28
Haz 09

CEO’ların sosyal medya kullanımı

Uberceo.com Fortune 2009 listesinde yer alan ilk 100 CEO’nun sosyal medya kullanımı hakkında bir araştırma yapmış. CEO’ların Facebook, Twitter, LinkedIn, Wikipedia kullanımı ve kişisel blog sahipliğine bakılmış.

Aşağıda Fortune 2009’da yer alan ilk 20 şirkete ilişkin özet veriler yer alıyor.ceo

Uberceo tarafından yapılan araştırmada yer alan sonuçlar ilgi çekici olmakla beraber çok da şaşırtıcı değil.

  • Sadece 2 CEO’nun bir Twitter hesabı var.
  • 13 CEO’nun Linkedin hesabı var ancak bunlardan sadece 3 tanesi 10’dan fazla bağlantıya sahip.
  • CEO’ların %81’inin kişisel facebook hesabı yok. Sadece 19 CEO kişisel Facebook profiline sahip.
  • CEO’ların hiçbirinin kişisel bir blogu yok.
  • 100 CEO’nun 76′sı hakkında Wikipedia’da yazılmış makaleler var. Fakat bunlar ya güncel değil, eksik, yanlış ya da eksik kaynak bilgisi içeriyor.

CEO’ların sosyal medyaya olan ilgisizlik açıkça gözüküyor. Uberceo, bunun sebepleri olarak yasal çekinceler, zaman yetersizliği ve bilgi yetersizliğini görüyor. Ancak bu durum, şirketlerin hedef kitleleri ile direkt ilişki kuramamasına sebep oluyor. Sosyal medyaların etkili kullanıldığında şirketin marka değerine olumlu katkı yapacağı kesin. Buna ek olarak online mecrada da şirketin ve markanın bilinirliğinin artacağını ve gelişimin çok daha yakından takip edileceğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Şirket çalışanlar açısından, CEO’larının sosyal medyada yer alması, şirket ve CEO’su ile ilişki kurma şansı yaratacağından dolayı şirkete ek bir bağlılık unsuru olarak değerlendirilebilir.

CEO’ların geç kaldığı bir gerçek. İlerleyen süreçte CEO’lar zaman yetersizliği veya başka sebeplerden dolayı sosyal medyada yer alamasalar bile, şirketlerin kurumsal iletişim departmanlarının bu işe el atabileceklerini düşünüyorum. Bu doğrultuda uzun vadede CEO’ların sosyal medyada yer alması kaçınılmaz olacaktır.

tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


07
Haz 09

online dating (arkadaşlık)

Online dating (arkadaşlık) oturmuş ve gelir üreten bir pazar. Forrester research tarafından yayınlanan verilere göre ABD 2008 yılı pazar büyüklüğü 957 milyon $. 2009 yılında dating pazarının tüm dünyada 1.2 milyar $ olacağı bekleniyor. eMarketer/Piper Jaffray ise 2008 yılında $1.18 milyar $ olan dating pazarın 2009 yılında $1.32 milyar USD’ye çıkacağını öngörüyor.

Dating siteleri karlı bir iş modeline sahip. Verecekleri hizmetin bedelini üyelerden peşin tahsil ediyorlar. Üyelik ücretleri kredi kartı ile alındığından sürekli bir nakit akışı yaratılıyor. Şüpheli alacak sorunları ise yok. Site kurulduktan sonra geliştirme maliyeti dışında çok fazla bir sabit yatırım gerektirmiyor. Yani sabit giderler ile gelir arasında çok sıkı bir korelasyon yok, gelirler ile sabit giderlerin aynı oranda artması beklenmiyor. Ancak elbette büyüyen operasyonlarda mutlaka değişken giderlerde artacaktır. En önemli operasyonel gider kalemleri ise hosting, internet bağlantı giderleri ve üye kazanmak ve üyeyi elde tutmak için harcanan pazarlama ve tanıtım giderleri. Avrupanın en büyük dating sitesi olan Meetic.com un pazarlama giderleri 2008 yılı için gelirlerinin 57% si oranında. Churn rate (müşteri kaybetme oranı) ise 2008 yılı için 14.1%.

Online dating sektörünün lider sitesi ise Match.com

  • Nisan 1995 de kuruldu, 1999 da IAC/Interactive Corp. tarafından satınalındı.
  • Günlük ortalama 63 bin kişi yeni üye oluyor.
  • ABD de her ay ortalama 86 milyon profil araması yapılıyor.
  • 40 ülkede, 15 dilde ve 6 kıtada online.
  • Aralık 2008 itibariyle 16 milyon üyesi var 1.4 milyon ücretli üyesi var.
  • Ocak 2009’da 100% ücretsiz downtoearth.com adlı siteyi açıyor.
  • Şubat 2009′da Match.com ve Meetic.com (Fransada kurulmuş olan ve Avrupanın lider dating şirketi) işbirliğine gidiyorlar. Meetic, Match.com un tüm Avrupa operasyonunu Meetic’in 27% hissesi ve 5 milyon € karşılığında alıyor.
  • Match.com Avrupa gelirleri 84 milyon $, paralı üye sayısı ise 270 bin. Meetic.com ile birleşme sonucunda Meetic.com yaklaşık 1 milyon paralı üyeye sahip oluyor. Bu birleşme ile pazarlama giderlerinde ve diğer operasyonel giderlerde tasarruf sağlanması planlanıyor. Operasyonların tam olarak birleşebilmesi için 1.5-2 yıl gibi bir süre öngörülüyor.
  • Match.com un bağlı bulunduğu IAC/Interactive Corp. CEO’su Barry Diller, 1 Mayıs 2009 da yapılan yatırımcı toplantısında YahooPersonals ile ilgilendiklerini ve Yahoo’nun dating bölümünü almak istediklerini açıkladı. Citigroup analisti Mark Mahaney YahooPersonals değerini 500 milyon $ olarak tahmin etmiş.

Sektörü daha iyi anlayabilmek için lider şirketleri olan Match.com ve Meetic.com finansal verilerini bakmakta fayda var. Özellikle gelirlerde ve operasyonel karlılıkta 2008 yılında önemli ölçüde gerileme gözüküyor. Gelirlerdeki büyüme hızına bakıldığında ise istikrarlı bir azalış gözüküyor. Ancak şirketlerin operasyonel karlılıklarını sürdürmek için maliyetlerini düşürmeye çalıştıkları bir gerçek.match-meeting

Gelirlerde gözüken düşüş trendinin çeşitli sebepleri olabilir. Dating sektöründe uzman Mark Brooks, 20 web sitesi seçerek bir analiz yapmış. Dating siteleri için seçilen 5 site, Singlesnet, Plentyoffish, True, Yahoo Personals ve Match. Tabloda da görüleceği gibi ziyaretçi sayısı bir yıl içerisinde genel dating sitelerinde 7% düşerken, gay dating sitelerinde 54%, din ağırlıklı dating sitelerinde (Jdate.com vb.) ise 69% artmış. Toplam internet pazarında ziyaretçi sayılarında ise niş dating sitelerinin aldığı pay 43% artmış.dating

Genel dating sitelerinin artık doymuş bir pazarda faliyet gösterdiklerini ve dolayısıyla kullanıcılar artık niş sitelere yöneldiklerini düşünüyorum. Amerika merkezli Spark Network finansal sonuçları ise bu değerlendirmeyi doğrular nitelikte. Spark Network ilk yatırımını genel dating sitesi olan AmericanSingles.com’a yapıyor ardından bu sektör yerine henüz girilmemiş bir pazar olan Yahudilere özgü dating sitesini Jdate.com’u kuruyor. Finansal sonuçlardan da görüleceği gibi genel dating sitelerinin hem paralı üyelerinde hemde gelirlerinde ciddi düşüş var. Ancak Yahudilere özgü dating sitesi olan Jdate.com ve Hristiyanlara ve Etnik kökenlere özgü dating sitelerinin yer aldığı diğer segmente ise istikrarlı bir yükseliş var. spark

Doymuş olduğunu düşündüğüm dating pazarının oyuncuları artık düşük büyüme oranları ve üye artış hızları sebebiyle sıkıntı yaşadıkları finansal veriler incelenerek görülebilir. Hitwise verilerine göre ise diğer sosyal network siteleri gibi 2006 yılında 8% oranında ziyaretçi online dating sitelerinden free dating (ücretsiz arkadaşlık) sitelere kaymış. 2008 yılında bu oran 24 % e çıkmış. Plentyoffish, singlesnet ve okcupid gibi free dating sitelerinin yükseliş ise ortalama 25 USD olan aylık üyelik ücretlerinde bir düşüşe sebep olabilir.comscore

Free dating siteleri online dating için para ödemek istemeyenler için uygun bir yer. 2008 Haziran itibariyle dating sitelerini ziyaret edenlerin 43.6%’sı free dating sitelerini ziyaret etmiş. Bunlar Plentyoffish.com, Singlesnet.com ve Okcupid.com. Free dating sitelerinde ücret ödenmemesi büyük avantaj ancak bu seferde ortaya kalite konusu çıkıyor ve para ödenmeyen yerde kalite olmaz gibi bir anlayış doğuyor. Plentyoffish 2008 yılında 10 milyon $ reklam geliri üretmiş. Kar marjı ise 50%. Bu oranın yüksek olmasındaki en büyük sebep üye kazanmak için reklam giderinin hemen hemen hiç olmaması. Free dating sitelerinde trafik çok olacağı için maliyette buna göre artıyor. Bu trafiği nakte dönüştürmek ise sadece reklam ile pek mümkün görülmüyor. Free bir dating sitesinin paralı olması ise çok kolay değil. Ancak free dating siteleri, üyelerininden kazanç sağlamak için çeşitli gelir modelleri üretilmiş durumda. Plentyoffish, Mart 2009 itibariyle üyelerine “Serious Members” olabilmek için upgrade imkanı sağlamaya başladı. Böylelikle üyeliklerini upgrade eden üyeler, ciddi olduklarını diğer üyelere gösterebilecekler ve böylelikle öne çıkabilecekler.

Dating sitelerinde belirli formlar üzerinden arama yapılıyor. Ancak Facebook gibi sosyal platformlarda durum biraz daha farklı ve detaylı. Daha çok ziyaretçi ve üye var üstelik ücretsiz. Karşınızdakini tanımaya daha açık. İnternet kullanıcılarının para ödeyip birisiyle dating yapmak yerinde, social networks’lerde özelliklerini ve yaşam tarzlarını daha detaylı görebilecekleri kişileri tercih etmek isteyebilirler.

Social Networking Application yeni ve gelişmekte olan bir pazar. Facebook’un dating application’ı toplamda 28 milyon üyeye sahip. Bunun 17 milyonu SNAP Interactive tarafından geliştirilmiş olan application’lar kullanıyor “ are you interested” ve “meet new people”. Mart 2009 itibariyle toplam 19 milyon üyesi var. Bu uygulamayı Social Dating diye nitelendiriyorlar. SNAP sadece Facebook için değil, aynı zamanda Myspace, Bebo ve Hi5 içinde aynı application’ları üretiyor. Böylelikle çok düşük pazarlama giderleriyle çok büyük bir kullanıcı kitlesini hedefliyorlar. Günlük ortalama 200 bin kişi application’ları install ediyor. Gelir kalemi ise reklam. 2008 yılı itibariyle SNAP gelirleri, $3,011,627. 2007 yılı geliri ise $424,564. Bu rakamlar ise gelirlerde 609% büyümeyi gösteriyor.

Free dating trendi hızla yükseleceği gözüküyor ancak paralı üyelik modeli de devam edeceğini söylemek doğru olacatır. Free veya paralı üyelik tamamen kişisel bir görüş. Ücretli üyelik isteyen siteler tanıtıma çok yatırım yaptıkları için daha tanınan ve bir ücret ödendiği için ciddi kişilerin bulunduğu siteler olarak değerlendirilebilir. Ziyaretçiler bu stelerin işe yaradığını düşündükleri sürece para ödeyeceklerdir.

Burada önemli olan konu ise para ödeyen üyelerin yaş ortalaması. Özellikle genç nüfusun facebook, myspace, msn gibi siteler dolayısıyla internette içeriğe para ödemeye meyilli olmadıklarını, ilerleyen süreçte dating sitelerinin paralı üyeleri elinde tutabilmek için çeşitli yatırımlar/fedakarlıklar yapacaklarını düşünüyorum. İlerleyen süreçte siteler arasında birleşme/satınalmalar, niş dating siteleri ile birlikte free dating sitelerini daha çok göreceğimizi düşünüyorum.

kaynaklar: match, meetic, sparknetworks, snap, onlinepersonalwatch.com, businessweek, techcrunch, hitwise, comscore

tamisabet.com

haziran 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


24
May 09

private shopping (özel alışveriş) ve vente-privee.com

Private Equity yada Venture Capital şirketleri tarafından 2008 ve 2009 yıllarında Avrupa’da yapılmış olan internet yatırımları incelendiğinde, Private Shopping (Özel Alışveriş) sitelerine yapılan yatırımlardaki yoğunluk dikkat çekiyor.

Sitelerin çalışma prensibi aslında çok basit. Markalarla yapılan anlaşmalar ile satılmayan ürünler, sadece sitede kayıtlı üyelere kısıtlı sürelerde 70% ye varan indirimlerle satılıyor. Üyelik sadece davetiye yöntemi ile gerçekleşebiliyor.

Promosyonlu ürünün satışının yapılacağı tarihten ortalama 2 gün önce üyelere e-mail ile haber veriliyor. Belirlenen saatte alışveriş başlıyor. İlk gelen ilk alır yönetmiyle satış sonlanıyor. Ödeme satışın sonlanması ile online yapılıyor. Satış kampanyası sonladığında ürün marka tarafından sitenin deposuna gönderiliyor ve site satın alınan ürünü üyeye yolluyor.

Bu iş modelinde alışverişin 3 tarafı da kazanıyor.Marka, özellikle durgunluğun olduğu bu gibi dönemlerde marka imajını zedelemeden elinde kalan stokları nakte çeviriyor.Site, aracı olarak yapılan satışlar üzerinden komisyon alıyor. Ayrıca üyelerden satışın yapıldığı anda tutarı tahsil ediyor, ancak markaya ödemeyi hemen yapmayarak finansman sağlıyor. Üye, pahalı markalara uygun fiyatlarla ulaşabiliyor.

Private shopping kavramı vente-privee ile birlikte anlıyor. Hatta ABD de ilk kez bir Avrupalı girişime ait iş modelinin kopya edildiği belirtiliyor. gilt.com ve ideeli.com bu modelin ABD örnekleri. Avrupadaki rakipleri ise buyvip.com ve brands4friends.com

  • vente-privee.com  2001 yılında Paris’te Jacques-Antoine Granjon ve 7 iş ortağıyla kurulur. Ortaklar arasında, 1984 yılında Fransa’da kurulan ve uzmanlık alanı sezon sonunda markaların elinde kalan fazla stokların satışı olan Groupe Oredis de yer almakta.
  • 2002-2004 yılları pazarın oluşması için yatırım dönemi olarak düşünülebilir. Bu dönemde vente-privee.com büyüme trendine giriyor  ve yeni bir konsept olan private shopping kavramını kullanıcılara alıştırmaya başarıyor.
  • 2005-2006 döneminde ise e-ticaret pazarında yerini sağlamlaştıran şirket, büyüme kararı alıyor ve 2006 Eylül ayında İspanya ile Almanya web sitelerini hayata geçiriyor. Fransa’da 2006 yılında 460 satış kampanyası yapılıp ve 12 milyon ürün satılıyor.
  • 2007 yılında 7 yıllık operasyonun sonucunda vente-privee Fransa’da ilk 10 e-ticaret sitesi arasına girmeyi başarıyor. İspanya ve Almanya sitelerinin de hataya geçmesiyle büyüme hızlanıyor ve 753 satış kampanyası yapılıyor. Bu kampayalar ile 18 milyon adet ürün satılıyor. 2007 yılı cirosu 350 milyon Euro.  239 milyon ziyaretçi siteyi ziyaret ediyor. Haziran 2007 de, şirketin 20% hissesi 160 milyon Euro değer ile ABD merkezli Summit Partners tarafından satın alınır. Satınalma tarihi itibariyle şirket değeri 800 milyon Euro olarak hesaplanabilir. Bu satınalma ile yaratılan fon ise büyüme amaçlı kullanılır.
  • 2008 yılında İtalya ve İngiltere siteleri faaliyete geçiriliyor. Bu ülkelerin de etkisiyle 1.250 satış kampayası düzenleniyor, 28 milyon adet ürün satılıyor. Siteyi 322 milyon kişi ziyaret ediyor. 2008 yılı cirosu ise 510 milyon Euro.
  • 2005-2008 yıllarında 390% büyüme gerçekleşmiş. 2009 yılında şirket 22% büyüme hedefliyor. Ciro hedefi ise 620 milyon Euro.
  • Çalışan sayısı 900. 2008 yılında 300 kişi işe alınmış, 2009 yılında ise 250 kişinin daha işe alınması planlanıyor.
  • 7 milyon üyesi bulunuyor. Bu üyelerin 52%’si aktif olarak ürün satın alıyor. Hergün 8.000 yeni üye kazanıyor. Üyeler ayda ortalama 9 kez siteye geliyorlar ve ortalama 40 dakika kalıyorlar. Günde ortalama 1 milyon unique ziyaretçiye sahip.
  • Herbir satış kampanyası vente-privee tarafından özel olarak düzenleniyor, müzikler, fotoğraflar ve diğer görseller tamamen şirket tarafından hazırlanıyor.
  • Ürün dağıtımları için 300 kişi 12.500 m2’lik depolarda ve lojistik merkezinde çalışıyor. Üyelere günde ortalama 55 bin adet dağıtım yapılıyor.
  • 850 farklı markayla yaklaşık 30% kar marjı ile çalışıyor.

ps

Türkiye’de kurulan ilk site markafoni.com daha sonra dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden otto group şirketi olan limango Türkiye pazarına giriş yaptı. Almanya merkezli limango.de aralık 2007 de kuruldu limango.de 10 yaşına kadar olan çocuklar ve ailelerine uygun ürünlerin satışını yapıyordu. Bir yıllık sürede 15.000 üye kazanan liamngo.de otto grup tarafından Ekim 2008 de satın alındı. Çok kısa bir süre sonra ocak 2009 da otto grup Türkiye ye limago.com.tr ile giriş yaptı. Bu otto grubun private shopping alanındaki ikinci yatırımı. Bu kadar kısa sürede bu yatırımı Türkiye’ye yapmasının genç nufus, gelişmekte olan e-ticaret pazarı, internet penetrasyonundaki artış gibi çeşitli sebepleri olabilir elbette. Ancak Jones Lang LaSalle tarafından hazırlanan Cross Border Retaling in Europe – 2009 araştırması parekendecilik pazarını anlamak açısndan faydalı olabilir.

Araştırmaya göre; uluslararası perakendecilerin 2007 ve 2008 yılındaki en önemli hedef pazarı yüzde 11,3 ile Türkiye oldu. Türkiye’yi yüzde 10,6 ile Rusya izlerken, Polonya yüzde 8,9 ile üçüncü, Romanya yüzde 7,5 ile dördüncü, Çek Cumhuriyeti yüzde 7,5 ile beşinci oldu.

2007 Ocak – 2008 Aralık döneminde Türkiye’de 1 milyon metrekareye yakın yeni alışveriş merkezi alanının açılması, uluslararası perakendeci taleplerini hızlandırdı. Aralarında Prada, Chanel ve Dior gibi lüks markaların yanısıra Gap, Muji ve Banana Republic gibi küresel perakendecilerin de bulunduğu pek çok marka bu gelişmenin ardından, Ortadoğu ve Kafkaslar’a genişlemek için mükemmel bir geçiş olarak gördükleri Türkiye pazarına girdiler.

Pazara yeni giren şirketler için yeni üye kazanmanın çok önemli olduğu bir gerçek, bunun için çeşitli promosyonlar yapılıyor. Ancak ilerleyen süreçte önemli olan harcama yapan üyenin sitede tutulabilmesi. Açıkçası markalarla ilişkilerin bu sektörde başarının belirleyici öğelerinden ilki olacaktır diye düşünüyorum. Çok sayıda marka ile yapılacak anlaşmalar üye sayısına, çeşitliliğine ve sadakatine olumlu etki sağlayacağını düşünüyorum. Önemli olan ikinci husus ise ürünlerin dağıtım süresi. Dağıtımda yaşanacak sıkıntıların üyeler üzerinde olumsuz etki yapacağına inanıyorum.Üçüncü önemli nokta ise iade koşulları. Müşterinin ne kadar değerli olduğu göz önüne alınırsa iade koşulları açıkça belirtilmeli ve çok iyi çalışan bir müşteri ilişkileri departmanı kurulmalıdır.

Private shopping konseptinin ülkemizde de markaların desteği ile kartopu etkisi gibi birden yayılacağını düşünüyorum. Bu gelişim hem markalar açısından hemde hedef kitle yani bizler açısından faydalı olacaktır. Tabiiki paypal gibi ödeme sistemleri açısında da e-ticaretteki gelişmelerin yakından takip edildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. İlerleyen süreçte gelişmelerin vente-privee.com gibi şirketlerin ilgisini çok kısa sürede çekeceğini düşünüyorum.

Kaynaklar: gigaom.com, calyon.com, d2intl.com, businessweek.com, Cross Border Retaling in Europe – 2009, techcruch.com

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.

 


18
May 09

risk sermayesi & girişim sermayesi-2

Daha önceki yazımda genel olarak Private Equity “Risk sermayesi” yada Venture Capital “Girişim Sermayesi” üzerinde durmuştum. Aşağıdaki tabloda bu şirketler tarafından 2008 ve 2009 yıllarında sadece Avrupa’da yapılmış olan internet yatırımları yer alıyor. Tutarları açıklanmayan yatırımlar dahil edilmemiştir.

vc1

 

  • Tesadüf olabilir, ancak .ru domainlerini çıkarırsak sadece .com domaini ile yayında olan sitelere yatırım yapılmış.
  • En çok yatırım alan ülkeler İngiltere, Almanya ve Fransa.
  • Büyük yatırımlar, iş modeli oturmuş sektörlere yapılmış (reklam, online video ve social networking).
  • İleride hareketleneceği düşünülen sektörlere yatırımlar başlamış (bu sektörler Türkiye’de de faaliyete geçiyorlar. özel alışveriş, t-shirt tasarımı, soru-cevap gibi).
  • Henüz Türkiye’de uygulanmamış iş modeleri mevcut (ikinci el bilet satışı, speed dating, ev taşıma, online karaoke gibi).
  • Karşılaştırma sitelerine yüksek tutarlı yatırımlar yapılmış (Türkiye’de bu konu ilerleyen süreçte revaçta olacak diye düşünüyorum).
  • Özel alışveriş siteleri yeni kurulmalarına rağmen yatırım alabiliyorlar (Türkiye’de de bu konu revaçta)

Trendleri anlamak için yatırım şirketlerinin hangi alanlara yatırım yaptıklarını izlemek gerektiğini düşünüyorum. Bu şirketler yatırım yapmadan önce çok sayıda projeyi eliyorlar ve yatırımlarını gerçekten gelir getireceklerine inandıkları, yani satış (exit) yapabileceklerini düşündükleri şirketlere yapıyorlar. Dolayısıyla uzun değerlendirmeler sonucunda verilen kararların doğruluk payının yüksek olduğunu düşünüyorum. Özelliklede farklı yatırım şirketlerinin aynı alanlara yatırım yaptıkları göz önüne alınırsa.

Kaynaklar: mergermarket.com,go4ventures, times.com, techcrunch.com

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.

 


18
May 09

risk sermayesi & girişim sermayesi-1

Private Equity “Risk sermayesi” yada Venture Capital “Girişim Sermayesi” kavramlarını son 2 -3 yılda kriz öncesi likidite bolluğunun da ekisiyle daha çok duyar olduk. Açıkçası bu kavramları ve bu şirketlerin nasıl çalıştığını anlamak faydalı olacaktır.

Risk sermayesi ve Girişim Sermayesi terimleri bazen birbirlerinin yerine kullanılıyor; ancak bu iki yatırımcı türü birbirinden farklıdır. Risk sermayesi yatırımcıları genellikle bir şirkete kuruluş (start-up) aşamasında yatırım yaparken; girişim sermayesi yatırımcıları olgunlaşmış ve faaliyetine devam eden bir şirkete yatırım yapar. Girişim sermayesi yatırımcıları genellikle fikirlere veya erken aşamadaki bir işletmeye yatırım yapmazlar. Bir yatırım yapmayı düşünmeden önce, şirketin 3-10 yıllık operasyonu kapsayan iyi ve kanıtlanmış bir geçmişi olmasını beklerler. Öte yandan risk sermayesi yatırımcıları, bir fikre başlangıç sermayesi sağlayabilir veya 1-3 yıllık şirketlere büyümesi için yatırım yapabilir. Yine de, bu tanımlar arasında keskin bir ayrım yoktur.

Girişim sermayesi aynı zamanda satın almalar (buy-out) için de kullanılmaktadır. Yatırımcılar, bir nedenden dolayı tam potansiyelini gerçekleştiremeyen bir şirketin kontrolünü ele geçirir, onu yeniden yapılandırır ve birkaç yıllığına yönetirler; daha sonra bu şirketi stratejik bir alıcıya satarlar veya yüksek getirilerle halka açarlar. Son zamanlarda bu satın almalar sermaye enjeksiyonundan daha çok yüksek miktarlarda borçla yapılmaktadır. Yatırımcılar şirketleri mali kuruluşlardan elde ettikleri krediler artı biraz sermaye kullanarak satın almaya çalışmaktadır. Alınan şirketi genellikle teminat olarak kullanmaktadırlar. Bunlar borçlanarak satın alma (leveraged buy-out) olarak, finansman türü ise satın alım finansmanı olarak adlandırılır.

Girişim sermayesi dünyası aşağıdaki gibi işlemektedir: fonların kaynağı genellikle alım gücü yüksek yatırımcılar, emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve belirli bir dereceye kadar bankalardır. Bu kişiler ve kuruluşlar genellikle fonlarının küçük bir kısmını girişim sermayesi varlık sınıfına tahsis eder ve bu miktarı yüksek getirili yatırımlar yapmaları için deneyimli yatırım yönetimi şirketlerine verirler. Bu şirketler, yatırımcılarının istekleri doğrultusunda yüksek getirili yatırım fırsatları ararlar. Yatırımcılar paralarını belirli bir sektöre veya sektörlere (örn., telekom, IT, imalat), belirli bir bölgeye (örn., Orta ve Batı Avrupa) veya arzuladıkları getiriyi sağlayacak herhangi bir fırsata aktarır.

Fonlar yatırımcılardan genellikle belirli bir süreliğine toplanır (fund raised) ve bunların belirli bir zaman aralığı içinde bir yatırıma aktarılması (fund invested) ve bu yatırım tercihinden çıkış yapılması gerekir. Yatırım yönetimi şirketleri getirilerini fon yönetiminden sağlar; bu da fon büyüklüğüne göre yıllık %1,5-2 aralığındadır; ayrıca fonun getirisinden de genellikle %20 komisyon alırlar. Bu paya “taşıma” (carry) denir.

2. Dünya savaşı sonrası, özellikle küçük ölçekli şirketlerin fon bulması açısından oldukça zor bir dönemdir. Savaş sonrası oluşan ekonomik sıkıntıların üstesinden gelebilmek için yeni yapılanmakta olan küçük şirketlerin desteklenmesi gerekliliği konusunda fikir birliğine varılır. Böylelikle hem istihdam arttırıabilecek hemde üretim sağlanabilecektir. Bu dönemdeki yatırım anlayışı, varlıklı ailelerin kurmuş oldukları yatırım şirketleri vasıtasıyla risk unsuru içermeyen şirketlere yapılan yatırımlardan ibarettir.

Yapılanmakta olan küçük şirketlerin desteklenmesi ise yatırımcılar açısından yeni bir kavramdı. Yatırımcılar yatıracakları paraları uzun süre geri alamayacaklardı ve yatırım yapacakları bazı şirketlerin başarısızlığa uğrama ihtimalini kabul edeceklerdi.

Georges Doriot, 1946’da American Research and Development Cooperation (ARD)’ı kurmuştur ve “the first venture capitalist” olarak adlandırılmıştır. Yatırımcılarından 3.5 milyon USD fon sağlayan ARD, fonlarını aile dışında değişik kaynaklardan alabilen ilk sermaye şirketidir. Ortakları arasında, sigorta şirketleri, kurumsal ve bireysel yatırımcılar ile üniversiteler yeralmaktadır. ARD uzmanlığı olmayan bir sektörde kurulduğundan dolayı ilk süreçte yarıtımlarının 66% sını kimya sektörüne yapar. Ancak ilerleyen süreçte venture capital için uygun olan teknoloji ve elektronik alanına yatırımlarını kaydırır. ARD tarafından yapılan ilk başarılı yatırımını 1957’de 70.000 USD ödeyerek Digital Equipment Corporation (DEC)’ın %77 hissesi alarak yapar. DEC’in halka açılmasından sonra hisseler 1971 itibariyle 355 milyon USD değerine çıkar. ARD’nin yapmış olduğu yatırım 14 yılda 5000 kat değer kazanmıştır. DEC daha sonra Compaq tarafından satın alınır.

ABD’de 1978 yılına kadar risk sermayesine ilgi ciddi boyutlarda olmamıştır. 1978 yılında emeklilik fonlarına ilişkin düzenlemelerde yapılan değişiklikler neticesinde bu fonların varlıklarının %5’ine kadar olan bir bölümünü riskli yatırımlara kanalize edebilmelerine olanak sağlanmıştır. Bu düzenleme ile birlikte risk sermayesi sektörüne para akmaya başlar ve süreç büyüyerek devam eder.

PWC tarafından yayınlanan Global Private Equity Report 2008 raporuna göre dünyada 2007 yılı itibariyle toplanan fon miktarı 459 milyar USD yapılan yatırım ise 297 milyar USD. Yapılan yatırım tutarlarına göre ilkeler incelendiğinde ilk beş ülke şu şekildedir. 1.ABD, 2.İngiltere, 3.Hindistan, 4.Japonya, 5.Avustralya 6.Fransa, 7.Çin, 8.Almanya, 9.Malezya, 10. Singapur.

Türkiye’de 2006 yılında yapılan en büyük yatırım Texas Pasifk Group’un 810 milyon USD ile Mey içkinin 90% ‘ını almasıdır. 2007 yılında ise KKR 1.284 milyon USD ile UN Ro-Ro’nun 97.6% sini almıştır. 2008 yılında Türkiye’deki bu alanda yapılan en büyük yatırım gerçekleşmiş ve BC Capital Partners (Turkven Private Equity, D&A Capital) 1.646 milyon USD ile Migros’un 50.8% sini satın almıştır. BC Partners Migros hisseleri almasından sonra IMKB’de yatırımcıların ellerinde bulunan senetlerin büyük çoğunluğunu çağrı yoluyla alarak payını 98%’ye çıkarmıştır. Toplam yatırım miktarı ise 3.100 milyon USD’ye yükselmiştir. Deloitte tarafından yayınlanan Annual Turkish M&A Rewiev 2008 raporuna göre 2008 yılında 172 adet satınalma gerçekleşmiştir. Bu işlemlerin toplam değeri yaklaşık 18.4 milyar USD olarak tahmin edilmektedir. Bu tutarın yaklaşık 7 milyar USD kısmı özelleştirmeden gelmektedir.

Türkiye’de yeni fikirler veya yatırımlar genellikle girişimcinin kendisi veya ağırlıklı olarak kısa vadeli banka kredileri yoluyla finanse ediliyor. Asıl girişimci kısıtlı sermayesiyle şirketi yalnız birkaç yıllığına destekleyebildiği için, ilerleyen süreçte yeni sermaye ihtiyacı doğduğunda bu şirket ya işi bırakmak ya da işletmeyi başka bir stratejik alıcıya satmak zorunda kalıyor. Girişim sermayesi uzun vadeli sermaye ihtiyacı içindeki girişimlere iyi bir alternatif finansman şekli olabilecek ve yatırımların gelişmesinde önemli roller alabileceklerdir.

2009 yılı kayıp yıl olarak kabul edilmiş olsa da kriz etkisiyle düşen şirket değerleri, önümüzdeki dönemde yeterli likiditesi bulunan yatırımcılar için iyi yatırım fırsatları sunacağını düşünüyorum.

Kaynaklar: Deloitte “Türkiye’de Girişim Sermayesi”, Ernst & Young kurumsal finansman, Forbes, NY Times, PWC Global Private Equity Report 2008

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


09
May 09

facebook

Facebook için orijinal fikir Zuckerberg‘in lisesinden (Phillips Exeter Academy) gelmiştir. Okuldaki tüm öğrencilere bir sonraki yıl sınıf arkadaşlarını tanıtmak için dağıtılan bir kitap olan The Exeter Face Book, Zuckerberg’in ilham kaynağıdır.

Şubat 2004 tarihinde Mark Zuckerberg Facebook’u Harvard öğrencileri için bir sosyal ağ olarak başlatır. 2 hafta içinde Boston bölgesindeki okulların yarısı Facebook ağına bağlanmayı talep eder. Zuckerberg bu yoğun ilgi karşısında arkadaşları Dustin Moskowitz ve Chris Hughes’ı işe alır ve dört ay içinde, Facebook’a 30 üniversite dahil olur.

Bu başarı ile, Zuckerberg, Moskowitz ve Hues, yaz için Palo Alto’ya taşınırlar. Birkaç hafta sonra, Zuckerberg Napster’ın kurucusu olan Sean Parker ile görüşür ve Parker, Zuckerberg’in dairesine taşınır ve birlikte çalışmaya başlarlar. Parker ilk yatırımcı olan Peter Thiel’a ilk yatırımcı sunumunu yapar. Peter Thiel, PayPal’ın kurucu ortağıdır ve aynı zamanda The Founders Fund’ın yönetici ortağıdır. Thiel, Facebook’a 500.000 $ yatırım yapar.

Milyonlarca daha fazla kullanıcısı olan Friendster, 10 milyon $ bedelle 2004 ortasında Facebook’u satın almak ister. Facebook bu teklifi geri çevirir ve ertesinde Accel Partners’dan yaklaşık 100 milyon $ şirket değeri üzerinden 12,7 milyon $ fon alır. Facebook büyümeye, siteyi lise öğrencilerine Eylül 2005’te açarak devam eder ve son derece popüler fotoğraf paylaşım özellğini bir sonraki ayda ekler.

Bir sonraki bahar, Facebook Greylock Partners ve Meritech Capital’den 525 milyon$ şirket değeri üzerinden 25 milyon $ fon alır.

Son olarak 2006 yılında, Facebook herkese açılır. Viacom Mart 2006’da 750 milyon $’a şirketi satın almaya çalışmış ancak başaramamıştır.

2006 yazında, Yahoo 1 milyar $ değer ile Facebook’u satın almak ister. Yazılanlar, gerçekten Zuckerberg ‘in Facebook ‘u Yahoo’ya satmak için yapılan bir sözlü anlaşmanin olduğunu belirtilmekte birlikte, bir kaç gün sonra Yahoo, hisse senedi fiyatındaki keskin düşüş sonucuna teklif 800 milyon $’a düşürür ve Zuckerberg yeni teklifi kabul etmeyerek satıştan vazgeçer. Yahoo teklifini tekrar 1 milyar $’a revize etsede, teklif Zuckerberg tarafından tekrar geri çevrilmiştir.

Microsoft, Facebook’a Ekim 2007 tarihinde 240 milyon $ ödeyerek 1,6 %’sina sahip olur. Bu satınalma, o tarih itibariyle Facebook’u 5. en değerli ABD internet şirketi yaparken, henüz sadece 150 milyon $ yıllık geliri olan ancak 15 milyar $ bir kıymet anlamına geliyordu. Ancak bu rakamın, Microsoftun aldığı hisselerin imtiyazlı hisse olması ve uluslararası pazarlardaki reklam satış hakkının Microsoft’a verilmesi da içermesi nedeniyle bu denli yüksek olduğu yorumları yapılıyor. Bir başka yorum ise, Microsoft’un Facebook’un değerini şişirerek Google’ın satın almasını önlemeye çalışması olarak dikkat çekiyor.

Facebook, başka bir sosyal ağ olan ConnectU ile davalık olmuştur. ConnectU, kurucuları Divya Narendra, Cameron Winklevoss, and Tyler Winklevoss Harvard’dan Mark Zuckerberg’in eski arkadaşlarıdır ve okul için hazırladıkları bir sosyal ağ web sayfasının yazılım kodlarını tamamlaması için, Harvard’da okurken, Mark Zuckerberg’le çalışmışlardır. Ancak Zuckerberg’in projeyi bilerek yavaşlatıp, kodları ve fikri çalarak Facebook’u Şubat 2004′te hayata geçirdiğini iddia ederek Facebook fikri ve isim hakkı üzerinde hak iddia etmişlerdir. ConnectU sahipleri ve avukatları Mark Zuckerberg ve avukatları ile anlaşma için masaya otururular. Yapılan anlaşma gereği 20 milyon $ nakit ve 1,253,326 facebook hissesi karşılığında ConnectU, Facebook tarafından satın alınır. Hisselerin değeri Microsoft değerlemesine göre 45 milyon $ dır. Eğer, Facebook’un kendi değerlemesini dikkate alırsak bu değer 11 milyon $ dır. Her koşulda bu rakam Facebook için çok küçüktür. Bu sorun ilerleyen süreçte mahkemeye götürülsede artık çözülmüş durumdadır. ConnectU, Facebook’tan 3 ay sonra online olmuştur ve yaklaşık 100.000 üyesi bulunmaktadır.

Facebook ve ConnectU arasında görülen davada, Facebook’un kendi yaptığı değerlelerde şirket değerini 3.7 milyar $ olarak hesapladığı belirtilmiştir.

Facebook’un hızla artan popülerliği kullanıcı sayısına da yansıyınca, analistler altyapı, erişim maliyeti ve diğer maliyetleri sorgulanmaya başladılar. Facebook, kullanıcıların her gün 850 milyondan fazla resim ve 8 milyon üzerinde videoyu siteye yüklüyorlar. Bu rakamlar, sunucu maliyetlerinin büyüklüğü hakkında fikir veriyor. Analistler tarafından en çok merak edilen konu Facebook gelirlerinin, giderlerini karşılayıp karşılamadığı. Ancak Facebook halka açık bir şirket olmadığından dolayı, finansal durumu hakkında yeterli bilgiye ulaşmak maalesef mümkün değil. Facebook 2008 gelirleri yaklaşık 280 milyon$ olarak tahmin ediliyor. Facbook 2008 yılsonu itibariyle 300 milyon$ nakti bulunduğu öngörülüyor. 2009 yılı gelir tahmini ise yaklaşık 400 milyon $.

· 200 milyon aktif kullanıcı. Bu kullanıcıların yarısı günde en az bir kere siteye giriyor.

· Kullanıcıların sitede ortalama 120 arkadaşı var.

· 20 milyon kullanıcı günde en az birkez durumlarını güncelliyor.

· Ayda ortalama 850 milyon resim ve 8 milyon video siteye yükleniyor.

· 25 milyondan fazla aktif grup var.

· Kullanıcıların 70% sinden fazlası ABD dışından.

· 180 ülkeden 660.000 platform geliştirici ve girişimci yer alıyor.

· 52 binden fazla aplikasyon mevcut.

· Kullanıcıların 70% inden fazlası aplikasyon kullanıyor.

· 30 milyon aktif kullanıcı mobil telefonlarından siteye ulaşıyor.

· Mobil telefonlarından siteye girenler diğer kullanıcılara göre 50% daha aktifler.

15 Nisan 2009 tarihinde yayınlanan O’Reilly Radar verilerine göre hazırladığım yukarıdaki grafiklerde dikkatimi çeken, Türkiye’nin Avrupa yerine Ortadoğu ülkeleriyle aynı gruba dahil edilmiş olmasıdır. Facebook kullanıcılarının demografik yapısı incelendiğinde ABD’de 35-44 yaş grubu toplam kullanıcıların 18%’ini oluşturduğu görülmekte. Ancak Avrupa’da ve Türkiye’de bu yaş grubu ABD’ye göre daha az olmakla birlikte genç kullanıcıların daha ağırlıklı olduğu görülmekte.

facebook

Facebook kullanıcılarının %70’i ABD dışındaki ülkelerde yer almakta. Bu durum Facebook için ne kadar artı bir değer yaratıyor. Bu konunun üzerinde durmak gerekiyor. Grafikte de görüldüğü gibi, kullanıcı sayısı açısından ilk 10 ülkeye inceleyince, bu durumun Facebook için aslında bir avantaj olmaktan çok kısa vadede bir dezavantaj olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır. Türkiye, Kolombiya, Şili gibi ülkelerdeki kullanıcıların, bu ülkelerdeki internet reklam pazarlarının, ABD ve Avrupa’ya göre yeterince gelişmiş olmaması dolayısıyla Facebook tarafından paraya çevirilemediği bir gerçektir. Bu ülkelerdeki kullanıcıların, siteye yükledikleri ve izledikleri videolar, resimler ve sitedeki diğer akitiviteleri Facebook maliyetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakla birlikte, bu kullanıcıların gelire katkısı çok sınırlıdır.

Youtube’un engellenmesinden sonra, Facebook’un da Türkiye’den erişime kapatılması, acaba Facebook için ne kadar üzücü olacaktır?.

Güncelleme: Facebook, 1,96 % hissesinin Rusya’nın önde gelen internet şirketlerine yatırım yapan Digital Sky Technologies’e 200 milyon USD karşılığında satışını 26 mayıs itibariyle gerçekleştirdi. Bu satış rakamı facebook’un yaklaşık 10 milyar USD olarak belirlenen toplam değeri üzerinden hesaplanmıştır.

Kaynaklar: facebook.com, comscore.com, O’Reilly Radar, businessweek.com, venturebeat.com, crunchbase.com, economist.com, law.com,

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


01
May 09

en değerli 100 marka ve internet!-2

Milward Brown Optimor tarafından  “Brandz top 100 most valuable brands 2009″ raporu 29 Nisan’da yayınlandı. Raporun, daha önce yazmış olduğum ve BusinessWeek tarafından yayınlanan çalışmada yer alan veriler ile yöntem açısından bazı farklılıkları bulunmasıyla birlikte, güncel olması ve güvenilir bir kaynak olan Milward Brown tarafından hazırlanmış olması dolayısıyla önemli olduğunu düşünüyorum.

Marka değerleri esas olarak, geliri yaratma potansiyeli ve gelecekte elde edilecek gelirlerin bugünkü değerleri ile hesaplanmış USD değerlerinden oluşmakta.

Marka değerleri 3 aşamada belirlenmiş.

  1. Şirketin toplan gelirleri içerisinde ilgili marka altında yapılan satışlar hesaplanmış.
  2. Hesaplanan bu gelirlerin ne kadarının ilgili markanın gücü ile gerçekleştiği hesaplanmış.
  3. Markadan kaynaklanan gelirlerin büyüme potansiyeli belirlenmiş. 

Listeye girebilen ilk 10 şirket ve listede yer alan diğer teknoloji ve internet şirketlerine ait karşılaştırmalı marka değerlerini aşağıda bulabilirsiniz.

en değerli markalar

2008 yılına göre ilk 100 markanın toplam marka değeri ise 2% artarak 2 trilyon USD’ye çıkmıştır.

Ekonomik krizin marka değerlerine yansımasını sektörler itibariyle açıkça görebilmek mümkün.

Krizden en çok etkilenen sektörlerin marka değerleri de bu etkiyi yansıtıyor.

Sigorta sektöründe -48%, otomotiv sektöründe -22%, finans sektöründe -11% yıllık bazda marka değerlerinde düşüş meydana gelirken, mobil operatörlerde +28%, alkolsüz içecek üreticilerinde +24%, kahve sektöründe 18%, fast food sektöründe +16% ve teknoloji sektöründe ise +2% büyüme gerçekleşmiştir.

Markadan kaynaklanan gelirlerin büyüme potansiyeli için 2010 yılında ilk sırayı Online ticaretin gelişmesinin etkisiyle 10 puan ile amazon.com alıyor. Çin arama motoru baidu.com çin internet pazarının büyümesi ile yine 10 puan ile 3. Sırayı alırken yenilikçi çizgisi ve iphone etkisiyle apple 9 puan ile 4. Sırada yer alıyor.

Türk girişimcilerinin raporda yer alan markaların bu alanda yaptıkları çalışmaları incelemesi gerçekten faydalı olacaktır.

tamisabet.com

mayıs 2009

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir. 


06
Eki 08

pc ve konsol video oyunları ve oyuncular!

Video oyunları yaşamımızın bir parçası oldu. Arada sırada arkadaşlarınızla Playstation’da FIFA 2008 partisi verdiğinizi söyleyebilir ya bir ebeveyn olarak oyun oynamak için yeterince zamanınız olmadığından yakınabilirsiniz, ya da oyun oynamak sizin ilgi alanınızın tamamen dışında olabilir. Ancak çocuklarınızın bilgisayar ya da konsollarının başından kalkmadığını tahmin etmek hiç de zor değil. Er ya da geç sizde video oyun stantlarının başında dikilip ne var ne yok bakacaksınız.

The Entertainment Software Association (ESA) PC ve Konsol video oyunlarına ilişkin 2008 yılı verilerini Temmuz 2008 de yayınladı. ESA, video oyun pazarını oluşturan Sony, Microsoft, Atari, Nintendo, Sega dahil olmak üzere 23 üyeye sahip.

ESA raporuna göre;

  • Amerikan halkının 65%’si video oyunu oynuyor.
  • 18 yaş altı oyun oynayanların oranı 25%. Ortalama oyuncu yaşı ise 35.
  • Oyun oynayanların %40’ı kadın 60%’ı ise erkek.
  • Sıklıkla oyun satın alan kişilerin ortalama yaşı 40.
  • Oyun oynayanların 59%’u diğer kişilerle de oyun oynuyor. Bu oran 2006 yılında 51%, 2007 yılında ise 56%.
  • Amerikalıların 38%’i bir oyun konsoluna sahip.
  • Ebeveynlerin 94%’ü oyun alınırken veya kiralanırken çocuklarıyla beraber.
  • Ebeveynlerin 63%’ü çocuklarının oyun oynamasının çocuklarının hayatlarına pozitif etki yaptıklarına inanıyor.
  • Amerikan halkının 36%’sı cep telefonu veya PDA gibi wireless cihazlarla video oyunu oynuyor.

Ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynamasındaki en önemli dört neden ise aşağıdaki gibi açıklanmış;

  • 72%’si Ailenin tümü için iyi bir eğlence kaynağı olduğuna inanıyor.
  • 71%’i çocukları istedikleri için onlarla birlikte oyun oynuyor.
  • 61%’i çocukları ile sosyalleşmek için iyi bir yöntem olduğunu düşünüyor.
  • 50%’si oyunların içeriğini görebilmek için iyi bir yöntem olarak görüyor.

Ebeveynlerin çocuklarının üzerindeki kontrollerine ilişkin yaklaşımlarını ise aşağıda bulabilirsiniz;

  • 75%’i oyun konsollarında kontrol yetkisinin olmasının gerekli olduğunu düşünüyor.
  • 80%’i çocuklarının oyun oynayacakları süre için bir limit koyuyorlar.
  • 72%’si çocuklarının internete bağlanacakları süre için bir limit koyuyorlar.
  • 71%’i çocuklarının TV izleyecekleri süre için bir limit koyuyorlar.
  • 65%’i çocuklarının Film izleyecekleri süre için bir limit koyuyorlar.

Ailelerin oyun oynayan çocuklara yaklaşımı bizim ülkemize nazaran daha ılımlı. Görüldüğü gibi oyun oynamak sadece gençlere özgü değil, Orta yaş üzeri oyun oynayanlar artık kendilerini daha rahat hissedebilirler diye düşünüyorum. Bu tarz bilgilerin ülkemizde de araştırılıp yayınlanması gerçekten çok güzel olurdu.

En çok satan oyunlar, oyun ve konsol pazarına ilişkin bilgileri bir sonraki yazımda yayınlayacağım.

tamisabet.com

ekim 2008

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.

 


02
Eki 08

en değerli 100 marka ve İnternet!-1

29 Eylül 2008 tarihli BusinessWeek’de en değerli 100 global markaya ilişkin bir rapor yayınlandı. Bu liste belirlenirken 3 kriter esas alınmış.

  1. Gelirlerin en az 1/3 ‘ünün yurtdışı operasyonlarından sağlanması.
  2. Kendi müşterileri dışında kalan kesim tarafından tanınması.
  3. Pazarlama ve finansal bilgilerinin halka açık olması.

Bu kriterler dikkate alındığında ise özellikle ABD’de çok değerli olan Wal-Mart veya Mars gibi bazı firmalar liste dışında kalmış.

Liste hazırlanırken ayrıca dikkat edilen bir diğer konu ise, markaların tekil olarak dikkate alınmış olması. Yani Procter&Gamble gibi çok değerli markalara sahip bir şirket bu markaların sahibi olarak listeye girememiş. Ayrıca ilaç ve sigorta şirketleri de bu listeye, markadan çok ürünün öne çıkması sebebiyle dahil edilmemiş.

Marka değerleri 3 aşamada belirlenmiş.

  1. Şirketin toplan gelirleri içerisinde ilgili marka altında yapılan satışlar hesaplanmış.
  2. Hesaplanan bu gelirlerin ne kadarının ilgili markanın gücü ile gerçekleştiği hesaplanmış.
  3. Gelecekte yapılacak gelirlerin bugünkü değerleri indirgenmiş nakit akım yöntemi (DCF) ile hesaplanmış.

Listeye girebilen ilk 10 şirket ve listede yer alan diğer teknoloji ve internet şirketlerine ait marka değerlerini aşağıda bulabilirsiniz.

2007 yılına göre 10 basamak yükselen ve marka değeri 43% artarak 25.590 milyon USD ye ulaşan Google tartışmasız olarak büyümeye devam ediyor ve pazardaki liderliğini sağlamlaştırıyor.

Listede yer alan Nintendo, piyasa sürdüğü Wii ve DS oyun konsolu sayesinde marka değerini arttırıyor.

Ebay gelirleri ise kullanıcılarının artan komisyon ücretlerine rağmen artmaya devam ediyor. Kuşkusuz marka değeri de artmaya devam edecek.

Amazon.com ise istikrarlı olarak büyümeye devam ediyor. Ebay ve Amazon.com’un marka değerlerindeki artış, online ticaretin yıldızının parlamaya devam edeceğinin gerçek bir göstergesi.

Listede internet şirketleri arasındaki marka değerinde düşüş yaşayan tek şirket ise yahoo!

Sıralamada 10 basamak gerileyen yahoo!’nun marka değeri de 9% oranında düşerek 5.496 milyon USD’ye gerilemiş. Microsoft tarafından satın alınmak istenen yahoo!’nun gelirlerindeki düşüşün marka değerini etkilediği açık.

Listede ABD markalarının ağırlığı göze çarpıyor. Listede bir Türk markasını da görebilmeyi çok isterdim.

tamisabet.com

eylül 2008

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


27
Eyl 08

çocuklar ve gençlerin online video eğilimleri

Nielsen Online tarafından yaş gruplarına göre internet kullanıcılarının online video izleme eğilimleri 9 Haziran 2008’de yayınlanan raporda yer alıyor. Tablo 1’de görebileceğiniz sonuçlar gerçekten ilgi çekici. 

11 yaş altı çocuklar, video siteleri ziyaretçileri arasında 8.4 % paya sahipken, her bir kullanıcı aylık ortalama 51 adet video izliyor ve bu videolar için 117.9 dakika harcıyor.  

12-18 yaş arası gençler, video siteleri ziyaretçileri arasında 12.3 % paya sahipken, her bir kullanıcı aylık ortalama 74.2 adet video izliyor ve bu videolar için 132.4 dakika harcıyor. 

19 yaş üzeri yetişkin kullanıcılar video siteleri ziyaretçileri arasında 79.3 % ile en büyük paya sahip ve  her bir kullanıcı aylık ortalama 44.3 adet video izliyor ve bu videolar için 99.4 dakika harcıyor. 

Sonuç olarak özetlersek, 02 – 18 yaş grubu kullanıcılar video siteleri ziyaretçilerinin 20.7 % sini oluşturuyor. Bu kullanıcılardan her biri aylık ortalama 125.2 adet video izliyor ve bu videolar için 250.3 dakika harcıyor. 

ABD ev kullanıcıları dikkate alınarak hazırlanan bu veriler, 18 yaş grubu kullanıcılarının yetişkinlere oranla, aylık izlenen video adedi açısından 3 katı, harcanan süre açısından ise 2.5 katına oranında online video sitelerinde yer aldıklarını gösteriyor. 18 yaş grubunun video siteleri ziyaretçilerinin 20.7 % sini oluşturduğu göz önüne alındığında yukarıdaki rakamlar daha da önem kazanmakta. İnternetin bu yaş grubu için artık yeni bir platform olduğunun tekrar altının çizilmesinde fayda görüyorum.

Yaş gruplarına göre ziyaret edilen sitelere baktığımızda, tercihlerin nasıl değiştiğini tablo 2-3 de görebiliyoruz. Değişmeyen ve değişmesi çok zor gözüken 1 numara Youtube. Tablo 4 de ise Nisan ayı itibariyle tüm ziyaretçilerin dikkate alındığı genel sıralamayı görebiliyoruz. Alexa.com Türkiye sıralaması incelendiğinde 18 yaş grubuna hitap eden bir video sitesine rastlamamız mümkün değil. Bu açığın kısa sürede doldurulacağını düşünüyorum.

tamisabet.com

eylül 2008 

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


21
Eyl 08

online video kullanıcı eğilimleri

Nielsen Online tarafından 14 Şubat 2008 tarihinde yayınlanan 2007 yılına ait VIDEOCENCUS FINDINGS raporunda özellikle reklamverenler için gerçekten önemli olduğunu düşündüğüm bilgiler yer alıyor. Raporda erkeklerin ve kadınların “online video” izleme eğilimlerine ilişkin değerlendirmeler var.

Öncelikle 2 kavramı basitçe açıklamak istiyorum.

İlki, bizde de yaygınlaşmaya başlayan ancak özellikle Amerika ve İngiltere’de çok popüler olan Network TV Siteleri. Eğer sizde Lost, Heroes, American Idol, Prison Break veya 24 hayranı iseniz ve Amerika’da yaşıyorsanız, bu diziler TV’de yayınlandıktan hemen sonra yayını yapan kanalın web sitesine giderek diziyi kesintisiz olarak internet üzerinden izleyebilirsiniz. Bizim bu dizileri şu anda bu sitelerden izleyebilmemiz maalesef mümkün değil. Eğer izlemek için ilgili sitelere giderseniz (ww.abc.com/lost, www.fox.com/24 gibi), “bulunduğunuz ülkeden bu diziyi izleyemezsiniz” şeklinde bir uyarı ile karşılaşıyorsunuz.

Açıklanması gereken diğer kavram ise Kullanıcı Video Web siteleri (CGM Web Sites). Youtube, bu tarz sitelere verilecek en iyi örnek. Yani, site içeriklerinin internet kullanıcıları tarafından upload edilerek diğer kullanıcılara sunulan video siteleri.

Tablo 1 de görüldüğü gibi, Network TV web sitelerindeki videolar kadınlar tarafından erkeklerin yaklaşık 2 katı oranında izleniyor. Kullanıcı Video web sitelerinde izlenen videolarda ise erkeklerin oranı kadınların 2 katından fazla. Yani kadınlar Network TV erkekler Kullanıcı Video sitelerini daha çok ziyaret ediyorlar.

Tablo 2 de ise sitelerin hafta içi ve hafta sonu izlenme yüzdeleri var. Görüldüğü gibi Network TV siteleri hafta içi, Kullanıcı Video web siteleri ise hafta sonu daha popüler.

Buradan yapılacak çıkarım basitçe, kadınların hafta içi Network TV sitelerini izlemesi ve bu siteleri lider.

Network TV Siteleri kullanıcıları, diğer video site kullanıcılarına göre sitelerine daha sadık.

Tablo 3 de bu açıkça gözüküyor. Örnek olarak nbc.com sitesin kullanıcıların sadece 24%’ü abc.com sitesini, 7%’si cbs.com sitesini ve 8%’i ise fox.com sitesini ziyaret ediyor. Yani nbc.com ziyaretçileri sitelerine sadık.

Ancak iş Kullanıcı Video Web sitelerine geldiğinde durum biraz değişiyor. Bu site kullanıcıları mutlaka youtube’ u da ziyaret ediyor. Yani kullanıcıların neredeyse tümü youtube’a sadık.Tablo 4 de görüldü gibi myspace kullanıcılarının 84%’ü aynı zamanda youtube‘a da girmekte.

Video sitelerindeki trend gözle görülür şekilde artıyor. ADSL kullanımın artması ücretlerin düşmesi bu pazarı daha da büyütecek. Kadınların ve erkeklerin bu sitelere yaklaşımı açısından bakıldığında fark belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Konuya 18 yaş altı internet kullanıcıları açısından bir sonraki yazıda değinmek istiyorum. Belirli konularda uzmanlaşmış kaliteli sitelerin kullanıcılarının sadakatini kolayca yakalayabileceğini düşünüyorum.

tamisabet.com

temmuz 2008

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


30
Haz 08

rakamlarla euro2008

Euro 2008 Pazar günü oynanan final maçı ile sona erdi. Şampiyon, Almanya’yı finalde 1-0 yenen İspanya. Turnuva hepimizi televizyon başına kilitledi. Tabiiki bunda en büyük etken milli takımızın turnuvada yarı finale kadar çıkması. Çok güzeldi, keyifle izledik, tebrikler!  

Burada turnuva öncesi tv satışlarına yada turnuva sırasında ne kadar alkol tüketildiğine değinmeyeceğim. Aşağıdaki rakamlar size turnuvanın ne kadar büyük bir organizasyon olduğunu bir kez daha gösterecek. FUTBOL tartışmasız çok önemli bir sektör ve bizler yani seyirciler bu pazarın en önemli oyuncularıyız. 

RAKAMLAR 

·        Toplam 8 milyar izleyici 2004 Avrupa şampiyonasını TV den izledi (tabiiki bir kişi birden fazla maç izledi).

·        www.euro2008.com ’da 1.2 milyar sayfa görüntülendi.

·        UEFA 2008 organizasyonu operasyon bütçesi 234 milyon Euro.

·        100 milyon internet kullanıcısı UEFA.COM’u ziyaret etti. Bu rakam UEFA 2004’ün ziyaretçi sayısının tam 4 katı (internet kullanıcı sayısındaki artış hakkında bir gösterge olarak alınabilir).

·        UEFA 2008, biletli seyircilerin ve medya mensuplarının ücretsiz toplu taşıma hizmeti için 8 milyon CHF harcadı.

·        1 milyon 50 bin bilet satıldı. Bu biletler için 142 ülkeden 10 milyon 359 bin başvuru oldu.

·        Takım otobüslerine slogan seçmek için www.euro2008.com ’da 100.000 kişi oy kullandı.,

·        www.euro2008.com 30.000 değişik sayfa içeriyor.

·        Maçları izlmek için değişik ülkelerden gelen ziyaretçiler için 408 otelde, 21.400 oda satıldı.

·        17.644 kişi UEFA 2008’de gönüllü olarak görev almak için başvurdu. Bunlardan 10.000 kişi ile görüşüldü ve 5.000 gönüllü UEFA 2008’de görevlendirildi. Her bir görüşme yaklaşık 30 dk. sürdü. Gönüllülerin %63.2’si erkek.

·        Turnuvada toplam 10.000 medya mensubu görev aldı. Bunların 2.800 kişi yazılı basındandı ve 900 fotoğrafçı vardı.Turnuva 180 ülkede TV den yayınlandı.

·        TV yayınları için 100 km’lik kablo döşendi.

·        Maç yayınlarında 30 kamera ve bir helikopter kullanıldı.

·        www.euro2008.com 10 dilde yayın yaptı.

FUTBOL PAZARI 

Deloitte Türkiye tarafından yayınlanan ve Ömer Tanrıöver tarafından sunulan “Avrupa Briliği Sürecinde Türk Futbolu” raporunda gerçekten çok ilginç bilgiler var. Birleşmiş Milletler spor’un toplam ekonomideki payının %3’ e ulaştığını, Avrupa Komisyonu ise, sporu’un AB ülkelerinin milli gelirinin %1’ini oluştuğunu açıklamışlar. 

FUTBOL pazarının büyümesi, TV yayınlarının değerinin artmasına sepep oluyor. Bu durumdan en karlı çıkan futbol TV yayın haklarını satan federasyonlar oluyor. Bu sayede altyapı yatırımları yapılabiliyor ve tüm futbol klüpleri yayın gelirlerine sahip oluyor. FIFA dünya kupası TV reklam gelirlerinden 2006 yılında 1.3 milyar Euro gelir elde etmiş. Bu rakam 1994 dünya kupasında sadece 27.7 milyon Euro olarak açıklanmış. 2010 dünya kupası için ise beklenti 2.5 milyar Euro. Ingiltere Premier League TV yayın hakları için ödenen yıllık ücret 850 Milyon Euro. 

2006/2007 sezonunda Avrupa FUTBOL pazarı 13.6 milyar euro’ya ulaşmış. Önde gelen 96 futbol klübünün geliri 2 milyar euro’ya ulaşmış. 

Şampiyonlar ligi ve Euro 2008’de sponsor olan firmalara baktığımızda, Sony, Vodafone, Mastercard, Ford, Hyundai gibi dünya devlerini görmek mümkün. TV’nin ve diğer medyaların etkisi ile FUTBOL’a para girişinin artarak devam edeceği kaçınılmaz.

Yapılan araştırmada klüp gelirlerinin ortalama %42’si yayın haklarından %28’i ise maç hasılatlarından oluştuğu belirlenmiş. Türkiye’de reklam gelirlerinin klüplere dağıtımında dört büyük klüp pastanın %44’üne sahip oluyor.%44 diğer 14 klüp arasında bölüşüyor. %2’lik bölüm 2. ve 3. lig klüpleri ve kalan %10 federasyon arasında bölüşülüyor. 

Kaynaklar : uefa.com, deloitte

tamisabet.com

haziran 2008

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.


20
Haz 08

PayPal 10. yılını kutluyor!

Birçok kişi eBay’i gazetede, televizyonda yada internette bir şekilde duymuştur. Ancak bir eBay iştiraki olan PayPal, sadece internetle gerçekten ilgili olan kişiler tarafından biliniyor. PayPal, Aralık 1998′de Max Levchin, Peter Thiel ve Elon Musk tarafından kuruldu. Kuruluş amacı Personal Digital Assistants (PDA)’ler ve akıllı mobil telefonlar aracılığıyla para transferi sağlamak idi. Elbette o dönemde çok az kişide PDA ve akıllı telefonlar olması ve bu kişilerin de para transferine sıcak bakmaması, bu üçlünün fikirlerini değiştirmesine sebep oldu ve PayPal Ekim 1999’da kullanıma sunuldu.

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Paypal, internet üzerinden alışveriş yapmak veya para transfer etmek için kullanılan bir ödeme aracı. PayPal kullanıcılarının kişisel bilgilerinin, kredi kartı veya banka hesap numaralarının, parayı transfer ettikleri alıcılar tarafından görülebilmesi mümkün değil. PayPal kullanıcıları bu bilgileri PayPal ile paylaştıktan sonra, PayPal hesapları aracılığıyla ödeme işlemlerini güvenli olarak yapabiliyorlar.

PAYPAL KİLOMETRE TAŞLARI

  • eBay önce Mayıs 1999’da Billpoint adlı teknoloji şirketini satın aldı ve eBay ödeme yöntemi olarak kabul etti.
  • Ocak 2000’de ise PayPal, eBay tarafından ödeme yöntemi olarak tanındı ve PayPal kullanıcısı sayısı 100.000’e yükseldi.
  •  Mart 2000’de ise PayPal kullanıcı sayısı 1.000.000’a, Ağustos 2000’de ise 3 milyona ulaştı.
  •  Bunu gören Rus ve Nijerya mafyası çalıntı kredi kartı bilgileri ile sahte PayPal kullanıcıları oluşturarak şirketi 5.7 milyon dolar zarara soktu.
  • 14 Şubat 2002’de şirket halka açıldı ve ilk gün yüzde 54 oranında hisseler değer kazandı.
  • eBay, 3 Eylül 2002’de 1.5 milyar USD ödeyerek PayPal’ı satın aldı. 
  • 22 Ekim 2002’de PayPal ile Euro ve Paund parabirimlerinde işlem yapılmaya başlandı. 
  • Haziran 2004’de yüksek tutarlı alımlar için kredi kullanım programını devreye soktu.
  • 31 Aralık 2004’de eBay İngiltere’de PayPal’ı ödeme aracı olarak sundu ve PayPal gelirleri %300 oranında artarak toplamda 1.4 milyar USD’ye ulaştı.
  • 6 Nisan 2006’da PayPal mobile versiyonunu piyasaya sürdü, kullanıcılar cep telefonlarından para transferi yapabilir hale geldi.
  • 6 Ekim 2006’da PayPal 103 ülkede ve 10 para biriminde işlem görmeye başladı.
  • 15 Mayıs 2007’de Avrupa Birliğinde bankacılık yapabilme yetkisi aldı. PayPal, Amerikada bu yetkiyi henüz alabilmiş değil ancak GE Consumer Finance ile ortaklık yaparak kullanıcılarına istekleri doğrultusunda kredi kartı vermekte.
  • 2008’de 164 milyondan fazla kullanıcısı ve 190 ülkede ve 17 para birimde geçerli bir ödeme sistemi.

RAKAMLARLA PAYPAL

Kıyaslama yapmak gerekirse, 78 milyon Amerikan Express ve 114 milyon Citibank kartına karşılık 164 milyonluk PayPal kullanıcı sayısı gerçekten ilgi çekici. İngiltere’de her 3 kişiden 1’i PayPal hesabına sahip. Avrupada 100 binden fazla internet sitesi PayPal ödeme sistemini kabul ediyor. Dünya çapında online yapılan ödemelerin %9’undan , Amerika’da ise %12’sinden fazlası PayPal ödeme sistemi kullanılarak yapılmakta. Haziran 2008 itibariyle eBay.com’da yapılan satışların %97’si PayPal ile ödemeyi kabul ediyor. eBay.com kullanıcıların %90’ından fazlası ise PayPal hesabına sahip.

PayPal ile yapılan işlemler Ocak – Mart 2005 döneminde toplam 107 milyon adetten Ocak – Mart 2008 döneminde toplam 211 milyon adete çıkmış. Bu durum 2005 yılının ilk 3 aylık işlemlerine göre 2008 yılında %97 oranında bir artışı göstermekte. Aynı şekilde, Mart 2005 sonu itibariyle PayPal hesaplarının toplamı, eBay kullanıcılarının %57’si kadarken bu oran Mart 2008 sonu itibariyle %72′ye çıkmış. PayPal kullanıcı sayısı ve işlem sayısı artarak devam ediyor.

CEO John Donahoe Nisan ayında PayPal’ın ilk 3 aylık sonuçlarını açıkladı. 14.4 milyar USD işlem hacmi, %34 büyüme, ve 560 milyon USD komisyon geliri. Rakamlar etkileyici. eBay gelirleri 2005 yılında PayPal gelirlerinin 3.2 katı iken, 2008 yılında bu fark 2.2 katına düşmüş. PayPal büyümeye ve kar etmeye devam ediyor. Bu durumdan ise en çok eBay ortakları mutlu oluyordur.

PayPal gelirlerinin %43′ünden fazlası Amerika dışından yapılan işlemlerden gelmekte. Özellikle USD’nin Euro karşısında değerinin düşmesi sonucunda Avrupalılar’ın Amerika’dan ürün satınalmaları bu oranı arttırmakta. PayPal başkanı Scott Thompson, kobilerin online mecrada yer almak istemelerinin PayPal’ın gelirlerini arttıracağına inanıyor.

PayPal’ın başarısının arkasındaki en büyük etken kuşkusuz eBay. Aralık 2007 sonuçlarına baktığımızda PayPal gelirlerini %46’sı eBay üzerinden yapılan alımlardan oluştuğunu görüyoruz.

PayPal için en büyük risk ise eBay satışlarının azalması. PayPal, eBay dışındaki satıcılara da yoğunlaşarak riskini azaltmak istiyor. US Airways, DHL, Starbucks, Avon, Ladbrokes.com, Buy.com, Barnes&Nobles, HP, Dell PayPal’ı ödeme yöntemi olarak kabul eden şirketlerden sadece birkaçı.

Mart 2005′de 60,5 milyon olan eBay kullanıcı sayısı, Mart 2008′de %38 artarak 83,9 milyona çıkmış. Aynı dönemlerde, Mart 2005′de 34,4 milyon olan PayPal kullanıcı sayısı ise Mart 2008′de %75 artarak 60,2 milyona çıkmış. eBay kullanıcı sayısında artış yavaşlamakla birlikte PayPal kullanıcı sayısındaki artış hız kesmeden devam ediyor.

eBay Avustralya 17 Haziran’dan itibaren satıcılardan tüm işlemler için PayPal ı kullanmalarını zorunlu tutacak radikal bir değişikliğe gitti. eBay tarafından yapılan açıklamada, satıcılardan, yapacakları listelemelerde Moneygram, Westernunion ve posta ile nakit gönderimini kabul etmelerini tamamen yasakladı. 17 Haziran’dan itibaren ise, kullanıcılarının yapacakları işlemlerde EFT ve çek ile ödeme yöntemlerini yasakladı. Ancak EFT’nin PayPal hesabının kullanarak yapılmasına izin verecek. 17 Haziran’dan sonra tek ödeme yöntemi olarak PayPal kabul edilir duruma geldi. Ancak Visa ve Mastercard sahipleri ödemelerini kredi kartları ile PayPal sistemini kullanarak yapabilecekler. Satıcıların ödeyecekleri PayPal komisyon oranı ise yapılan işlem hacmi ile orantılı olarak %1.1 ile %2.4 arasında değişiyor.

Ebay açıklaması muhtemel uygulamalar için açık bir işaret. Bunu bir beta süreci olarak düşünürsek ileride tüm eBay sitelerinde PayPal’ın kullanımının zorunlu olacağını öngörmek çokda zor olmayacaktır. Bundan Türkiye’nin de nasbini alacağını düşünüyorum. eBay Almanya direktörü Sina Afra 15 Haziran 2008 tarihli Economist dergisindeki söyleşide, spesifik olarak Türkiye pazarı ile ilgili hedefleriniz nelerdir sorusuna “ Şu an bir geçiş aşamasındayız, Deneyimlerimizi gittigidiyor’a aktarıyoruz. Zaten biz girdiğimiz birçok ülkede önce yerel bir markanın azınlık hisselerini aldık ardından 2-3 yıl sonra tamamına sahip olduk. Türkiye’de de aynı stratejiyi takip edeceğiz” şeklinde cevap vermiş. Sina Afra tarafından hazırlanan “Turkish Internet Sector Overview May 2008” adlı sunumda, Tütkiye online e-ticaret pazarının 2009 yılında 8.9 milyar USD ye ulaşacağı öngörülmüş.Bu rakam 2007 yılına göre %81 oranında bir artışa isabet ediyor. Buradan da anlayacağımız gibi eBay Türkiye’de kalıcı olacak ve PayPal ile bizde tanışacağız.

PAZAR ARAŞTIRMALARI

2008 başında JupiterResearch ve PayPal internet kullanıcıların ödeme alışkanlıkları üzerine bir araştırma yaptırmışlar. Sonuçlar özetle aşağıdaki gibi;

  • Kullanıcıların %66 sı birden çok ödeme yöntemi bulunan online satıcıları tercih ediyor.
  • Kullanıcıların %62 si alışveriş yaptıkları sitelere güvenseler bile, kredi kartı bilgilerini internet sitelerine vermediklerinde kendilerini daha güvende hissediyorlar
  • Kullanıcıların %61 i kredi kartı ve debit kart (bizde banka kartı yada maaş hesabı kartı olarak biliniyor) ile ödeme seçeneğini birlikte sunan siteleri tercih ediyor.
  • Kullanıcıların %55 i ödemeyi yap butonuna basmadan once kullanacakları ödeme yöntemini düşünüyorlar.
  • Kullanıcıların %48 i kredi kartı ile ödeme yapmak yerine alternatif ödeme yöntemlerinin daha uygun olduğunu düşünüyor.
  • Kullanıcıların %33 ü isim adres ve kredi kartı bilgisini vermekten kaçınıyorlar.
  • Her sekiz kullanıcıdan biri neyi alacağından once ödemeyi nasıl yapacağını düşünüyor.

2008 Nisan ayında, PayPal ve Comscore internet kullanıcılarının online alışverişleri sonlandırmadan ilgili sitelerden ayrılma nedenleri üzerine bir araştırma yapmışlar. Sonuçlar ise özetle aşağıdaki gibi

  • Her 3 kullanıcıdan 2 si, alışveriş sepetine koydukları ürünleri almadan siteden ayrılıyorlar. Bu kullanıcıların 1/3 ünden fazlası aynı siteye geri dönp satın alma işlemini sonlandırıyorlar.
  • Her 4 kullanıcıdan biri online alışveriş yapmadan önce, alacakları ürünleri offline mağaza fiyatları ile karşılaştırmak istiyor (bu konu gerçekten ilginç, online fiyat karşılaştırması yapan internet sitelerinin, ilgili ürünlerin mağaza fiyatlarınıda karşılaştırma tablosuna koymaları, internet kullanıcılarının online satın alma isteklerini tetikleyeceği kaçınılmaz)
  • Kullanıcıların %43 ü alışveriş sepetindeki ürünü, yüksek gönderi maliyeti dolayısıyla almaktan vazgeçiyor.
  • Kullanıcıların %36 si alışveriş tutarının beklentilerinin üzerinde olduğunu düşünerek ödemeyi sonlandırmıyor.
  • Kullanıcıların %27 si aynı ürünün fiyatını diğer web siteleri ile karşılaştırmadan ürünü satın almak istemiyor.
  • Kullanıcıların %16 sı müşteri ilişkileri departmanı ile kontağa geçip sorularına cevap alamadığı için satın almayı gerçekleştirmiyor.

Amerikada Online alışverişin 2008 yılında %19 2012 yılına kadar ise yıllık %10 büyüyeceği öngörülüyor.

Jupiter Research tarafından yapılan araştırmada, alternatif ödeme yöntemleri içerisinde PayPal %23 Pazar payına sahip iken BillMeLater %4, Google Checkout %1 pay almakta.

TÜRKİYE’DEKİ DURUM

Kullanıcılar açısından popüler uygulama “Sanal Kart”. Örnek olarak Garanti Bankası sanal kart uygulamasına baktığımızda, Garanti Sanal Kart’ın limiti ‘0′ olarak belirlenmiş. İnternette alışveriş yapmak istediğinizde, önce Garanti Sanal Kart’ınıza hesabınızdan para transferi yapmalısınız. Alışverişinizi Garanti Sanal Kart’ınızla yaptıktan sonra kalan parayı hesabınıza geri aktarabilirsiniz. Garanti Sanal Kart için yıllık kart ücreti ödemezsiniz.

Online satış yapan e-ticaret şirketleri açısından EFT ve Sanal Pos uygulaması mevcut. Tüm banka kartları bu yöntemle ödeme aracı olarak kabul ediliyor. Bu şirketlerin yapacakları tahsilatlar için işlem maliyeti, bankalar ile yapacakları anlaşmaya göre değişiyor. Bu anlaşmalarda belirlenen komisyon oranları, şirketlerin işlem hacmine göre değişkenlik gösteriyor. Komisyon oranları PayPal’dan yüksek olmakla birlikte net olarak internet sitelerinde bilgi açıklanmıyor. Oranlar %2 ile ile %4 arasında değişiklik göstermekte. Ek olarak Sanal Pos’ların yıllık bir aidat ücretleride bulunmakta.

Bir eBay iştiraki olan GittiGidiyor’da ise satıcılar paralarını EFT veya kredi kartı yöntemleri ile tahsil edebiliyorlar. GittiGidiyor peşin ödemelerde işlem hacmine göre %3 ile %4 arasında banka kartı komisyonu tahsil ettiklerini internet sitelerinde açıklamışlar..

Kaynaklar: ebay.com, ebay.com.au, paypal.com, gittigidiyor.com, businessweek.com, ekonomist, sina afra “Turkish internet sector overwiew” mayıs 2008 sunumu. 

tamisabet.com
haziran 2008  

 

bu yazı tamisabet.com tarafından hazırlanmıştır ve sadece tamisabet.com sitesi kaynak gösterilerek kullanılabilir.