılı kayıp yıl olarak kabul edilmiş olsa da kriz etkisiyle düşen şirket değerleri, önümüzdeki dönemde yeterli likiditesi bulunan yatırımcılar için iyi yatırım fırsatları sunacağını düşünüyorum.

Kaynaklar: Deloitte “Türkiye’de Girişim Sermayesi”, Ernst & Young kurumsal finansman, Forbes, NY Times, PWC Global Private Equity Report 2008

tamisabet.com

Mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


09
May 09

facebook

Facebook için orijinal fikir Zuckerberg‘in lisesinden (Phillips Exeter Academy) gelmiştir. Okuldaki tüm öğrencilere bir sonraki yıl sınıf arkadaşlarını tanıtmak için dağıtılan bir kitap olan The Exeter Face Book, Zuckerberg’in ilham kaynağıdır.

Şubat 2004 tarihinde Mark Zuckerberg Facebook’u Harvard öğrencileri için bir sosyal ağ olarak başlatır. 2 hafta içinde Boston bölgesindeki okulların yarısı Facebook ağına bağlanmayı talep eder. Zuckerberg bu yoğun ilgi karşısında arkadaşları Dustin Moskowitz ve Chris Hughes’ı işe alır ve dört ay içinde, Facebook’a 30 üniversite dahil olur.

Bu başarı ile, Zuckerberg, Moskowitz ve Hues, yaz için Palo Alto’ya taşınırlar. Birkaç hafta sonra, Zuckerberg Napster’ın kurucusu olan Sean Parker ile görüşür ve Parker, Zuckerberg’in dairesine taşınır ve birlikte çalışmaya başlarlar. Parker ilk yatırımcı olan Peter Thiel’a ilk yatırımcı sunumunu yapar. Peter Thiel, PayPal’ın kurucu ortağıdır ve aynı zamanda The Founders Fund’ın yönetici ortağıdır. Thiel, Facebook’a 500.000 $ yatırım yapar.

Milyonlarca daha fazla kullanıcısı olan Friendster, 10 milyon $ bedelle 2004 ortasında Facebook’u satın almak ister. Facebook bu teklifi geri çevirir ve ertesinde Accel Partners’dan yaklaşık 100 milyon $ şirket değeri üzerinden 12,7 milyon $ fon alır. Facebook büyümeye, siteyi lise öğrencilerine Eylül 2005’te açarak devam eder ve son derece popüler fotoğraf paylaşım özellğini bir sonraki ayda ekler.

Bir sonraki bahar, Facebook Greylock Partners ve Meritech Capital’den 525 milyon$ şirket değeri üzerinden 25 milyon $ fon alır.

Son olarak 2006 yılında, Facebook herkese açılır. Viacom Mart 2006’da 750 milyon $’a şirketi satın almaya çalışmış ancak başaramamıştır.

2006 yazında, Yahoo 1 milyar $ değer ile Facebook’u satın almak ister. Yazılanlar, gerçekten Zuckerberg ‘in Facebook ‘u Yahoo’ya satmak için yapılan bir sözlü anlaşmanin olduğunu belirtilmekte birlikte, bir kaç gün sonra Yahoo, hisse senedi fiyatındaki keskin düşüş sonucuna teklif 800 milyon $’a düşürür ve Zuckerberg yeni teklifi kabul etmeyerek satıştan vazgeçer. Yahoo teklifini tekrar 1 milyar $’a revize etsede, teklif Zuckerberg tarafından tekrar geri çevrilmiştir.

Microsoft, Facebook’a Ekim 2007 tarihinde 240 milyon $ ödeyerek 1,6 %’sina sahip olur. Bu satınalma, o tarih itibariyle Facebook’u 5. en değerli ABD internet şirketi yaparken, henüz sadece 150 milyon $ yıllık geliri olan ancak 15 milyar $ bir kıymet anlamına geliyordu. Ancak bu rakamın, Microsoftun aldığı hisselerin imtiyazlı hisse olması ve uluslararası pazarlardaki reklam satış hakkının Microsoft’a verilmesi da içermesi nedeniyle bu denli yüksek olduğu yorumları yapılıyor. Bir başka yorum ise, Microsoft’un Facebook’un değerini şişirerek Google’ın satın almasını önlemeye çalışması olarak dikkat çekiyor.

Facebook, başka bir sosyal ağ olan ConnectU ile davalık olmuştur. ConnectU, kurucuları Divya Narendra, Cameron Winklevoss, and Tyler Winklevoss Harvard’dan Mark Zuckerberg’in eski arkadaşlarıdır ve okul için hazırladıkları bir sosyal ağ web sayfasının yazılım kodlarını tamamlaması için, Harvard’da okurken, Mark Zuckerberg’le çalışmışlardır. Ancak Zuckerberg’in projeyi bilerek yavaşlatıp, kodları ve fikri çalarak Facebook’u Şubat 2004′te hayata geçirdiğini iddia ederek Facebook fikri ve isim hakkı üzerinde hak iddia etmişlerdir. ConnectU sahipleri ve avukatları Mark Zuckerberg ve avukatları ile anlaşma için masaya otururular. Yapılan anlaşma gereği 20 milyon $ nakit ve 1,253,326 facebook hissesi karşılığında ConnectU, Facebook tarafından satın alınır. Hisselerin değeri Microsoft değerlemesine göre 45 milyon $ dır. Eğer, Facebook’un kendi değerlemesini dikkate alırsak bu değer 11 milyon $ dır. Her koşulda bu rakam Facebook için çok küçüktür. Bu sorun ilerleyen süreçte mahkemeye götürülsede artık çözülmüş durumdadır. ConnectU, Facebook’tan 3 ay sonra online olmuştur ve yaklaşık 100.000 üyesi bulunmaktadır.

Facebook ve ConnectU arasında görülen davada, Facebook’un kendi yaptığı değerlelerde şirket değerini 3.7 milyar $ olarak hesapladığı belirtilmiştir.

Facebook’un hızla artan popülerliği kullanıcı sayısına da yansıyınca, analistler altyapı, erişim maliyeti ve diğer maliyetleri sorgulanmaya başladılar. Facebook, kullanıcıların her gün 850 milyondan fazla resim ve 8 milyon üzerinde videoyu siteye yüklüyorlar. Bu rakamlar, sunucu maliyetlerinin büyüklüğü hakkında fikir veriyor. Analistler tarafından en çok merak edilen konu Facebook gelirlerinin, giderlerini karşılayıp karşılamadığı. Ancak Facebook halka açık bir şirket olmadığından dolayı, finansal durumu hakkında yeterli bilgiye ulaşmak maalesef mümkün değil. Facebook 2008 gelirleri yaklaşık 280 milyon$ olarak tahmin ediliyor. Facbook 2008 yılsonu itibariyle 300 milyon$ nakti bulunduğu öngörülüyor. 2009 yılı gelir tahmini ise yaklaşık 400 milyon $.

· 200 milyon aktif kullanıcı. Bu kullanıcıların yarısı günde en az bir kere siteye giriyor.

· Kullanıcıların sitede ortalama 120 arkadaşı var.

· 20 milyon kullanıcı günde en az birkez durumlarını güncelliyor.

· Ayda ortalama 850 milyon resim ve 8 milyon video siteye yükleniyor.

· 25 milyondan fazla aktif grup var.

· Kullanıcıların 70% sinden fazlası ABD dışından.

· 180 ülkeden 660.000 platform geliştirici ve girişimci yer alıyor.

· 52 binden fazla aplikasyon mevcut.

· Kullanıcıların 70% inden fazlası aplikasyon kullanıyor.

· 30 milyon aktif kullanıcı mobil telefonlarından siteye ulaşıyor.

· Mobil telefonlarından siteye girenler diğer kullanıcılara göre 50% daha aktifler.

15 Nisan 2009 tarihinde yayınlanan O’Reilly Radar verilerine göre hazırladığım yukarıdaki grafiklerde dikkatimi çeken, Türkiye’nin Avrupa yerine Ortadoğu ülkeleriyle aynı gruba dahil edilmiş olmasıdır. Facebook kullanıcılarının demografik yapısı incelendiğinde ABD’de 35-44 yaş grubu toplam kullanıcıların 18%’ini oluşturduğu görülmekte. Ancak Avrupa’da ve Türkiye’de bu yaş grubu ABD’ye göre daha az olmakla birlikte genç kullanıcıların daha ağırlıklı olduğu görülmekte.

facebook

Facebook kullanıcılarının %70’i ABD dışındaki ülkelerde yer almakta. Bu durum Facebook için ne kadar artı bir değer yaratıyor. Bu konunun üzerinde durmak gerekiyor. Grafikte de görüldüğü gibi, kullanıcı sayısı açısından ilk 10 ülkeye inceleyince, bu durumun Facebook için aslında bir avantaj olmaktan çok kısa vadede bir dezavantaj olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır. Türkiye, Kolombiya, Şili gibi ülkelerdeki kullanıcıların, bu ülkelerdeki internet reklam pazarlarının, ABD ve Avrupa’ya göre yeterince gelişmiş olmaması dolayısıyla Facebook tarafından paraya çevirilemediği bir gerçektir. Bu ülkelerdeki kullanıcıların, siteye yükledikleri ve izledikleri videolar, resimler ve sitedeki diğer akitiviteleri Facebook maliyetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakla birlikte, bu kullanıcıların gelire katkısı çok sınırlıdır.

Youtube’un engellenmesinden sonra, Facebook’un da Türkiye’den erişime kapatılması, acaba Facebook için ne kadar üzücü olacaktır?.

Güncelleme: Facebook, 1,96 % hissesinin Rusya’nın önde gelen internet şirketlerine yatırım yapan Digital Sky Technologies’e 200 milyon USD karşılığında satışını 26 mayıs itibariyle gerçekleştirdi. Bu satış rakamı facebook’un yaklaşık 10 milyar USD olarak belirlenen toplam değeri üzerinden hesaplanmıştır.

Kaynaklar: facebook.com, comscore.com, O’Reilly Radar, businessweek.com, venturebeat.com, crunchbase.com, economist.com, law.com,

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.